e-Posta :
Şifre :

Etiket: Enfeksiyon

Bu modülde, ven içine enjeksiyonunun nasıl yapılması gerektiğinin kısaca anlatılması hedeflenmiştir.
14 yıl aradan sonra çocuk felci salgını iddialarının çıkması üzerine Suriye Sağlık Bakanlığı Perşembe günü aşı kampanyası başlattı. Suriye’deki iç savaş öncesi 2011 yılında, çocukların yüzde 95’i hastalığa karşı aşılanmıştı. Fakat BM'nin çocuklara yardım örgütü UNICEF’in tahminlerine göre şu an aşılanmayan çocuk sayısı 500 bine ulaştı. Dünya Sağlık Örgütü salgın şüphesinin ülkenin doğu bölgesindeki Deir Ez Zor yoğunlaştığını belirtti. Örgütün sözcüsü Oliver Rosenbaur Reuters’e yaptığı açıklamada bölgede 22 kişide hastalığın belirtilerine rastlandığını doğruladı. İki çocuğun kesin olarak çocuk felcine yakalandığı tespit edildi. Dünya Sağlık Örgütü geri kalan 20 çocuk ile ilgili sonuçların önümüzdeki hafta belli olmasını bekliyor.

Büyük risk
Suriye yönetimi ve isyancılar arasındaki şiddetli çatışmaların merkezi olan Deir Ez Zor bölgesinde beş yaşın altındaki 100 binden fazla kişinin çocuk felci tehlikesi altında olduğu belirtiliyor. Şehrin bir kısmı Suriye lideri Beşar Esad’a bağlı güçlerin, bölgenin kırsal kesimleri ise muhaliflerin kontrolünde. Suriye Sağlık Bakanlığı ve diğer kurumlarla ile birlikte çalışan Dünya Sağlık Örgütü toplu aşı programı üzerinde çalışıyor. Örgüt, Türkiye, Ürdün, Lübnan ve Mısır’ındaki Suriyeli mülteci kamplarında da acil aşı kampanyasına hazırlanıyor. BBC’nin Cenevre’deki muhabiri Imogen Foulkes Suriye’deki mevcut koşullarda aşı programının zor bir girişim olduğunu söylüyor.
Dünya Sağlık Örgütü’nün yürüttüğü aşı kampanyası sayesinde dünya genelinde çocuk felci 1988 yılındaki 350 binden geçen yıl 223 vakaya kadar düştü.

İnsanları enfekte eden çoğu virüs yabani hayat kaynaklı. Yeni araştırmalar hayvanlarda dolaşan ve keşif bekliyen en az 320.000 virüs olduğunu göstermekte. HIV, ebola ve grip bunların en bilinen örnekleri.

Şimdi, ilk kez , bilimadamları sorunun boyutlarını tahmin edebildiklerini söylüyor. ABD ve Bangladeş'te araştırmacılar bilinen bir hastalık taşıyıcı olan bir yarasa türünü inceledi. Bir çoğu daha önce hiç görülmemiş neredeyse altmış farklı virüs bulundu. 

Bilimadamları daha sonra bilinen tüm memeliler için bu rakamdan çıkarımda bulundu. Ve en az üç yüz yirmi bin keşif bekleyen virüsün olduğu sonucuna vardı. Araştırmacılar bu virüsleri belirlemenin gelecekte salgınları önlemeye yardımcı olabileceğini söylüyor. Bunları tespit etmenin de, insan sağlığı için bir tehdit haline gelebilecek hastalıkların bir adım önünde olmak için çok önemli olacağını söylüyorlar. Bu projenin de 6 milyar dolardan biraz fazlaya mal olması hesaplanıyor. Araştırmayı yürüten ekip bunun büyük bir salgının maliyetinin çok altında olduğunu söylüyor.

PREDICT olarak adlandırılan bir ABD projesinde de, bugüne kadar insan ve hayvanların yakın temas içinde yaşadığı alanlarda 240 yeni virüs keşfetti.

Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) yaptırdığı araştırmaya göre, doktorların yüzde 40’ı el hijyenine dikkat etmiyor.

DSÖ’nün “Temiz Bakım Güvenli Bakımdır Programı”nın etkinliğini belirlemek için yapılan araştırma The Lancet Infectious Diseases adlı dergide yayımlandı.

Toplamda yüzde 49
Kosta Rika, İtalya, Mali, Pakistan ve Suudi Arabistan’da 43 hastanede yürütülen araştırma doktorların yüzde 40’ının, hemşirelerin yüzde 29’unun, bütün sağlık çalışanlarının ise ortalama yüzde 49’unun el hijyenine dikkat etmediğini ortaya koydu.

El hijyenine dikkat edilmemesinin her yıl milyonlarca kişinin enfeksiyon kapmasına neden olduğunu tespit eden DSÖ, bu nedenle 168 ülkede “Temiz Bakım Güvenli Bakımdır Programı”nı yürütüyor.

Programda, doktorlar, hemşireler ve diğer sağlık personeline hastaya müdahale sırasında beş ana noktada el hijyeninin sağlanması gerektiği konusunda eğitim veriliyor. Eğitimin özetiyse şöyle: “Hastaya dokunmadan önce, hastaya herhangi bir müdahaleden önce, herhangi bir insan sıvısına maruz kaldıktan sonra, hastaya müdahaleden sonra ve hastanın giysilerine müdahaleden sonra ellerinizi mutlaka dezenfekte edin.”

Program çerçevesinde verilen eğitim sonrasında yapılan araştırmada, eğitim sayesinde sağlık personelinin el hijyenine dikkat etme oranının yüzde 51’den 67’ye yükseldiği belirlendi.

Hastalıkların yüzde 10’u hijyen yüzünden
DSÖ verilerine göre, hastanelerdeki ortamlardan ve sağlık bakımı sırasında bulaşan hastalıkların çoğu, sağlık çalışanlarının hastaya dokunmasıyla geçen mikroplardan kaynaklanıyor. Gelişmiş ülkelerde her yüz hastadan 7’si, gelişmekte olan ülkelerde ise her yüz hastadan 10’u bu tür mikroplar nedeniyle hastalanıyor. Yoğun bakım üniteleri gibi hassas hastaların tedavi gördüğü ünitelerde bu nedenle rahatsızlanan hastaların sayısı yüzde 30’ları bulabiliyor.

Bitlis'te son zamanlarda hayvanların telef olmasının ardından, yapılan tahliller sonucu şarbon hastalığına rastlanılan 9 köy karantinaya alındı.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğünden yapılan yazılı açıklamada, hastalığın görüldüğü köylerde karantina uygulaması başlatıldığı bildirildi.

Ahlat'ta bağlı Otluyazı ve Yoğurtyemez köylerinde, hayvanların telef olduğunun bildirilmesinin ardından köylere giden ekiplerin, hayvanlardan örnekler aldığı belirtilen açıklamada, şunlar ifade edildi:

"Ekiplerimiz, örnekleri Elazığ Veteriner Kontrol Enstitüsü Müdürlüğü'ne (VKEM) göndererek tahlillerini yaptırdı. Gelen sonuçların pozitif çıkmasının ardından, bölgede aşılama ve karantina uygulaması başlatıldı. Daha sonra il merkezine bağlı Çeltikli bölgesindeki Çobansuyu, Aşağıyolak, Dikme, Uçankuş, Çeltikli ve Yarönü köylerinde de hastalığın görülmesi üzerine, şarbon aşısı temin edildi. Bu bölgedeki 543 büyükbaş ile bin 180 küçükbaş hayvan aşılandı."

Tatvan Anadere mevkisindeki Kısıklı köyünde de şarbon hastalığa rastlanıldığı, bu köyde hastalıkla mücadele için bin dozluk aşı talebinde bulunulduğu bildirilen açıklamada, hastalıkla ilgili gerekli bilgilendirmelerin yapıldığı, hastalıklı hayvanların etinden yiyen vatandaşların, hastalanmaları durumunda, en yakın sağlık birimine başvurması gerektiği belirtildi.

