e-Posta :
Şifre :

Etiket: tıp bilişimi

E-öğrenme (0) Literatür (0) Haber (17) Etkinlik (1) Webcast (0)Tümünü göster (18)
e-Romatoloji, romatoloji yan dal uzmanlık öğrencilerinin eğitimine yardımcı olmak amacıyla TRD yönetiminde Pleksus Bilişim Teknolojileri tarafından geliştirilmiş bir elektronik öğrenme platformu. Yan dal öğrencilerine ek olarak, romatoloji ile ilgilenen tüm doktorlar ve tıp fakültesi öğrencileri de www.e-romatoloji.org üzerinden üye olarak bu platformdan yararlanabiliyor.

Romatoloji yan dal uzmanlık eğitim müfredatına uygun olarak romatoloji öğretim üyeleri tarafından hazırlanan e-Romatoloji’de; e-modüller, e-kılavuzlar, e-makaleler, e-uygulamalar ve olgu tartışmaları gibi birçok bölüm yer almakta. Konu uzmanları tarafından hazırlanan 50’yi aşkın eğitim modülün yarısı şimdiden aktif hale getirilmiş durumda. Birçok sosyal sorumluluk projesinde olduğu gibi yine önde gelen ilaç firmaları sponsorluğunda hayata geçirilen e-Romatoloji platformu, Abbvie, BMS (Bristol-Myers Squibb), MSD (Merck, Sharp & Dohme), Pfizer ve Roche ‘un katkılarıyla gerçekleştiriliyor.

e-Öğrenmenin önemi artık günümüzde su götürmez bir gerçek. Uzaktan eğitim platformlarının her yerden ulaşılabilir olması, farklı eğitim platformlarını barındırabilmesi, hızla güncellenebilmesi, kullanıcıların ve eğitimcilerin kullanıcıları objektif olarak değerlendirebilmesi ve eğitimin standardize edilebilmesi gibi onlarca faydası var. Eğitime önem veren kurum ve kuruluşların gün geçtikçe e-öğrenme platformlarına verdikleri önem de artmakta.

Doğru paydaşların bir araya gelmesi ile doğru çözümlerin ortaya çıkması, bu sayede binlerce hekimin kaliteli, hızlı ve standart bir eğitim alması mümkün. Bu duruma dair bilincin artması için de uzaktan eğitim (e-öğrenme) programlarının avantajları konusunda tüm eğitim kurumlarının ve derneklerin e-Romatoloji gibi örnekleri incelemerinde büyük fayda var. Burada görev sadece öğretim görevlileri ve derneklere değil, tüm tıp fakültesi öğrencileri, araştırma görevlileri (asistanlar), yan dal öğrencileri ve uzmanlara da düşüyor. e-Öğrenme platformlarının yararlarını anlayarak eğitim aldıkları kurum ve kuruluşlardan bu tür girişimleri talep etmeleri gerekiyor.

 Kongre kapsamında, sağlık tesisleri yatırımı, finansmanı, altyapı hizmetleri, inşaatı, tasarımı ve planlaması, bina, yenileme çalışmaları, kalite, yasal sorunlar, teknoloji, sistem yönetimi başlıklarında konferanslar ve sergiler organize edildi. Ana teması, Türkiye’de sağlık projelerinin yönetimi ve sorunları olarak belirlenen bu yılki kongrede, geleceğe dönük zorluklar ve çözüm önerileri konuşuldu.

“Sağlık Bakanlığı’nın kamu-özel ortaklığı vizyonunu destekliyoruz”
GE’nin daha kaliteli sağlık hizmetlerinin, daha düşük maliyetlerle, daha fazla insana ulaştırılması taahhüdünü bir kez daha vurgulayan GE Sağlık Türkiye ve Orta Asya Başkanı ve CEO’su Siavosh Moussavi 26 Ekim’de kongre kapsamında bir konuşma yaptı. Moussavi, “GE Türkiye olarak Sağlık Bakanlığı’nın kamu-özel ortaklığı vizyonunu destekliyoruz. Türkiye’nin 2023 vizyonunda belirlenen büyüme hedeflerini yakalayabilmesi için verdiğimiz destekte kararlıyız” dedi.

Hedefimiz, toplumun kaliteli sağlık hizmetlerine daha uygun maliyetle ulaşması
GE Sağlık, Türkiye’de her gün birçok hastanede kullanılan 15 binden fazla teknoloji ürünü ile hizmet veriyor. Ayrıca toplumun daha uygun maliyetli ve kaliteli sağlık hizmetlerine erişimini sağlamak için Sağlık Bakanlığı ve özel sağlık kurumları ile işbirliği yapıyor.

Türkiye aynı zamanda GE Sağlık’ın Rusya ve Bağımsız Devletler Topluluğu, Orta Doğu ve Pakistan, Suudi Arabistan, Afrika, Türkiye ve Orta Asya’yı kapsayan Doğu ve Afrika Gelişen Pazarlar (EAGM) bölgesinde yer alan 84 ülke için genel merkez görevini de yerine getiriyor.

Toplam 28 bakanlık, resmi kuruluş ve STK desteğiyle düzenlenen ICT Summit NOW Bilişim Zirvesi’13’te bu yıl; 22 ayrı konudaki konferans ve forumlar içinde 117 panel ve sunum gerçekleşirken, dinleyicilerin zirveye ilgisi oldukça yoğundu.
Zirvede klinik süreçlerin verimliliğini arttırmanın yanı sıra; hataları minimuma indirmek, gereksiz harcamaları engelleyerek maliyet denetimlerini sağlamak, somut verilerle ilaç kullanımını desteklemek, sağlık hizmetlerinin kolay erişilebilir ve sürdürülebilir olmasını sağlamak konuları ele alındı.

“E-Sağlık, Dönüşüm İçin Önemli Bir Stratejik Hedeftir”
T.C.Sağlık Bakanlığı, Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü E-sağlık Daire Başkanı Dr.Ünal Hülür:”E-sağlık uygulamalarıyla ilgili sağlıkta dönüşümün başladığı 2002 yılından itibaren stratejik hedeflerin 32 tanesinde e-sağlık ile ilgili programların yer alması Bakanlığımızı bu konuya ne kadar önem verdiğini göstermektedir.Standartlar oluşturarak öncülük yapmalıyız.Bütün veriyi tek bir yerde toplamak istiyoruz.Mahrumiyet ve güvenlikle ilgili düzenlemeler yapıldıktan sonra bütün veriler e-sağlık sisteminde gösterebiliriz.Kamu-özel entegre olmuş durumdadır.23 bin aile hekimi bu sisteme veri gönderiyor.Zamanla tamamını online yapmayı düşünüyoruz.Şuanda toplamda %93.5 oranında sisteme veri girilmektedir.Bütünüyle kağıdı ortadan kaldırmak istiyoruz.İngiltere’de 1500 kişiye bir aile hekimi düşerken ülkemizde 3000 kişiye bir aile hekimi düşmektedir.Dijital hastane kavramı önem taşıdığı bu dönemde hasta ve hastalık anlayışlarımız da değişiyor,dolayısıyla sağlığımızı mobil hizmetlerle desteklenmelidir.”sözleriyle sunumunu gerçekleştirdi.

