e-Posta :
Şifre :

Etiket: Mikrobiyoloji

 Remisyon, hastalığın kontrol altına alındığı ve ilerleme görülmediği durumları ifade ediyor. Guardian gazetesinin haberine göre aslında haber bu yıl başında tıklayın gündeme gelmiş, ancak kimi doktorlar, çocuğun bebekken gerçekten de virüse maruz kalıp kalmadığının anlaşılamadığını söylemişti. Bebeğin, annesinin kanındaki virüsle teması dolayısıyla HİV pozitif çıktığı düşünülmüştü.

New England Journal of Medicine dergisinde yayımlanan araştırma sonuçları, şimdi 3 yaşında olan kız çocuğunun virüse ana rahminde maruz kaldığını ortaya koyuyor. Ağır antiretroviral ilaç kokteyli ile tedavi edilen çocuğun vücudunun, tedavi 18 ay önce sona erdiği halde, virüs belirtisi göstermediği belirtiliyor. Amerikan hükümetinin en üst düzey AİDS uzmanı olan Doktor Anthony Fauci de "bebeğin iyileşmiş olmasının mümkün olduğunu, ancak HİV için kimi kanser vakalarında olduğu gibi beş yıldan sonra bedendeki virüsün temizlendiği gibi bir tanımlarının henüz bulunmadığını" söyledi.
ABD hükümetinin sponsorluğunda Ocak ayında başlayacak uluslararası bir çalışma kapsamında HİV ile doğmuş bebekler tedavi altına alınarak benzer sonuçların sayısı artırılmaya çalışılacak.

Dijitalleşen bebek bezleri anne ve babaların bebek bezi=çöp aritmetiğini bozmuşa benziyor.
New York bazlı Pixie Scientific tarafından üretilen "Smart Diapers" bebeğin idrarını test edebiliyor.
Aileler bezin üzerindeki QR kodunu cep telefonlarındaki mobil uygulamayı kullanarak okutabiliyor ve testi başlatabiliyor.

Islanan bebek bezinde yapılan tesptlerde idrardaki bakteriyel aktivitelerin işaretleri toplanarak elde edilen bilgiler gün gün depolanıyor. Sıradışı bir durum ya da artışla karşılaşıldığında bebek bezi ilgili kişileri uyarıyor.

Bebek bezinin verdiği bilgilerle bebekteki olası idrar yolu enfeksiyonları, su kaybı ve gelişmekte olan böbrek problemleri gibi sorunları ortaya çıkarıyor.

Cihaz, idrarda kanser hücrelerinin olduğunu gösteren gazlı kimyasalları sensörleri aracılığıyla tespit ediyor.  Cihazla yapılan ilk denemelerde, 10 vakadan dokuzunda kanser hücrelerinin doğru tespit edildiği bildiriliyor. Ancak uzmanlar, bu testin kusursuz bir hale getirilip yaygınlaştırılması için daha fazla sayıda denemeye ihtiyaç duyulduğunu da söyledi.

İngiltere'de her yıl 10 bin kadar kişiye mesane kanseri teşhisi konuyor. Doktorlar, kanserin tedavisinin daha mümkün olduğu erken dönemlerde teşhis edilebilmesi için yollar arıyor.
Geçmiş çalışmaların köpeklerin kanser kokusunu tanıyabilecek şekilde eğitilebileceklerine işaret etmesiyle birlikte, birçok araştırmacı kanserin koku üzerinden teşhis edilmesi çalışmalarına yönelmişti. Liverpool Üniversitesi'nden Prof. Chris Probert, ve West of England Üniversitesi'nden Prof. Norman Ratcliffe geliştirdikleri yeni cihazın kanser kokusunu ayırt edebildiğini söylüyor.
Prof Ratcliff, cihazın kanserli vücudun idrarındaki kimyasallarda ortaya çıkan kimyasal gazları tespit edebildiğini belirtiyor.

Araştırmacılar, cihazı test etmek için mesane kanseri olduğu bilinen 24 erkek ile mesane ile ilgili sorunları olduğu bilinen ancak kanser olmayan 74 kişiden toplam 98 idrar örneği aldılar. Prof. Probert, sonuçların oldukça cesaret verici olduğunu belirtti ancak, "Cihaz hastanelerde kullanılmadan önce daha geniş sayıda hastadan örnekler almaları gerektiğini" ifade etti.  İngiltere'de kanserle mücadele vakfı Canser Research UK'den Dr. Sarah Hazell, çalışmanın, kanserin pratik bir şekilde teşhis edilebileceğine dair umutlar verdiğini ancak bu konuda kesin konuşmak için henüz erken olduğunu söyledi. Araştırmacılar, testin hatasızlık oranının yüzde 96 olduğunu ancak uygulamada bulgularının görece az sayıda örneğe dayandığını belirtiyor.