Araştırmacılar, yaptıkları deneylerde, yüksek dozda kullanılan aşının 15 hastadan 12'sini sıtmaya karşı koruduğunu belirledi. Bilim adamları, sıtmayla mücadele edebilmek için alışılmadık bir yöntem kullanıyor. Sıtmaya neden olan canlı ancak zayıflatılmış parazitler, bağışıklık kazanmaları için doğrudan hastalara enjekte ediliyor.
Yapılan deneylerin ilk sonuçları bilim dergisi Science'da yayımlandı. Ulusal Sağlık Enstitüsü Aşı Araştırma Merkezi'nde araştırmayı yürüten ekibin başkanı Dr. Robert Seder, "Sonuçlar bizi heyecanlandırdı ancak şimdi bu başarıyı diğer deneylerde tekrarlamamız, geliştirmemiz ve daha fazla denek üzerinde uygulamamız gerekli" dedi.
Radyasyona maruz bırakılan sivrisineklerle temasın insanları sıtmaya karşı koruduğu uzun yıllardır biliniyor. Ancak hastalığa karşı bağışıklık kazanmak için, uzun bir süreye yayılan dönemde binden fazla kez bu sivrisinekler tarafından ısırılmak gerekiyor. Bu nedenle bu yöntem, geniş kitleleri hastalığa karşı korumak için pratik bir uygulama olarak kabul edilmiyor.

Canlı ancak zayıflatılmış parazitler
Amerika Birleşik Devletleri merkezli Sanaria adlı biyoteknoloji şirketi, laboratuvarda üretilen sivrisinekleri radyasyona maruz bıraktıktan sonra sıtmaya neden olan parazitleri tamamen steril bir ortamda ayrıştırmayı başardı.

Bu canlı ama zayıflatılmış parazitler, daha sonra sayılarak ilaç şişelerine konularak saklanıyor ve ihtiyaç duyulduğunda doğrudan hastalara enjekte ediliyor. Klinik deneylerin birinci aşamasında, araştırmacılar, daha önce sıtmaya yakalanmamış 57 gönüllü üzerinde çalıştılar.

Bu denek grubundaki 40 kişiye farklı dozlarda aşı uygulanırken 17 kişiye aşı verilmedi. Daha sonra tüm gönüllüler, sıtma mikrobu taşıyan sivrisineklerle temas ettirildi. Yapılan tahliller, aşı uygulanmayan ya da düşük dozda aşı verilen deneklerin hemen hemen tamamının sıtmaya yakalandığını gösterdi. Ancak en yüksek dozda aşı uygulanan 15 denekten sadece üçünün sıtmaya yakalandığı görüldü.

'Dozaj önemli'
Dr. Robert Seder, "Geçmiş tecrübelerimiz, dozajın önemli olduğunu gösteriyordu. Bağışıklık için bir sivrisinek ısırığı gerekiyordu. Bu bulgular, gelecekte yapılacak çalışmalarda, aşımnın dozunu ve ne sıklıkta kullanılması gerektiğini belirlememize yardımcı olacak. Şimdi yanıtını bulmamız gereken kritik soru, aşının uzun dönemlerde ve sıtmanın diğer türlerine karşı da etkili olup olmadığı" dedi.
Ancak Dr. Seder, aşının, deri altına yapılmak yerine doğrudan damardan yapılmasının gerekli olduğunu bunun da uygulamada zorluklar yaratabileceğini söyledi.

Halen farklı aşamalarda 20 sıtma aşısı için çalışmalar ve deneyler devam ediyor. Bunlardan en ileri aşamada olanı GlaxoSmithKline tarafından geliştirilen ve üçüncü klinik deney aşamasına ulaşan RTS,S/AS01 adlı aşı. Bu aşının denemeleri Afrika'da 15 bin çocuk üzerinde devam ediyor.
Dünya Sağlık Örgütü'nün son verilerine göre, 2010 yılında tahmini219 milyon sıtma vakası görüldü ve yine tahminen 660 bin kişi sıtmadan yaşamını yitirdi.