Zirvenin ikinci gününde İstanbul Anadolu Kuzey Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Dr.Şuayip Birinci’nin moderatörlüğünde gerçekleşen panelde “bilişimle kişisel /mobil sağlık yönetimi ve bu olguların nasıl teşvik edilmesi gerektiği üzerine sunumlar gerçekleştirildi. Panelde sunumlarını gerçekleştiren Portalgrup Healthcare Genel Müdürü Elçin Tuncer Şeyman :” E-Sağlık konusunda dijitalleşmeye büyük ihtiyaç olduğunu ve sağlık çalışanlarının dijital uygulamaları kullanmaya teşvik etmeleri bütün dijital kanalların sürekli ve aynı anda kullanılması gerekiyor. Sağlıkta daha şeffaf ,bireye indirgenmiş bir model olan m-sağlık da Kamunun Özeli geçmiş durumda olduğunu söyledi.” Vodafone Türkiye Mobil Pazarlama ve Marka İşbirlikleri Kıdemli Müdürü Emre Kanaat:”İlaca erişimin gelişmekte olan ülkelerde büyük sorun ve nüfus yaşlanıyor, kronik hastalıklarla daha fazla karşılaşılıyor.Amacımız insanların mutluluklarını arttırmak ve ihtiyaç duyduklarında onlara en kolay şekilde yardımcı olarak sağlıklarını koruyabilmelerini sağlayabilmek.Mobil hizmetler erişilebilir olduğunda e-sağlık daha kullanışlı olacak.Mobilite denince akla futiristik fikirler geliyor,oysa mobil artık herkesin cebinde sms ile hayat değiştirmek ve insanların hayatlarına dokunmak mümkün.Mobil ve sağlığın bir araya geldiği ile ilgili Kenya’yı örnek vermek isterim.Kenya’da sıtma hastalığının çok fazla ve bu yüzden ölüm oranları da yüksek ancak m-sağlık çalışmalarımız sayesinde ölüm oranlarının hızlı bir şekilde düştüğünü görüyoruz.”dedi. Acıbadem Mobil Sağlık Hizmetleri Operasyon Koordinatörü Seyfettin Erten:”Bu bir gemi ve geminin içinde hepimizin ayrı rolleri olduğunu belirterek başladı. Mobil uygulamalar ile kronik hastalıkların takibini kolaylaştırdıklarını, kronik hastalıklarıyla nasıl daha sağlıklı yaşayabilecekleri, kişilerin hastalanmadan önce neler yapılabileceği ile ilgili çalışmalarımız var.Yaşlanmaktan ve kronik hastalıklardan korkmamalıyız.Kişilerin belirli periyotlarla bize veri gönderimlerinde kişiye özel bir sağlık ajandası oluşturuyoruz.Bu sayede ilaç kullanım sadakati %25 oranda arttığını gördük.7/24 ulaşılabilecek medikal ekip ve alarm sistemlerinin oluşturulduğunu örneğin,şeker seviyesinin tehlikeli oranlara ulaştığında hasta için nelerin oluşabileceğini bildiğimizden alarmla hemen hekime bildirim yapılıyor.”dedi.Sağlık Bilişim Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Yasin Keleş:”Hedeflerimiz hastaların konforunu arttırmak ve hastalara iyi bir oryantasyon yapılıp,hastaların bilinçlendirilmek.Ayrıca akıllı telefonların kullanım oranının artması sistem için bir alt yapı oluşturuyor.”dedi.

İstanbul Anadolu Kuzey Kamu Hastaneler Birliği Genel Sekreteri Dr. Şuayip Birinci kapanış konuşmasını şu sözlerle tamamladı:”M-sağlık bakış açısı beklentisiyle insanları mobil pencereden baktırmanın çok kolay değil ancak m-uygulamalara insanların kattıklarıyla ne şekilde olursa olsun insanları erişilebilir hale getirebilmelidir. Mobil uygulamalar bizim işimizi kolaylaştıracaksa teşvik edilmeli ve m-sağlık sektörü canlandırılmalıdır. Avrupa’da bir yılda hekimlere başvuru da birinciyiz. Amacımız tedaviye erişim olmalıdır. İletişim kanalını açık tutarsak, hastaya anında ulaşabilirsek onun sağlık durumunu, hekime ve tedaviye ihtiyacı olup olmadığını tespit edip hastayı bilgilendirirsek hem kaliteli hizmeti arttırmış,hem de gerçek hastalara yeterince vakit ayırmış oluruz. Şu anda sağlıkta Avrupa ile aynı seviyedeyiz ancak Kamu olarak bu sektörü desteklersek Avrupa’dan daha ileride olacağımızı düşünüyorum.Dünya’da harcadığı kaynağa göre en iyi memnuniyeti sağlayan ülke Türkiye’dir.Biz İstanbul Anadolu Kuzey Kamu Hastaneler Birliği olarak kendi sistemimizi kurup bağlı olan bütün hastanelerimizi e-uygulamalarla takip ediyoruz.Sosyal medyada yer alan bütün pozitif-negatif yapılan paylaşımlar anında sistemize düşüyor ve gerekli hassasiyeti gösteriyoruz.”dedi.


Günün her saati, istenilen her yerde sağlık hizmeti alabilmenin en kolay yollarından biri haline gelen mobil sağlık uygulamaları, zaman kayıplarının önüne geçilmesi ve düzenli takiple hastalıkların kontrol altına alınması gibi kolaylıklar sunuyor. Digital Health Summit Turkey 2013′te Acıbadem Mobil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Dr. Özgür Turgay, “Sağlık Hizmetlerinde İnovatif Bir Dönüşüm: Mobil Sağlık” konusunda bilgi verdi. 

Türkiye’de Acıbadem Mobil Sağlık uygulamasının en çok indirilen ve aktif kullanıcısı olan aplikasyonlardan biri olduğunu belirten Turgay, bu uygulama ile tek tuşla, bulunulan yere ambulans, doktor ve hemşire çağırılabildiğini kaydetti.

Dr. Özgür Turgay, Med-Index Yayın Yönetmeni Esra Öz’ün sorularını yanıtladı.

Mobil Sağlık Nedir?
Mobil sağlık, teknoloji entegrasyonuyla birlikte, sağlık hizmetlerinin taşınabilir, her yerde kolaylıkla ve hızla erişilebilir olmasıdır. Mobil sağlık, bireylerin günün her saati, istedikleri her yerde sağlık hizmeti alabilmesi, zaman kayıplarının önüne geçilmesi, düzenli kontrollerle hastalıkların kontrol altına alınması gibi etkili sonuçları olan gelişmiş bir sağlık hizmeti anlayışıdır.

Teknoloji baş döndürücü bir hızla gelişiyor. Değişen yaşam koşulları ile ortalama insan ömrünün uzadığı görülüyor. Nüfusun yaşlanmasına bağlı olarak artan kronik hastalıkların kontrol altına alınabilmesi de uzaktan takip sistemiyle mümkün. Bireyselliğin ön plana çıktığı, teknolojinin her alanda konfor sağladığı bu çağda, sağlık hizmetlerine de konforlu ve kolay erişim sağlanması bekleniyor. Mobil sağlık artık bir lüks değil, ihtiyaç.

Sağlık sektöründe mobili kullanırken olmaması gerekenler nelerdir? Olması gerekenler nelerdir?
Teknolojiyi yakından takip etmeyen bir mobil sağlık anlayışı mümkün değildir. Biz Acıbadem Mobil Sağlık olarak dünyadaki gelişmeleri yakından takip ederek, hizmetlerimizi yeni teknolojiye entegre etme konusunda öncü çalışmalar yürütüyoruz. Hizmet verdiğimiz alanın kalbi inovasyon. Statik olursanız, dinamik bir çalışma prensibi izlemezseniz, teknolojik çağın gerisine düşer ve mobil sağlığın gerekliliklerini yerine getiremezsiniz. Bu nedenle teknolojiyi yakından izleme ve yeniliklere adapte olma anlamında adımlar atmak gerekir.

Yurtdışında sağlık sektöründe bu alanda uygulamalar nelerdir? Ülkemizle karşılaştırmasını yapabilir misiniz?
Ülkemizde mobil sağlık henüz çok yeni. Mobil sağlığın kazandırdıklarını daha net gördüğümüzde sektördeki gelişimin daha da hız kazanacağını düşünüyorum. Mobil sağlığın en büyük artılarından biri, hükümetlerin üzerinde büyük baskı oluşturan sağlık maliyetlerini düşürebilmesidir. Avrupa ve ABD’de bu konuyla ilgili çalışmalar yapılıyor ve görülüyor ki; kontrolsüz bir diyabet hastasının yıllık maliyeti 13-16 bin Euro civarında iken, mobil yöntemlere kontrol altında tutulan bir hastanın maliyeti 3-5 bin Euro arasında oluyor. Yani, düzenli takip edilen bir diyabet hastasının yıllık maliyeti ortalama 10 bin Euro azaltılmış oluyor. Türkiye’de yaklaşık 3 milyon diyabet hastası, 20 milyon hipertansiyon hastası bulunuyor. Dolayısıyla mobil sağlık, ülke ekonomimiz açısından da hassas ve önemli bir konu başlığı.

Sağlıkta sosyal medyayı mobil konusunda sizce nasıl kullanılmalı?
Mobil sağlık çalışmalarının temelinde teknoloji yattığı için sosyal medyayı da etkin bir şekilde kullanmakta fayda var. Sağlık sektörü kendini doğru bir şekilde bu yeni dünyaya entegre etmeli. Ülkemizde henüz yeni olan bu sağlık hizmeti anlayışını doğru şekilde ilettiğinde sosyal medyanın doğru bir iletişim aracı olduğuna inanıyorum. Teknoloji çağında yenilikleri takip edebilmek için, online olmak gerek.