Noorduin, kristalleri yönlendirerek belli şekilller oluşturulabileceğini farketti. SEAS, Noorduin ve ekibinin cam ve metal üzerinde kristal yetiştirdiğini, hatta Başkan Lincoln heykelinin önünde bir metal para üzerinde çiçek tarlası yaptığını açıkladı. Noorduin, "En az 200 yıldır insanlar doğadaki karmaşık şekillerin nasıl oluştuğunu merak ediyor. Bu çalışma, çevre koşulları ve kimyasal değişiklikler sayesinde nelerin mümkün olduğunu gösteriyor." diyor.

Noorduin ve ekibi, bir deney tüpündeki su içerisinde baryum klorür (bir tür tuz) ve sodyum silikatı çözüyor; havadaki karbondioksit suda doğal yoldan çözülerek baryum karbonat kristallerini çökelten bir tepkimeyi başlatıyor. Bunun yan ürünü olarak, kristallerin çevresindeki çözeltinin asit seviyesi artıyor ve çözülmüş sodyum silikat ile tepkime yaratıyor. Bu ikinci tepkime, büyüyen şekiller üzerinde silika tabakası oluşturuyor ve çözeltideki asidi yok ederek baryum karbonat kristalleri oluşumunun devamını sağlıyor.

 

 


Julius Richard Petri'nin 161'inci Doğumgünü

Julius Richard Petri, 31 Mayıs 1853 yılında Barmen'de doğdu.  1871-1875 yılları arasında Kaiser-Wilhelm-Akademi'de okumuş ve 1876 yılında mezun olmuştur. Ardından Berlin'deki Charité Hastanesi'nde 1882'ye kadar askeri hekim olarak görev yapmıştır.

1877-1879 yıllarında Kraliyet Sağlık Ofisi(Kaiserliches Gesundheitsamt)'ne atanmış ve ünlü bakteriyolog Robert Koch'un asistanı olmuştur.

Petri Kabı
Julius Richard Petri, burada çalışırken bugün Petri kabı olarak bilinen laboratuar eşyasını icat etmiştir. Petri kabı, hücre kültürlerinin yetiştirildiği camdan yapılmış yayvan yuvarlak bir kaptır. Petri kapları Petri tabağı veya hücre kültür kabı olarak da bilinir.

Julies Richard Petri, 20 Aralık 1921'de 69 yaşındayken Zeitz'de öldü.


 Corona virüsü olarak adlandırılan virüsün neden olduğu hastalık zatürre ve zaman zaman da böbrek yetmezliğine yol açıyor. Yeni virüs, 2003'te Asya'da ortaya çıkan SARS'a neden olan virüsle aynı familyadan.
Fransa Sağlık Bakanlığı, ikinci bir erkeğin muhtemel bir insandan insana geçiş vakasında virüse yakalandığını bildirmişti. Suudi Arabistan'da da virüs nedeniyle iki kişinin öldüğü açıklanmıştı. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) yetkilileri de yeni vakalar ve insandan insana geçme potansiyeli nedeniyle kaygılı olduklarını bildirdi. DSÖ'ye göre, geçen yıldan bu yana Avrupa ve Ortadoğu ülkelerinde 33 vakaya rastlanırken, bu vakaların 18'i ölümle sonuçlandı.

Ortadoğu ve Avrupa ülkeleri
Suudi Arabistan ve Ürdün'da görülen vakaların Almanya, İngiltere ve Fransa'ya da yayıldığı bildirildi.
DSÖ, "En büyük kaygımız, farklı ülkelerde görülen vakaların yakın temas halinde bu virüsün insandan insana yayıldığı tezini giderek artan bir şekilde desteklemesi. İnsandan insana geçme vakaları şu ana dek küçük bir çevrede yaşandı ve genel bir salgın olduğunu gösteren bir kanıt yok" denildi. Fransa'daki ikinci vaka, ülkenin kuzeyindeki Valenciennes'te Dubai'den döndükten sonra hastalanan 65 yaşındaki bir kişiyle aynı hastane odasında kalan 50 yaşındaki bir erkekte görüldü.
Bu arada Reuters Haber Ajansı'na konuşan Suudi Arabistan Sağlık Bakanı Yardımcısı ülkenin doğusundaki El Ahsa bölgesinde iki kişinin daha virüs nedeniyle öldüğünü ve son salgında ölenlerin sayısının dokuza yükseldiğini açıkladı. Suudi Sağlık Bakanlığı geçen yazdan bu yana görülen toplam 24 vakadaysa, 15 kişinin öldüğünü bildirdi. Geçen Şubat ayında da İngiltere'nin Birmingham kentinde aynı aileden üç kişi virüse yakalanmış, bir kişi de ölmüştü.
Ortadoğu ve Pakistan'a giden bir aile üyesinin virüse burada yakalandığı düşünülüyor.