 
Toplam 245 hastadan 204'ünde etken VRE(vankomisin dirençli enterokok) olarak saptanmış. Hastaların %71'inde bakteriemi, %14'ünde intraabdominal infeksiyon, %10'unda ise kemik-eklem infeksiyonu tespit edilmiş. Kullanılan medyan doz 8.2 mg/kg, medyan tedavi süresi ise 10 gün. Ortalama klinik başarı %89, mikrobiyolojik eradikasyon %93 bulunmuş. Tedavi sırasında %2 hastada daptomisin'e dirençli enterokok suşu gelişmiş. %3 hastada yüksek CPK düzeyleri saptanırken, hiçbir hasta bu nedenle tedaviyi bırakmamış.

Makalenin özeti için tıklayınız.

Kaynak: Febril Nötropeni



TEDGlobal konferansında bu yamaların dünya genelinde hastalıklarla mücadelede büyük bir dönüşüm sağlayabileceği kaydedildi. Avusytralya'daki Brisbane Queensland Üniversitesi'nden Prof. Mark Kendall yeni yöntemin bu aşının sıtma gibi hastalıklarla mücadele açısından umut vadettiğini söyledi. Ancak diğer uzmanlar, bu yöntemin bazı hastalar için uygun olmayabileceğine dikkat çekti. Prof Kendall aşı bantını, 160 yıl önce Alexander Wood'un ilk iğne ve şırınga patenti için başvuru yaptığı Edinburgh'da tanıttı, "Patenti alınan iğneler, neredeyse bugün kullandıklarımızın aynısı. Bu 160 yıllık bir teknoloji." dedi.Kendall'a göre nano bantlar, iğne korkusu olan hastalar ve kirli iğnelerle hastalığın bulaşmasının önlenmesi açısından önemli avantajlar içeriyor.

Normal aşının yüzde biri kadar
Deriye kuru olarak uygulanan bantın yüzeyindeki binlerce minik uç, aşının derinin altına nüfuz etmesini sağlıyor. Nano bantların, derinin hemen altındaki hücreleri hedef aldığını belirten Kendall "Anlaşılan kasa giren geleneksel iğnelerle bu hücreleri ıskalıyorduk" dedi. 
Queensland Üniversitesi'nde grip aşısı nano bantlarla denendi. Araştırmacılara göre, nano bantla yapılan aşılarda bağışıklık tepkisi, geleneksel şırıngalarınkinden tamamen farklı oldu.  Bu yöntemle gereken aşı miktarı da çok daha az. Bazı durumlarda normal aşının yüzde biri bile yeterli oluyor. Kendall'a göre, 10 dolara mal olan bir aşı bu yöntemle 10 sente düşebilecek.

 Örgüt, Suriye'deki çatışmalar nedeniyle büyük ölçüde işlevsiz hale gelen sağlık sistemi nedeniyle, özellikle hepatit, tifo, kolera ve dizanteri gibi suyla taşınabilen hastalıklarda salgınlar görülmesinin kaçınılmaz olduğunu belirtti.Son veriler, Ocak ayından bu yana Suriye'de ishal ve hepatit A vakalarında iki kattan daha fazla bir artış olduğunu gösteriyor. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, Suriye'deki hastanelerin yüzde 35'i kullanılamaz halde ve bazı bölgelerde sağlık çalışanlarının yüzde 70'e varan kesimi ülkeyi terketmiş durumda. Evlerinden ayrılan ve kalabalık, sağlıksız, temiz içme suyu bulunmayan koşullarda yaşamak zorunda kalanların sayısının yaklaşık 4 milyon iki yüz elli bin kişi olduğu belirtiliyor. Dünya Sağlık Örgütü'nün Doğu Akdeniz bürosu yöneticilerinden Cevad Mahjur, "Bulaşıcı hastalıkların yayılmasını sağlayan tüm risk faktörleri Suriye ve komşu ülkelerde mevcut. Suya bağlı ortaya çıkan hepatit, tifo, kolera ve dizanteri hastalıklarıyla ilgili ciddi bir risk bulunduğunu düşünüyoruz" dedi.