Sağlık sektörünün mobil açısından sosyal medyaya bakışı nasıl olmalı?
Bilinçlendirme çalışmalarında yararlı olduğunu düşünüyorum. Sosyal medya içerisinde hızlı bir haber ağı ve anlık bir akış var. Dolayısıyla bilgi bu şekilde daha kolay yayılıyor.

Sağlık sektörü mobil uygulamalarla sosyal medyadan nasıl etkileniyor?
Sağlık hizmetlerinin mobilleşmesi, tüm mobil teknolojilere de adaptasyon gerektiriyor. Acıbadem Mobil Sağlık’ın akıllı telefon uygulaması, hayatı kolaylaştıran yenilikler ve pratik sağlık bilgileri içeriyor. Cep telefonunuzdan Acıbadem Mobil Sağlık uygulamasına girerek, ilk yardım bilgilerine, sağlıkla ilgili sorularınızın cevaplarına kolaylıkla erişebiliyorsunuz. Ayrıca tek tuşla, bulunduğunuz yere ambulans, doktor ve hemşire çağırmak mümkün. Bu uygulamamız, Türkiye’de en çok indirilen ve aktif kullanıcısı olan sağlık uygulamalarından biri oldu. Bu uygulamaların sosyal medyada ile etkileşimi, sağlıktaki yenilikleri izleyebilme açısından da önemli.

Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?
1997 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldum. Ardından Bahçeşehir Üniversitesi’nde işletme alanında yüksek lisansımı tamamladım. 2008 yılında kurulduğundan bu yana, Genel Müdürlüğünü üstlendiğim Acıbadem Mobil Sağlık Hizmetleri’nde görevime devam ediyorum.

Sağlık haberciliği hakkında düşünceleriniz nelerdir? Sağlık haberlerinde nelere dikkat ediyorsunuz?
Sağlık haberciliği toplumun bilinçlenmesinde, sektör çalışanlarının ise yenilikleri takip etmesinde önemli rol oynuyor. Sektör hakkında bilgi almak ve dünyadaki gelişmeleri izlemek için çok yararlı. Bunun yanı sıra hastalıkların tedavisi konusundaki gelişmeler de güncel olarak takip edilebildiğinden, sağlık haberlerinin özenli bir yaklaşımla sunulmasının hayati önem taşıdığı kanısındayım.

Sağlıklı iletişimin olmazsa olmazı size göre nedir?
Özel hayatta da, iş hayatında da dikkatli bir dinleyici olmak, tüm iletişim sorunlarını tedavi eder.




Digital Health Summit Turkey 2013′te “Mobilleşen dünyada sağlık hizmetleri nereye gidiyor?” başlıklı sunum yapan Bozlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Şükrü Bozluolçay, şunları söyledi: “Mobil sağlık hizmetleri ile hastane dışı medikal uygulama ve hizmetleri kolaylaşarak yaygınlaşacak. Evde bakım ve evde takip ile sağlık giderlerinde tasarruf ve hizmet kalitesinde önemli artış sağlanacak. Kişiye özel tedavi ve takip yöntemleri gelişecek.”
Bozlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Şükrü Bozluolçay, Med-Index Yayın Yönetmeni Esra Öz’ün sorularını yanıtladı.

Mobilleşen dünyada sağlık hizmetleri nereye gidiyor?
Dijitalleşen dünyada hayatımızın her alanında birçok mobil hizmet almaya başladık. Eskiden fatura ödemek için bile kuyruklarda beklenirdi, şimdi koltuğumuzdan kalkmıyoruz. Kamu kurumlarından bile bir çok hizmeti online olarak alabiliyoruz. Eskiden bize bilim kurgu gibi gelen birçok uygulama artık hayatımızın bir parçası oldu.
Bugüne kadar teknolojideki gelişimlerden en çok faydalanan ve kendini yenileyen sektörlerden biri olan sağlık sektörünün de bu gelişmelerin dışında kalması düşünülemez. Yakında hepimizin aşina hale geleceği mobil sağlık hizmetleri ile hastane dışı medikal uygulama ve hizmetleri kolaylaşarak yaygınlaşacak, evde bakım ve evde takip ile sağlık giderlerinde tasarruf ve hizmet kalitesinde önemli artış sağlanacak. Kişiye özel tedavi ve takip yöntemleri gelişecek.

“Kişilerin Yaşam Tarzları ve Alışkanlıklarını Değiştirecek Uygulamalar Yaygınlaşacak”
Ameliyat sonrası veya kronik hastalıklar için uzaktan hasta takip sistemleri, uzaktan ikinci görüş alma olasılığı, sağlık personeli için uzaktan asistans sistemleri, sensörler aracılığı ile hastanın evinde yaptığı fizik tedavi hareketlerinin izlenmesi gibi hastane dışı sağlık hizmeti sunumu gibi hizmetler hayatımıza çoktan girdi. Bunların daha da yaygınlaşmasını bekliyoruz. Ayrıca kişilerin yaşam tarzları konusunda alışkanlıklarını değiştirecek uygulamaların yaygınlaşması ve benimsenmesi ile hastalıkların önlenmesi de mobil sağlık uygulamalarının bize getirilerinden biri olacak.

Mobil Sağlık, Verimliliğin Artması ve Maliyetlerin Düşmesini Sağlıyor
Hizmetlerin mobilleşmesi ise hastane ya da tıp merkezleri sınırları içinde verilen hizmetlerin, bu merkezlerin dışında da verilebilmesinin sağlanması ve önleyici tıp faaliyetleri ile sektör çapında verimliliğin artması ve maliyetlerin düşmesine kadar birçok avantaj sağlıyor. Kimi zaman Mobil Sağlık, kimi zaman da Tele Medicine, Teletıp, eHealth veya mHealth olarak adlandırdığımız bu olgu, teknolojinin ve modern yaşam tarzımızın kaçınılmaz kılmakta olduğu ve tüm aktörlerin uyum sağlamak zorunda kalacağı yeni bir paradigma.

Dikkat edilmesi gerekenler nelerdir?
Mobil sağlık söz konusu olduğunda en çok dikkat edilmesi gereken konunun hasta verilerinin mobil dünyadaki gizliliğini ve güvenliğini sağlamak olmalı. Bu konunun göz ardı edilmesi tüm taraflar için maddi ve manevi telafisi imkansız sonuçlar doğuracaktır.

Veri Güvenliği En Hayati Önceliklerimiz Arasına Giriyor
Elektronik hasta kayıtları ve hasta geçmişi verilerine, verinin nerede olduğuna bakılmaksızın istenildiği anda ihtiyaç sahibi tarafından merkezi veritabana toplanan ve her yerden ulaşabilme imkanı sağlanıyor. Elde ettiğimiz birçok avantajın yanı sıra veri güvenliği en hayati önceliklerimiz arasına giriyor. Bu konuya hem kanun koyucular, hem yazılım ve teknoloji şirketleri hem de bu sistemleri kullanacak insanlar olarak çok dikkat edilmesi gerekiyor.

Sağlık Bakanlığı’nın Stratejiyi Belirlemesi Ve Yasal Altyapıyı Oluşturmasını Bekliyoruz
Mobil sağlıkta olasılıklar sonsuz gözükürken bu alanı düzenleyecek yeni yasalara ihtiyaç olacağı aşikar. Bu konuda Sağlık Bakanlığı’nın ülke genelindeki stratejiyi belirlemesi ve yasal altyapıyı oluşturmasını bekliyoruz. Ayrıca bu konuda teşvik sistemlerinin de oluşturulması tüm aktörlerin yararına olacaktır.

Yurt dışında sağlık sektöründe bu alanda uygulamalar ne durumdadır?
Dünya ile karşılaştırdığımızda ülkemiz gerek hastaneleri ve doktorları ile sağlık konusundaki yetkinliği, gerek mobil iletişim altyapısı, gerek sosyal medya ve internet yatkınlığı ile gelişmiş ülkeler ile yarışır konumda. Ancak ülkemizdeki uzaktan takip ve tedavi sistemleri henüz dünyadaki örneklerinin gelişmişliğini yakalamış durumda değil. Burada sağlık kuruluşlarının, sigorta şirketlerinin, Telekom ve teknoloji şirketlerinin hastalara direkt etki edecek sistemlere yatırım yaparak hayata geçirmesi gerekiyor, ancak bu sistemlerin finansmanı konusunda da teşviklerin sağlanması gerekiyor. Yine de kısa süre içerisinde bu konudaki en iyi uygulamaları yakalayacağımıza inanıyorum.