 Araştırma ekibi, bilinen deniz bakterilerinin kullandığı enerji üreten mekanizmayı ortaya çıkardı.
Bakterilerin doğrudan elektrik akımını kendilerinin mi ürettiği yoksa başka şekilde mi elde ettiği sorusu şimdiye kadar cevaplanamamıştı.
Bu mekanizmanın bulunması ile bakterilerin yerinde, sağlam bir enerji kaynağı olarak kullanılması olanakları gündeme geldi.
Araştırma ekibinin başkanı ve İngiltere'nin East Anglia Üniversitesi'nde biyolojik bilimler okulunda öğretim görevlisi Dr Tom Clarke, BBC'ye yaptığı açıklamada, incelenen bakterinin göl ve denizlerdeki mineral seviyesine etkisinin bilindiğini, ancak bunu nasıl gerçekleştirdiğinin anlaşılmadığını belirterek "bulmacanın son parçasını da bulduk" dedi.
Shewanella oneidensis adlı bakterinin nehir ve denizlerde görüldüğünü ifade eden Clarke, "Amazonlardan Baltık Denizi'ne kadar her yerde bulunduğunu" söyledi.
Araştırma ekibinin diğer kolunu Washington'daki Kuzeybatı Pasifik Ulusal Laboratuarı oluşturuyor.
Bakteri örneği New York'taki bir gölden alınmış.
Dr Clarke, "Göldeki demir ve manganez seviyesinin mevsimsel olarak değiştiğini ve bakterinin çoğalma şekli ile uyumlu olduğunu farkettik" dedi.
Ancak bakterinin mineral yoğunluğundaki bu değişikliği nasıl sağladığı çözülememiş.
Bu mekanizmayı anlamak için Dr Clarke ve ekibi, bakterinin sentetik bir kopyasını yapmış ve bu organizmanın, minerallerin yüzeyi ile temasa geçtiğinde elektrik akımı yarattığı ve kimyasal değişimi tetiklediğini görmüş.
"Bu daha önce anlaşılan bir şey değildi. Bu, bakterinin çevre ile nasıl etkileşime geçtiğini anlama ve ürettiği enerjiyi kullanma sorunudur" diyen Clarke, bu mekanizmanın anlaşılması ile bilm insanlarının çevre koşullarının olumsuz olduğu ya da kolay erişilemeyen alanlarda bakterileri enerji kaynağı olarak kullanma olanağına kavuşacağını vurguladı.
Araştırmanın sonuçları, ABD'de yayımlanan Ulusal Bilimler Akademisi Tutanakları dergisinde yer aldı.

 Çinli yetkililerin açıklamasına göre, 27 ve 87 yaşlarındaki hastalarda, şubat ayında H7N9 virüsü tespit edildi. Hastalar birkaç hafta içinde hayatını kaybetti.
Aynı virüsün etkilediği 35 yaşındaki bir kadının ise ciddi şekilde hasta olduğu belirtiliyor.
Virüsün nasıl yayıldığı bilinmezken, enfekte olan üç kişinin birbiriyle hiçbir ilişkisi olmadığı belirlendi.
Çin Ulusal Sağlık ve Aile Planlaması Komisyonu, üç kişide de öksürük ve yüksek ateşin ardından zatürre görüldüğünü kaydetti.

H7N9 virüsü daha önce insanlarda görülmemişti. Bu yüzden bu virüse karşı geliştirilmiş bir aşı yok.
H5N1 tipi kuş gribi virüsü ise 2003'ten bu yana 360'tan fazla insanın ve on milyonlarca kuşun ölümüne sebep oldu.
Dünya Sağlık Örgütü, normal koşullarda kuş gribinin insanları etkilemeyeceğini, tıklayın H5N1 vakalarının ise genellikle kümes hayvanlarından bulaştığını vurguluyor.

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Gamze Çan, AA muhabirinehavaların soğumasının bazı hastalıklarda artışa yol açtığı ile ilgili açıklamada bulundu.

Bu hastalıkların başında grip ya da soğuk algınlığının geldiğini belirten Çan, ''Grip ve soğuk algınlığı gibi hastalıklar genellikle hava yolu ile bulaşır. Havaların soğumaya başlaması ve insanların daha çok kapalı mekanlarda bulunması nedeniyle bu tür rahatsızlıklara yakalanma riski artar'' dedi.

Prof. Dr. Çan, gribin, soğuk havalarda büyük bir etkinlik kazandığını vurgulayarak, ''Bu mevsim grip mevsimi. Grip ve soğuk algınlığına yakalanmamak için vatandaşlarımıza genel korunma önlemleri dışında, aşılanmalarını da öneriyoruz. Grip aşısının tam zamanı. Havaların soğumaya başlamasıyla grip riski artıyor. O nedenle bu ayın sonuna kadar aşıları öneriyoruz" şeklinde açıklamada bulundu.