Mahjur, "Suriye içinde ve çevresindeki nüfus hareketinin boyutları ve sağlık koşullarının kötüleştiği dikkate alındığında salgın hastalıklar kaçınılmaz" dedi. Dünya Sağlık Örgütü, ulusal aşı kampanyaları düzenlenemediği için Suriye'de kızamık vakalarının da yeniden ortaya çıktığını vurguladı.

S. Arabistan'da gerçekleşen olayda 45 yaşındaki erkek sağlık personelinin durumu ağır, 43 yaşındaki kadın sağlık personelinin ise genel durumu stabil olarak bildirildi.
Yeni koronavirüs infeksiyonu şimdiye dek en çok olgu S. Arabistan'dan olmak üzere Ürdün, Katar, Fransa ve İngiltere'den bildirildi. Benzeri bir insandan insana bulaş durumu daha önce Fransa'dan da bildirilmişti.

Kaynak: Febril Nötropeni


Clinical Nutrition dergisinin Nisan 2013 sayısında yayınlanan çalışmada farklı kandida türleri ile infekte kateterler, farklı yoğunluktaki etanol kilit sıvıları ile kilitlenerek en etkin etanol kilit konsantrasyonu ve süresi belirleniyor.
Makalenin özetine ulaşmak için tıklayınız.

Türkiye’ den bir başka çalışmada, International Journal of Infectious Diseases'de yayınlandı.
Makale;  yoğun bakıma yatış gerektiren TKP olgularını retrospektif olarak inceliyor.
445 hastanın irdelendiği çok merkezli çalışmanın sonuçlarına göre CAP-PIRO skorlamasında yüksek skor mortaliteyi artırıyor.

Makalenin özetine ulaşmak için tıklayınız.

Kaynak: Febril Nötropeni

 Bacakta tekrarlayan sellülit atakları için 2 X 250 mg dozunda profilaktik olarak kullanılan fenoksimetilpenisilin etkili bulunmuş.
New England Journal of Medicine'ın 2 Mayıs tarihli sayısında yayınlanan makalede İngiltere ve İrlanda'da 274 tekrarlayan sellüliti olan hastada yapılan çift kör, plasebo kontrollü bir çalışmanın sonuçlarına göre 36 ay süreyle profilaktik antibiyotik kullanan grupta belirgin olarak daha az sellülit gelişmiş.

Journal Watch Dermatology'de yayınlanan özet için tıklayınız.

NEJM'deki makale özeti için tıklayınız.

Kaynak: Febril Nötropeni


The New England Journal of Medicine dergisinin 9 Mayıs tarihli sayısında yayınlanan bir makale seyahat edenlerde, kronik enteropatojenik infeksiyonları anlatıyor.
Makale bir derleme. Son yıllarda yapılan çalışmada GeoSentinel Sürveyans Ağı verileri kullanılarak( dünya genelinde tropikal bölge ve özel seyahatleri kapsayan 42 seyahat), 1996’ dan 2005’ e kadar dokuz yıllık periyod boyunca seyahat eden, 25867 seyahat edende  klinik olarak önemli 2902 patojen izole edildi.
Bunların yaklaşık %65’ i parazitik, %31’ i bakteriyel ve %3’ ü viraldi. Altı organizma(giardia, campylobacter, Entamoeba histolytica, shigella, strongyloides ve salmonella türleri) , gastrointestinal enfeksiyonların %70’ ini oluşturmaktaydı.

Makalenin özetine ulaşmak için tıklayınız.

Kaynak: Febril Nötropeni


Clinical Infectious Diseases dergisinin 1 Haziran tarihli sayısında yayınlanan bir çalışmada, vankomisin MIC değeri >1 mcg/mL saptanan MRSA bakteremili olgular içinde, ilk 72 saatte vankomisinden daptomisine geçilenlerde vankomisin kullanmaya devam edenlere kıyasla belirgin bir mortalite azalması izleniyor.