Sizce sağlık sektörü sosyal medyayı nasıl kullanmalı?
Sağlık sektöründe sosyal medya çok dikkatli kullanılmalı. Sağlığın ve sağlık hizmetlerinin kar ve sansasyon uğruna suistimal edilmesi düşünülemez. Bu yüzden sağlık sektörü paylaşımlarında azami dikkat göstermeli. Takipçilere anlayabilecekleri dilde ve uygun seviyede, bilimsel dayanağı olan bilgiler verilebilir ancak hastaları korkutan, onların endişelerini en üst düzeye çıkaran. Yine de kronik hastalıkların önlenmesi veya aile sağlığı gibi konularda bilinçlendirme çalışmaları için sosyal medyanın son derece uygun olduğunu düşünüyorum.

Sağlık sektörünün sosyal medyaya bakışı nasıl olmalı?
Sektör olarak sosyal medyadan uzak kalamayacağımız oldukça net ancak burada oto-kontrol mekanizmaların mümkün olduğunca kullanılmasını tavsiye edebilirim. Sosyal medya yönetimlerinin sağlık konusunda bilgi birikimi olmayan sosyal medya ajansları tarafından yapılmasının birçok iletişim kazasına neden olabileceği unutulmamalı. Sağlık kuruluşlarının sıkı denetimi altında yapılmalı. Tüm içerikler uzman doktorlar tarafından kontrol edilerek ilerlenmeli. İnternette bilgi arayan hasta ve hasta yakınlarını yanlış yönlendiren ve tedirgin edici içeriklerden uzak durulmalı.

Hastalar sağlık alanında sosyal medyadan nasıl etkileniyor?
Hastalar ve hasta yakınları sosyal medyadan ve internetten olumsuz vakalar ile karşılaştıklarında oldukça fazla etkileniyor. Bu da kanser gibi moral gerektiren birçok hastalıkta oldukça moral bozucu bir durum. Ayrıca internetteki kirli bilgi dediğimiz yanlış sağlık bilgisi nedeni ile hasta ve hasta yakınlarının bilim dışı uygulamalara kayması veya yanlış ilaç kullanmaları bizi oldukça üzüyor.

Sağlık haberciliği üzerine düşüncelerinizi öğrenebilir miyim?
Sağlık haberciliğinde sansasyondan uzak durulması gerektiğine inanıyorum ve şanslıyım ki ekiplerimizdeki tüm hekimlerimiz de benimle aynı fikirde. Hastaları korkutan ve yanlış yönlendiren haberlerden kaçınıyoruz.

Sağlıklı iletişiminin olmazsa olmazı size göre nedir?
Sağlık iletişiminde bilimsellikten kesinlikle uzaklaşılmaması ve uygun bilinçlendirme çalışmalarına ağırlık verilmesi gerektiğine inanıyorum.

Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?
1975-1989 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde tıp eğitimi ve Nükleer Tıp ihtisasımı yaptım. 1989 yılında nükleer tıp hizmeti veren MNT’yi kurdum. Ağırlıklı olarak sağlık sektöründe cihaz ve hizmet sağlayıcılığı ve ilaç üretimi konularında faaliyet gösteren şirketleri bünyesinde barındıran Bozlu Holding’in Yönetim Kurulu Başkanlığını yürütüyorum. Halen TÜSİAD’ın "Sağlık Çalışma Grubu"nun başkanlığını yapıyorum. Evli ve 2 çocuk babasıyım.


Sektörün en yenilikçi zirvesi olma özelliğini taşıyan Digital Health Summit Turkey 2013, bu sene de ilkleri gerçekleştirerek, sağlık sektörünün tüm paydaşlarına yeni dijital çözüm önerileri sundu. PTMS tarafından bu yıl 18-19 Eylül 2013’te ikincisi düzenlenen zirveye; ilaç sektörü, kamu ve özel sektörden sağlık kurumları, mobil operatörler, teknoloji firmaları, geri ödeme kurumları başta olmak üzere sağlık sektörünün her kesimi yoğun ilgi gösterdi.

Etkinliğin ana sponsorluğunu Avea üstlenirken, Microsoft, İntel gibi teknoloji firmaları ve Acıbadem Mobil Sağlık gibi hizmet sağlayıcı firmalar sponsor olarak destek verdiler. Dijital kanallar ve mobil teknolojilerin kurumsal değişime ve sağlığın geleceğine sunduğu olanakların konuşulduğu konferansta, ilaç sektörü, teknoloji ajansları, hasta dernekleri, GSM operatörleri ve kamu kurum ve kuruluşları kendi çalışmalarından örnekleri paylaştılar.

Dijiital sağlık uygulamalarının anlatıldığı ilk günün moderatörlüğü, Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Elgiz Yılmaz tarafından gerçekleştirilirken, zirve programında Johnson&Johnson, Pfizer, Bayer, Bilim İlaç, Novo Nordisk, Sanofi, Lundbeck, Boehringer gibi ilaç firmalarının proje paylaşımlarına ve, Motivolog, Europa Donna, Kanserle Dans gibi hasta derneklerinin deneyimlerine yer verildi. Ayrıca zirvenin ilk günü İstanbul Bilgi Üniversitesi ve Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakülteleri işbirliği ile yürütülen Türkiye’de ilk kez gerçekleştirilmiş olan “Mobil Sağlık Kullanıcı Araştırması” sonuçları paylaşıldı.

Zirvenin ikinci günü ‘doktor-hasta-hastane üçgeninde mobil sağlık’’ uygulamalarına ayrılırken, moderatörlüğü Dr. Cenk Tezcan üstlendi. İkinci gün açılış konuşmasını Sağlık Bakanlığı İstanbul Anadolu Kuzey Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Dr. Şuayip Birinci’nin yaptığı zirvenin programında Avea’nın teletıp oturumu, Microsoft, İntel ve Acıbadem Mobil Sağlık’ın mobil sağlık çözümleri dikkat çekti. Zirvenin uluslar arası nitelik katan ve Avrupa Birliği projelerinde önemli çalışmalara imza atan 3G Doctors’ın kurucusu David Doherty ve HIMSS Analytcs Europe Genel Direktörü Rainer Herzog, dünyada gelişen yeni mobil çözümler ve iş modelleri ile katkı sağladılar.

Zirve 2014 yılında sağlık sektörüne vizyon kazandıracak yenilikçi dijital sağlık çözümlerine yer vermek üzere sona erdi. .

Tüm dünyada insan sağlığının geliştirilmesi ve teşvik edilmesi için sağlık hizmetlerinde yardımcı öğeler olarak kullanılan mobil sağlık aplikasyonları, ülkemizde de akıllı telefon pazarının gelişmesiyle kullanıcılara kendi sağlıklarını daha yakından izleyebilmeleri için avantajlar sunuyor.
Bilgi Üniversitesi Araştırma Görevlisi Seray Öney Doğanyiğit tarafından Türkiye’de yapılan en geniş kapsamlı araştırma olma özelliğini taşıyan ’ Mobil Sağlık Aplikasyonu Kullanım Araştırması’’nın ilk sonuçları DHS Turkey 2013’te açıklandı.

Türkiye’de bugüne kadar yapılmış en kapsamlı araştırma olma özelliğini taşıyan ‘’Mobil Sağlık Aplikasyonu Kullanım Araştırması’’, kullanıcıların hem teknolojiye eğilimlerini hem de kendi sağlıkları ile ilgili eğilimlerini anlamak üzere yapıldı. Bu araştırma, Mobil Sağlık Aplikasyonu kullanıcıları kimlerdir? Hangi demografik özelliklere sahip kullanıcılar ne tür kategoride aplikasyonlar kullanmaktadır? Kullandıkları sağlık aplikasyonlarının özellikleri nelerdir? Sağlık aplikasyonu kullanma sebepleri nelerdir? gibi sorulara cevap arıyor.

6 Bin Kişinin On-line Ortamda Katıldığı Araştırmadan Çarpıcı Sonuçlar Çıktı
Yaklaşık 6 bin kişinin on-line ortamda katılım gösterdiği araştırmada, kalitatif ve kantitatif araştırma yöntemleri kullanıldığını belirten Seray Öney Doğanyiğit, şu bilgileri verdi: “Türkiye’de de bugüne kadar yapılmış en kapsamlı araştırma olma özelliğini taşıyan ‘’Mobil Sağlık Aplikasyonu Kullanım Araştırması’’, kullanıcıların hem teknolojiye eğilimlerini hem de kendi sağlıkları ile ilgili eğilimlerini anlamak üzere yapıldı. Ülkemizde de akıllı telefon pazarının gelişmesiyle sağlık aplikasyonu kullanımının gün geçtikçe artıyor olması, kullanıcılara kendi sağlıklarını daha yakından izleyebilmeleri için avantajlar sunuyor. Bu araştırma, mobil sağlık aplikasyonu pazarına girmek isteyen oyuncular için çok geniş kapsamlı veriler sunuyor.


“İnternette Sağlık Arama Oranları Yüzde 98”
Araştırmaya katılanların yüzde 51’ini 18-35 yaş arasındaki bireyler oluştururken, bunların yüzde 55’i kadınlardan oluşuyor. Mobil telefon kullananların oranı yüzde 71 iken, tablet kullananların oranı yüzde 39. Tablet ya da akıllı telefon kullananların yüzde 71’i aplikasyon yüklerken, bunların yüzde 58’ini sosyal ağlar oluşturuyor. İnternette sağlık arama oranları yüzde 98 gibi bir oran olurken, bunlar arasında en üst sırayı, hastalık belirtileri, ilaç bilgisi ve tedavi önerileri oluşturuyor.

“Mobil Sağlık Aplikasyonu Kullanımında İlginç Veriler “
Mobil sağlık aplikasyonları yüzde 15 akıllı telefonlarda, yüzde 9 ise tablet bilgisayarlarda kullanılıyor. İleride sağlık aplikasyonu kullanmak isteyenlerin ise yüzde 74 ile çok büyük bir potansiyeli işaret ediyor. En fazla kullanılan mobil sağlık aplikasyonları; Hastane randevu arama Sağlık çalışanı arama, eczane, diyet takip ve egzersiz.. Seray Öney Doğanyiğit; Türkiye’deki en büyük açığın Türkçe aplikasyon eksikliği olduğunu ve aplikasyon üreticilerinin doğru ikna stratejileri ve o ülkenin sağlık eğilimlerini doğru anlayarak aplikasyonların ona göre tasarlanması gerektiğini vurguluyor. Araştırmada çeşitli demografik özelliklere göre yapılan çapraz analizler ilgi çekici.
• Cep telefonunda herhangi bir aplikasyon kullanan kadınların yüzde 24’ü akıllı telefonda sağlık aplikasyonu kullanıyor.
• İnternette sağlık bilgisi arayan erkeklerin yüzde 19’u akıllı telefonda sağlık aplikasyonu kullanıyor.
• 18-35 yaş arasında lisans mezunu muhasebeci erkekler en çok hastane randevu amaçlı sağlık uygulaması kullanıyor.


“Sağlık Personeli Yetersizliği Teknolojinin Daha Etkin ve Verimli Olarak Kullanılmasının Zorunlu Kılıyor”
Bozulan çevre dengesi, kaynakların eşit olarak dağılmaması, küresel ısınma vb. nedeniyle oluşan sorunlar ve insanın kendi eliyle sağlığına verdiği zararların artmasıyla birlikte, bilinçlenmeye başlayan toplumlar bu sorunları çözümlemek için artık daha fazla çaba ve kaynak harcamaya başladı. Bunun üzerine dünyada artan yaşlı nüfusu ve buna bağlı olarak kronik hastalıklardaki artış; hastane ve sağlık sistemi üzerindeki yükü arttırarak, sağlık harcamalarını baş edilemez düzeylere çıkarıyor. Sağlık personeli yetersizliği de tabloya eklenince sağlık sektöründe teknolojinin daha etkin ve verimli olarak kullanılmasının zorunlu olduğu belirgin şekilde ortaya çıkıyor.

“Sağlık Sistemi Hastane ve Doktor Odaklı Bir Sağlık Sistemden, Birey Odaklı Bir Sisteme Dönüşecek”
21. yüzyılda sağlıkta gerçekleşecek bu büyük dönüşüm sağlık sisteminin hastane ve doktor odaklı bir sağlık sistemden, birey odaklı bir sistem haline geleceğini ve “kişiselleşeceğini” de işaret ediyor. Kişiselleşen sağlık kavramı; sadece hasta olduğunda sağlık sistemine başvuran ve takip edilmeyen bireyden farklı olarak, kendi sağlığıyla ilgili sorumluluk alan, sağlıklı yaşamaya, hasta olmamaya özen gösteren, sağlık verilerini yanında taşıyan, gerektiğinde hastalığıyla ilgili verilerin 7/24 kontrol altında tutulduğu proaktif bir yaklaşımı betimliyor.”

Seray Öney Doğanyiğit Kimdir?
Seray Öney Doğanyiğit İstanbul Bilgi Üniversitesi Halkla İlişkiler Programında Araştırma Görevlisi olarak çalışmaktadır. Sağlığın Geliştirilmesi ve Sağlık İletişimi alanlarında çeşitli konularda çalışmakta olan akademisyen, gelişen ve değişen sağlık ihtiyaçları doğrultusunda Sağlığın Geliştirilmesine yönelik uygulamalardan biri olan Mobil Sağlık uygulamalarının, bugün nasıl kullanıldığı ve sağlık davranışı üzerinde ne tür belirleyici etkilere sahip olabildiği üzerine tez çalışması yürütmektedir.

Geçtiğimiz yıl farklı, özgün ve zengin içeriği ile Türkiye'nin ilk Dijital Sağlık Zirvesi'ni gerçekleştiren PTMS (Pharma Tailor Made Services), alanında uzman toplam 43 konuşmacı ile sağlık sektörünün farklı alanlarında hizmet veren tüm paydaşları bir araya getirdi. Dijital kanalların sağlık sektörüne entegrasyonu ve kullanımı ile ilgili soruların cevap bulduğu ve deneyimlerin paylaşıldığı vizyoner organizasyon, bu yılda zengin konu başlıklarını sektörün öncü kurum ve kanaat önderlerinin aracılığı ile sağlık sektörüne sunmayı amaçlıyor…

İlk gününde İstanbul Üniversitesi Hastaneleri Genel Direktörü Yrd.Doç. Dr. S.Haluk Özsarı’nın açılış konuşması ile başlayacak olan zirve; Mobilleşen Dünyada Sağlık Hizmetlerinin Geleceği, Dijital Pazarlamada Çift Yönlü İletişim, Sağlık Sektörünün Gerçek Paydaşı Hastalar, Türkiye’de Mobil Sağlık Aplikasyonu Kullanıcı Araştırması, İlaç Pazarlamanın Gelenekselden Dijitale Yolculuğu, Dijital Dünyada İçerik Yönetimi gibi oturum başlıkları ile sağlık sektörüne önemli bilgi, deneyim paylaşımı ve vizyoner bakış açıları sunuyor.

Digital Health Summit Turkey 2013'ün ikinci gün odak konusu "Mobil". Zirve, dünyada bu alana öncülük eden 3G organizasyonunun kurucusu David Doherty ve HIMSS Analytcs Europe Genel Direktörü Rainer Herzog’u ağırlıyor. Ayrıca Sağlık Bakanlığı İstanbul Anadolu Kuzey Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Dr.Şuayip Birinci, Microsoft Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Cavit Yantaç, Acıbadem Mobil Sağlık Direktörü Dr.Özgür Turgay ve IPPA İletişim Direktörü Fatmanur Erdoğan gibi konuşmacıların mobil sağlık çözümlerine yönelik ilham verici sunumları da programda yer alıyor. SGK’nın mobil sağlık konusuna yaklaşımı ve dijital dünyada aktif rol alan hekimlerin paneli ise DHSTurkey 2013'ün diğer ilgi çekici oturum örnekleri.

Digital Health Summit Turkey 2013 katılımcıları zirve boyunca çeşitli sürprizlerle de karşılaşacaklar. Onur Uz’un piyano performansı ile DHSTurkey ruhu için özel olarak hazırladığı besteleri, ‘’Digital Health Summit 2013 şarkıları’’ adı altında sergilenecek.

Tüm bu zengin konuk ve konu başlıkları ve daha fazlası 18-19 Eylül Maslak Sheraton’da …

www.dhsturkey.com

twitter.com/DHSTurkey

www.facebook.com/DHSTurkey

www.linkedin.com/groups?gid=4226683


 İlk olarak Amerika Birleşik Devletleri’nde kullanılmaya başlanan cep telefonuyla genel muayene teknolojisi masrafsız ve zahmetsiz özelliğiyle tüm dünyada yeni bir dönemin başlangıcı olacak.