Makale özetine ulaşmak için tıklayınız.

Kaynak: Febril Nötropeni


 Araştırmacılar, Kamboçya'nın batısında bulunan parazit türlerinin genetiğinin, dünyadaki diğer türlerden farklı olduğunu tespit etti. Söz konusu parazit türünün, insanoğlunun sıtmayla mücadelesinde başlıca ilaç olan artemisinin tedavisine direnç gösterdiği açıklandı.
Bölgede ilaçlara karşı dirençli sıtma türleri olduğu haberleri ilk olarak beş yıl önce çıkmıştı. Daha sonra sorun Güneydoğu Asya'nın diğer alanlarına yayıldı. Araştırma, Nature Genetics adlı bilimsel dergide yayımlandı. Araştırmayı yürüten ekibin başkanı Dr Olivo Miotto, "Son 10 ila 20 senedir sıtmaya karşı elimizde bulunan en etkili ilaçlar, parazitlerin mutasyona uğrayıp, direnç geliştirme konusundaki kayda değer kabiliyeti nedeniyle birer birer işe yaramaz hale geldi" dedi.

'Artemisinin korunmalı'
Oxford Üniversitesi ve Tayland'daki Mahidol Üniversitesi adına çalışan Miotto, "Artemisinin şu anda işe yarıyor. Şu ana dek sıtmaya karşı elimizdeki en iyi silah ve bu silahı korumalıyız" diye konuştu.
Sıtma ilaçlarına direnç görülen başlıca yerlerden biri Kamboçya'nın batısı. 1950'lı yıllardan bu yana neden bu bölgede sıtma ilaçlarına karşı direnç oluştuğu bilinmiyor. Sorun daha sonra Asya'nın diğer bölgeleriyle, Afrika'ya da yayıldı. Bilim insanları şu anda aynı şeyin artemisinin ile de yaşanmasından kaygılı. Sıtmaya karşı yoğun olarak kullanılan ilaç, diğer ilaçlarla beraber alındığında sıtma hastalığını birkaç içinde tedavi edebiliyor. Araştırmaya katılan uzmanlar, sıtmaya yol açan ve dünyanın dört bir yanından toplanan 800 parazit üzerinde çalıştı. Miotto, "Kamboçya'daki parazitlerin DNA'sını incelediğimizde, daha önce başka bir yerde görmediğimiz yeni türler geliştirdiklerin gördük." dedi.

Ekip, ilaç tedavisine dayanıklı üç farklı parazit türü tespit ettiklerini açıkladı. Uzmanlar, parazitlerin neden mutasyon geçirip, ilaç tedavisine dayanıklı hale geldiklerini henüz bilmiyor. Ancak parazitlerin genetik haritasını bilmenin, bu türlerin yayılışını tespit etmekte işe yarayacağını söylüyorlar. Dünya Sağlık Örgütü'nün son tahminlerine göre, 2010'da dünya çapında 219 milyon kişi sıtmaya yakalandı ve bunların 660 bini hayatını kaybetti. Sıtmadan ölümlerin yüzde 90'ının görüldüğü Afrika, bu hastalıktan en kötü etkilenen kıta


“Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölgesi’nde 2005 yılından bu yana çeşitli ülkelerde kızamık salgınları yaşanmaktadır. Ülkemiz, bulunduğu konum ve günümüzde artan insan hareketleri sebebiyle importasyon (yurtdışı kaynaklı virüs) riski altındadır.

Nitekim bir süredir, yurtdışı kaynaklı vakalarla ilişkili kızamık vakaları ülkemizde de görülmektedir. Bakanlığımız tarafından kızamık vakası tespit edilen bölgelerde Bilim Kurulu’nun tavsiyeleri doğrultusunda, vaka kümelenmesi görülen illerde yaygın kızamık içeren aşı uygulaması da dâhil olmak üzere gereken çalışmalar titizlikle sürdürülmektedir. Kızamık hastalığı nedeniyle şimdiye kadar ölüm vakası bildirilmemiştir.