Hastanede tam teşekküllü bir kontrole 3 bin ya da daha fazla bir meblağ ödemektense, kendi muayenenizi bir telefonla yapabileceksiniz.’‘

Doktor Eric Topol birkaç telefon aplikasyonunu kendi geliştirmiş.

Doktor Eric Topol: ‘‘Her doktor bu konuyu öğrenmeli. Bu gerçek bir steteskop ve günümüzde sıkça kullandığımız bu aletin yerine koca aygıtı neden taşıdığımızı hala anlayamıyorum. ‘’

Hastalara ulaşım rahatlığı da sağladığından telefon ve tablet aplikasyonlarının konforu gerçekten tartışılmaz. Kalp doktorlarına günlük rutin testlerin ulaşması bir tık ötede olduğundan, hastalar evlerinden çıkmadan testlerini yapıp doktorlarına dijital ortamdan sonuçları yollayabiliyorlar.

Teknolojinin kolaylığını kalp hastası Bill Sousa şu sözlerle aktarıyor:  “Haftalık raporları direkt olarak doktoruma göderiyorum. Tek yapmam gereken bir tuşa basmak.”

Fransız menşeili teknoloji, birkaç yüz Dolar turtarında ancak uzun vadede paradan ve zamandan büyük tasarruf sağlıyor.

San Diego’da ise teknolojinin bir üst sürümü için çalışmalar başladı. Küçük bir aygıtla herkesin kendi doktoru olmasını amaçlayan teknik hayat kurtarıcı olduğu kadar ürkütücü de…

Bu yöntemle bir hastanın tüm verileri vücuduna yerleştirilen bir çiple elde edebilecek. Kalp atışı, tansiyonu, nefes sıklığı, kan sayımı hatta ateşi… Tüm verilerinizin doktorunuza bir mesaj kadar yakın olması ise her geçen gün mesafelerin ve sınırların genişlediği dünyamızda zaman kazandırıcı bir etki yaratıyor.

Konunun uzmanı Garry Manning durumu şu sözlerle özetliyor: “Tüm verilere anında ulaşılıyor. Böylece anında karar verebiliyorsunuz. Şimdi biz de tüm diğer şirketlerin yapacağı gibi, elimize geçen verileri hastaların lehine sonuçlar yaratmak için kullanacağız.’‘

Doktor Topol yakın gelecekte küçük aygıtların her bireyin derisin altına yereştirilip tüm sağlık gelişmelerinin anında cep telefonundan izlenebileceği görüşünde.
Doktor Eric Topol:  “5 yıl sonra bir gün nano teknolojik çipler kanımıza yerleştirilip kanserli hücrelerimizi kontrol edebilir.’‘

Eken teşhis ve tedavi kulağa hoş geliyor. Peki ama doktorlar? Ya bir gün onlara da ihtiyacımız kalmazsa…

Belki de her hastalığı cep telefonumuz ve internet bağlantısıyla çözeceğimiz dönem o kadar da uzak değil. Akıllı aygıtlarımızla idrar testini alabilir, kendi doktorumuz olabiliriz. Bilim kurgu gibi görünse de aslında değil. Doktor aplikasyonu Mart 2014’te satışa sürülmeye hazırlanıyor. Her bireyin çocuğunun ateşini, tıpkı maillerini kontrol eder gibi denetlemesi mümkün. Heyecan verici ama bir o kadar da düşündürücü bir gelecek bizleri bekliyor.


Hastaneler arası bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanımı sayesinde uzaktan teşhis, tedavi, takip ve değerlendirme imkânları sunan “Tele-Tıp” uygulaması meyvelerini vermeye başladı. 2007 yılında başlatılan ve 61 gönderici ile 10 alıcı hastaneyi birbirine bağlayan Sağlık Bakanlığı kilometrelerce uzakta çekilen bir röntgenin saniyeler içinde alıcı hastanelere aktarılıp yorumlanmasının önünü açtı. Projenin başlangıcından itibaren sisteme 11 bin 132 tıbbi görüntünün aktarılıp incelendiği öğrenildi. Bu kapsamda sistemde en çok Bilgisayarlı Tomografi (CT) verisi tetkik edilirken, ardından MR, Direkt Xray, Patoloji gibi alanlarda verilerin tetkiki uzaktan sağlamış oldu. Böylece “yeterli uzmanın olmaması” problemi de ortadan kaldırıldı. Sistem sayesinde karmaşık vakalarda doğru teşhis ve tedavi için ikinci görüşün alınmasının da önü açılmış oldu.

Sağlık bilişimi fuarı olan HIMSS’in Avrupa ayağı, bu yıl İrlanda’nın Dublin kentinde düzenlendi. Etkinliğin ilk gününde, geçtiğimiz ay HIMSS Akreditasyon sürecini başarı ile bitiren Gazi Mustafa Kemal Devlet Hastanesi, HIMSS Analytics EMRAM Stage6 ile akredite edildi. Son durum ile birlikte, Avrupa’da HIMSS Stage6 akreditasyonuna sahip olan toplam 27, Stage7’de ise, iki hastane olduğu bildirildi.
sağlık bakanlığı e-Sağlık Daire Başkanı Dr. Ünal Hülür, yaptığı konuşmada Türkiye’deki sağlık sisteminin herkesin düşündüğünden çok daha ileride olduğunu ve Türkiye’deki tüm hastanelerin Stage6 ve Stage7 için büyük bir aday olduğunun altını çizdi.

DİJİTAL HASTANE
Değerlendirme sürecinde dış gözlemci olarak jüride yer alan Claus Duedal Pedersen da, “Hastanedeki sistemi ve otomasyonu gördüğümüzde gerçekten çok etkilendik, bu kadar başarılı olacağını beklemiyorduk fakat, gerçekten son derece iyi hazırlanmışlardı” dedi.
Süreci değerlendiren HIMSS Analytics Direktörü Uwe Buddrus ise, “Sağlık Bakanlığı’nın Ankara Gazi Mustafa Kemal Hastanesi’ni neden ‘Kağıtsız ve Dijital Hastane’ olarak adlandırdığını şimdi daha iyi anladık” diye konuştu.

KARAR DESTEK SİSTEMİ
En göze çarpan işlemin e-Reçete işlemi ile iPad’ler yardımıyla ilaç torbaları üzerlerindeki barkodlarla, hasta bileklerindeki barkodların eşleştirildiği Kapalı Devre İlaç Sistemi’nin olduğunu vurgulayan Buddrus, bunun Avrupa’daki en iyi uygulamalardan birisi olduğunu ifade etti. Uygulanmasına devam edilen fakat, şu an bile çok gelişmiş bir Karar Destek Sistemi’nin olduğunu belirten Buddrus, ilaç-ilaç, ilaç-gıda, ilaç-diet, ilaç-alerji gibi pek çok etkileşimlerin, sık kullanılan teşhis yardımlarının ve protokol destek sistemi ile pop-up’ların kullanılmakta olduğunu vurguladı.

John Markoff tarafından yapılan, Newyork Times’ ta 6 Mart 2013’ te yayınlanan bir habere göre, araştırmacılar Google, Microsoft ve Yahoo arama motorlarına girilen sorgu verilerini kullanarak, Microsoft, Stanford ve Columbia Üniversitesi'nde bilim adamları ilk kez Gıda ve İlaç İdaresi( FDA) uyarı sisteminde bulunmadan önce, bildirilmeyen reçeteli ilaç yan etkilerine ait kanıtları yakalamıştır.

Multimedya

2010 yılında araştırmacılar, Web arama kayıtlarından alınan altı milyon internet kullanıcısı tarafından yapılan sorguları incelemek için otomatik yazılım araçları kullanarak, bir antidepresan olan paroksetin ve bir kolesterol düşürücü ilaç pravastatin ile ilgili aramalara baktı. İki ilacın kombinasyonunun, yüksek kan şekerine neden olduğuna dair kanıtları bulmak mümkün oldu.
Çalışma sonuçları ilk kez, Amerikan Tıp Bilişimi Derneği Dergisi’ nde yayınlandı. Çalışma, ‘Google Grip Trendleri’ gibi halka hastalık yaygınlığı hakkında erken uyarı vermek için kullanılan servisler tarafından uygulanan veri bulma tekniklerine dayanmaktadır.
FDA, Advers Olay Raporlama Sistemi olarak bilinen bir sistem ile yan etkileri rapor etmelerini hekimlerden istemektedir. Ama bu veriler, sadece hekimin fark ettiği ve rapor ettiği olaylardan oluşturulduğu için sınırlıdır.

Stanford Biyomühendislik Bölümü başkanı Russ B. Altman tarafından, FDA’ de bulunan veriler aracılığıyla, bir yazılım kullanarak ‘ilaç-ilaç" etkileşimlerini keşfetme sürecini otomatikleştirmenin mümkün olup olmadığını sorgulayan bir laboratuvar çalışması yürütüldü. Grup, bu şekilde paroksetin ve pravastatin arasındaki etkileşimi tespit etmenin mümkün olduğunu Mayıs 2011'de rapor etti. Araştırmada, hastada hiperglisemi gelişme riskinin ilacın tek başına alınmasıyla karşılaştırıldığında artış olduğu belirlendi.

Altman’ ın , FDA benzeri verilere daha hızlı ve daha doğru bir şekilde erişim olup olamayacağını merak etmesinden sonra yeni bir çalışma yapıldı.
Arama geçmişlerinin alınmasına izin verecek kullanıcıların web tarayıcılarında toplanan anonim bilgileri taramak için Microsoft'ta bilgisayar mühendisleri bir yazılım oluşturdu. Bilim adamları ilaç, semptom ve durum bilgisiyle ilgili 82 milyon bireysel aramayı kaydedebildi.
Araştırmacılar ilk olarak 2010 yılında, paroksetin ve pravastatin ile ilgili tek tek arama yanı sıra, her iki terimin birlikte tarandığı aramaları belirledi. Daha sonra her bir gruptaki kullanıcıların, aynı zamanda, ‘bulanık görme’ ya da ‘yüksek kan şekeri’ veya benzeri ifadelerle ki neredeyse semptomların %80’ ini oluşturan hiperglisemi semptomlarını arama olasılığını hesapladılar.
12 aylık dönemde her iki ilaç için arama yapan kişilerin, sadece biri için arama yapmış olanlara göre, hiperglisemi ile ilgili terimleri arama olasılığının daha fazla olduğu belirlendi. (Sadece bir ilaç için yüzde 5 ve yüzde 4 ile karşılaştırıldığında yaklaşık yüzde 10)
Her iki ilaç ile ilgili semptomlar için arama yapan kişilerin kısa bir süre içinde arama yapma ihtimali olduğu bulundu: yüzde 30’u aynı gün arama, yüzde 40’ ı aynı hafta içinde ve yüzde 50’ si aynı ay içerisinde arama yapmaktadır.

Redmond Wash, Microsoft Araştırma laboratuarı, eş-direktörü Eric Horvitz, bu tür tüm farklı ilaç çiftleri veya kombinasyonları için verilen çalışmanın nasıl zor yapıldığını hayal edebilirsiniz, dedi.

Araştırmacılar tespit ettikleri aramalardaki sinyallerin gücüyle şaşırdı ve FDA’in yan etkileri izlemek için mevcut sisteme ekleyebileceği değerli bir araç olacağını savundu. Bu tür sinyalleri dinlemenin potansiyel halk sağlığı yararı vardır ve diğer bilgi kaynakları ile entegre edilmelidir, diye yazdılar.

Araştırmacılar, şimdi sosyal medya kaynaklarından davranışsal veri ve bilgi gibi, yeni bilgi kaynaklarının nasıl eklenebileceğini düşündüklerini söyledi. Zor olanın, bireysel gizliliği koruyarak yeni veri kaynaklarını entegre etme olduğunu not ettiler.

FDA, halen piyasa da olan ilaçların risklerini değerlendirmek için 2008’ de başlatılan Sentinel Girişimi finanse etmektedir. Bu projeyle sonunda ABD’ de 100 milyondan fazla kişinin ilaç kullanımının monitorize edilmesi planlanıyor. Sistem büyük ölçüde sağlık personeli tarafından toplanan bilgileri esas alacaktır.
Dr. Altman, tonlarca ilaç etkileşimin olacağı kötü haberdir, iyi haberse halk sağlığına etkilerini değerlendirmek için çeşitli yollarımızın olduğudur dedi.
Bu çalışmaya F.D.A.’ ın katılımından heyecan duyduğunu belirtti. Onlar mekanizmalar ve beklenen kamu sağlığına etkisini bulmak için yollara sahip dedi.

Kaynak: Febril Nötropeni





.








 TET Ar-Ge Proje Baharı’nda yeni fikirler çiçek açtı, birbirinden yaratıcı projeler sergilendi. Finale kalan 80 proje arasından sıyrılıp birincilik ödülünün sahibi olan Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nden Levent Beker, dünyada bir ilk olan mikro işitme cihazı ile fark yarattı. Kulak zarının içine yerleştirilen ve kendi elektriğini kendi üreten bu sistem, 24 saat kesintisiz duyma ve estetik bir görüntü sağladığı gibi sudan etkilenmiyor, pil ve şarj derdini ortadan kaldırıyor.

İstanbul Elektrik-Elektronik, Makine ve Bilişim İhracatçıları Birliği (TET) tarafından ikincisi düzenlenen TET Ar-Ge Proje Pazarı ya da diğer adıyla Proje Baharı’na bu yıl Türkiye, ABD ve Avrupa’dan 250 proje başvurdu, yapılan değelendirme sonucunda 80 proje etkinlikte sergilenmeye hak kazandı. İçlerinden 6 projenin sahibi ise ödüle layık görüldü. Yarışmanın bu yılki birincisi Levent Beker, Ortadoğu Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği’nden mezun ve halen ODTÜ-MEMS Grubu’ndamikro boyutlarda mekanik sistemler üzerinde çalışmalarını sürdürüyor.

İşitme engellilerin hayatını kolaylaştırmakta bir devrim sayılabilecek mikro işitme sisteminin fikri de kendine ait… Levent Beker, TET Proje Baharı’nda 50 bin TL’lik birincilik ödülünü kazandığı bu proje ile dünyada da bir ilki gerçekleştirdi çünkü bu konuda yapılmış bir akademik çalışma yok.
İşitme engelliler günümüzde sesleri koklear implant denilen cihazların yardımı ile duyabiliyor. Levent Beker’in projesinin çıkış noktası da vücut dışına, kulaklarınarkasına takılan elektronik cihazları ortadan kaldırmak ve yerine yepyeni bir çözüm yaratmak oldu. Beker, mikro boyutta ve titreşimleri elektriğe çeviren bir cihaz geliştirdi. Kulağın dışına bir elektronik cihaz takmaya gerek kalmadan kulak zarına yerleştirilen ve buradaki titreşimleri elektriğe çeviren bu implant yani cihaz sayesinde duyma gerçekleşiyor.

Mikro boyuttaki cihaz, pil derdi olmadığı ve titreşimleri kendi kendine elektrik enerjisine çevirdiği için kesintisiz bir işitme sağlıyor. İşitme engellilerin şu an kullandıkları işitme cihazlarınıspor yaparken ya da sudan etkilenmemesi içinyağmurlu havada, banyo, havuz gibi ortamlarda çıkarmaları gerekiyor. Mikro cihaz kulak zarına yerleştirildiği için bu sorunu da ortadan kaldırdığı gibi estetik bir görüntü de sağlıyor.

ODTÜ Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyelerinden Doç. Dr. Haluk Külah ve Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak, Burun, Boğaz Anabilim Dalı Öğretim Üyelerinden Prof. Dr. Nebil Göksu’nun danışmanlığı ile çalışmalarına devam eden Levent Beker, ODTÜ Teknokent kapsamında patent başvurusunda da bulundu ve geliştirdiği cihazı yakında ticarileştirmeyi düşünüyor. Sosyal yönü de ağır basan ve dünyada benzeri olmayan mikro implant, inovasyonla fark yaratmak isteyen sanayicilerin ilgisini bekliyor.

 Elektronik implant ilk önce hayvanlar üzerinde denenecek. İnsanlar üzerindeki denemeler ise ancak üç yıl sonra başlayacak.

Projeyi yürüten bilim insanları, mikroçipin, kilo azaltmak için yapılan ameliyatlara bir alternatif oluşturacağını söylüyor.
Mikroçipin, akciğer-mide siniri veya onuncu sinir olarak bilinen 'vagus' üzerine yerleştirilmesi planlanıyor.

Kimyasal izler de takip edilecek
Imperial College London'da çalışan Prof. Chris Toumazou ve Prof. Sir Stephen Bloom'un yürüttüğü projeye göre, 'akıllı protez modülatör', karındaki periton boşluğuna yerleştirilecek.
Mikroçip, sinirden geçen iştah sinyallerinin elektriksel ve kimyasal izlerini okuyacak. Daha sonra mikroçip tarafından beyine, bu iştah sinyallerini durduracak veya azaltacak elekrtik sinyalleri gönderilecek.
Araştırmacılar, elektriksel uyarıların yanı sıra, kimyasal izlerin takip edilmesinin daha seçici ve hassas bir yol olduğu görüşünde.
Projeye, Avrupa Araştırma Konseyi tarafından 7 milyon Euro'nun üzerinde ödenek ayrıldı.
Yine vagus üzerine yerleştirilen benzer bir aygıt, sara hastalarının geçiridiği epileptik nöbetleri azaltmak için geliştirildi.
Prof. Doumazou, BBC'ye yaptığı açıklamada şöyle konuştu: "Bu gerçekten küçük bir mikroçip ve bu çip üzerinde, iştah kontrolünden sorumlu sinirsel sinyaleri modelleyebilen bir zeka var. Bu sinyalleri izleyerek beyni, tam tersi yönde uyarabiliriz. Bu, 'yeme' demenin yerini, iştahı kontrol etmek alacak. Böylece, belki hızlıca yemek yerine yavaşça yiyeceksiniz."
Ön laboratuvar denemelerinin, bu mantığın işlediğini gösterdiği belirtiliyor.
Imperial College London'da Diyabet, Endokrinoloji ve Metabolizma Bölümü Başkanı olan Prof. Bloom, geliştirdikleri çipin, "şişmanlık ameliyatının" yerini alabileceğini söylüyor: "Küçük bir yerleştirme olacak ve tasarımı sayesinde hiçbir yan etki olmazken, iştah doğal bir yoldan engellenecek. Beyin ise bir yemekten sonra bağırsak sisteminden aldığı sinyallerin aynısını alacak ve bu sinyaller daha fazla yenmemesini, bağırsakların dolu olduğunu söyleyecek."

Prof. Bloom'a göre, gastrik bantlamadan farklı olarak, mikroçip hem tüketimi hem de açlık sancılarını azaltacak.

ABD'de de örnekleri var
Vagus siniri solunumu, kalp atışını, sindirim sisteminde asitlerin salgılanmasını ve bağırsağın kasılmasını kontrol ediyor.
Ayrıca, vücut sistemlerinin nasıl işlediğine ilişkin bilgileri beyine gönderiyor.
Vagus üzerine implant yerleştirme üzerinde sadece Imperial College London grubu çalışmıyor.
ABD'deki EnteroMedics şirketi de, elektrik sinyalleri aracılığıyla vagus sinirini durduran bir implant geliştirdi.
"VBloc" adlı aygıtın 239 hastanın katılımıyla yapılan klinik denemesiyle ilgili veriler, kullanan hastaların yarısında fazlasının en az % 20 kilo verdiğini gösteriyor. Ancak şirket, sonuçların beklendiği kadar iyi olmadığını belirtiyor.
IntraPace adlı başka bir Amerikan şirkti, gıda tüketimini azaltmak için vagus sinirini uyaran "Abiliti" aygıtını Avrupa'da satışa sunmak için onay aldı.
İngiltere'deki Tıp Araştırmaları Konseyi MRC'nin obezite uzmanı ve klinisyen araştırmacı Dr. Tony Goldstone, Imperial ekibinin projesinin "heyecan verici ve benzersiz bir yaklaşımı" olduğunu vurguluyor: "Vagusun uyarılması henüz yaygın hale gelmedi ve mide temposunu ayarlayıcılar ile vagus uyarıcılarından alınan sonuçlar karmaşık. Ama bence bu araştırılmaya değer yenilikçi bir yaklaşım. Obezite cerrahisine, özellikle gastrik bandlamaya katılan herkes kilo vermiyor, öyleyse diğer prosedürler yararlı olabilir. Daha basit, ucuz ve uygun prosedürlere ihtiyacımız var. Gastrik baypastan ve obeziteyle ilgili diğer operasyonlardan farklı olarak, geri döndürülebilir bir uygulama; bu da başka bir avantaj."

 Hastaneden yapılan açıklamada bugüne kadar hastane web sitesi aracılığı ile randevu alma, randevu sorgulama, randevu iptali gibi işlemleri yapabilen ve tetkik sonuçlarını internet ortamından takip edebilen hastaların artık, tetkik sonrası raporlarının çıkıp çıkmadığını da hastane web sitesi üzerinden takip edebileceği belirtildi.

Hastane ana sayfasında bulunan e-laboratuar kısmından, “Sonuçlar İçin Tıklayınız” sayfası açıldığında “Rapor Durum Sorgulama” bölümünden sadece TC Kimlik No ve doğum yılı ile hastanede yaptırılan patoloji ve radyoloji tetkik raporlarının sonuçlanma durumlarının takip edilebileceğinin belirtildiği açıklamada, hastaların “Rapor Durum” bölümünde “Sonuçlanmıştır” ibaresini gördüklerinde raporlarını teslim almak üzere hastaneye gelebilecekleri ifade edildi.
Açıklamada hastaların artık sürekli telefon etmek zorunda kalmayacağı ve hastaneye sadece sonuç raporlarını almak için gelecekleri vurgulanırken, yeni sistemin tamamen hasta memnuniyetini amaçladığı belirtildi.

Doktorlar, artık tıbbi müdahaleler öncesinde hastaların vücutlarında tek bir hücreyi bile ayrı olarak inceleyebilecek. ABD’nin Stanford Üniversitesi tarafından geliştirilen iğne kalınlığındaki kamera, endoskop ile vücudun en küçük doku parçasının görülebilmesini sağlayacak.

Süper ince kamera, beyin gibi son derece hassas olan organların endoskop yöntemiyle incelenmesini sağlayacak. Ayrıca, genelde diz ameliyatlarında kullanılan laparoskop cihazını neden olduğunun aksine çok daha küçük bir yara izi bırakacak.

Günümüzde kullanılan konvensiyonel endoskoplar, ameliyat bölgesini aydınlatan ve aldıkları görüntüyü alıcıya ileten özelliğe sahip çok sayıda optik fiberden yapılıyor. Endoskop içinde ne kadar fazla fiber olursa, alınan görüntü de o kadar iyi oluyor. Ancak fazla fiber kullanılması, endoskop cihazını da kalınlaştırıyor.

Yeni Teknoloji Yeni Yöntem
Discovery News’in haberine göre, Stanford Üniversitesi elektrik mühendisliği profesörü Joseph Kahn ve ekibi tarafından geliştirilen teknoloji, bir tane çok modlu fiber kullanan endoskopa dayanıyor.

Mod, ışığın izlediği yol olarak kabul edildiğinde, çok modlu fiberler, ışığı birçok farklı yoldan taşıyabiliyor. Kahn ve ekibi, tek bir fiberle hem endoskop için aydınlık oluşturmayı hem de bilgiyi iletmeyi hedefledi. Burada aşılması gereken zorluk, ışığın farklı yollardan ilerlemesi nedeniyle bilginin iletim esnasında bozulma riskiydi.

Mühendisler, bu sorunu aşmak için konumsal ışık modulatörü adını verdikleri bir cihaz geliştirdi. Modülatör, rastgele yollardan, fiber boyunca kesintisiz bir lazer ışını yollamayı başardı. Ancak rastgele seçilen yollar, ışığın fiber üzeride noktalar oluşturarak yayılmasına neden oldu.

Bir bilgisayar programının yardımına başvuran araştırmacılar, fiberde ışınları analiz etti ve bir görüntü oluşturdu. Kullandıkları yöntem, ışınlarla iletilen görüntünün çözünürlüğünün daha da artırdı ve beklediklerinden çok daha iyi bir görüntü elde etmelerini sağladı. Ekip, tek bir hücreyi ayrı olarak görmeyi başardı.

Kahn, geliştirdikleri yöntemler hücrelerin vücut içinde nasıl çalıştıklarını hiç olmadığı kadar yakından görebileceklerini ifade etti.

OLL yeni arama motoruyla ECCMID sunumları dahil pek çok ESCMID aktivitesindeki konuşma, slayt vb kütüphanelere erişim olanağı sağlıyor.

ESCMID OLL'ye erişim için tıklayınız. 
 
Kaynak: Febril  Nötropeni