Medyada yer alan Gaziantep’te bir çocuğun kızamık hastalığı nedeniyle öldüğüne ilişkin haberler üzerine yapılan incelemede; söz konusu vakada ölüm sebebi olarak kızamık hastalığının düşünülmediği belirlenmiştir. Vakanın Serebral Palsi (beyin felci) hastası olduğu, yaklaşık 2,5 aydır şikâyetleri nedeniyle takiplerinin devam ettiği tespit edilmiştir.”

 Bilimsel araştırmalar, yeni uygulamalar ve ileri teknolojiler ile her geçen gün kendini yenileyen Türk sağlık sektörünün her kademesinde artık pek çok fırsat bulunuyor. Memorial Sağlık Grubu ve İstanbul Bilgi Üniversitesison yılların öne çıkan mesleklerinden sterilizasyon teknikerliği alanında düzenleyecekleri sertifika programı ile pek çok kişiye kariyer olanağı sağlamayı hedefliyor.

Hastanelerde tanı, tedavi ve bakım süreçlerinde enfeksiyon kontrolünün gerçekleştirilmesi için sterilizasyon ve dezenfeksiyon basamaklarının tam olarak yürütülmesi, hayati önem taşıyor. Bu da dezenfeksiyon ve sterilizasyon basamaklarının tam uygulanması ile mümkün oluyor. Sürecin uygulayıcısı olan sterilizasyon teknisyeninin eğitimi, sürecin başlamasında ve sağlıklı devam etmesindeki en önemli unsurlardan birisini oluşturuyor.

İstanbul Bilgi Üniversitesi ve Şişli Memorial’da gerçekleştirilecek derslerde katılımcılara aletlerin kullanım alanı transferi ile başlayıp, uygulama sürecinde sterilliğinin korunması için teorik ve pratik anlamda bilgi aktarımı ve staj uygulaması ile deneyim kazandırılması amaçlanıyor.

CID'den: Vankomisin MIC>1 mg üzeri olan MRSA olgularında erken Daptomisin'e karşı Vankomisin çalışması

Son raporlar, metisiline dirençli Staphylococcus aureus bakteriyemisinde (MRSAB) vankomisin minimum inhibitör konsantrasyon (MİK)> 1 için azalmış etkinlik tanımlamaktadır. Bu eşlemeli, retrospektif kohort çalışmasında, vankomisin MİK> 1 mikrog / mL ile MRSAB tedavisi için daptomisinle vankomisininin etkinliği karşılaştırıldı. Primer sonlanım 30 günlük mortalite veya ≥ 7 gün süren bakteriyemi olarak tanımlanan klinik başarısızlık oldu. Yüz yetmiş hasta antimikrobiyal.sonuçlarına göre 1:1 eşleştirilmiştir. Daptomisin grubunda, tüm hastalar önce vankomisin <72 saat aldı (ortanca, 1.7 gün [çeyrekler arası aralık, 1,1-2,3 gün]).

30 günde klinik başarısızlık oranı vankomisin kolu ile karşılaştırıldığında daptomisin kolunda anlamlı olarak daha düşüktü(p <0.001, % 20.0 ye karşın % 48.2). . Hem 30 günlük mortalite hem de kalıcı bakteriyemi, vankomisin grubuyla karşılaştırıldığında daptomisin grubunda anlamlı olarak düşüktü, sırasıyla (% 3,5 vs% 12.9, p = 0.047) ve (% 18.8 vs% 42.4, p = 0.001).

Sonuç olarak daptomisin tedavisi 30 günlük mortalite ve kalıcı bakteriyemi de azalma dahil sonuçlarda önemli ölçüde iyileşme gösterdi. Bu sonuçlar, vankomisin MIC> 1 mikrog / mL olduğu zaman, MRSAB tedavisi için vankomisinden daptomisine erken geçiş uygulamasını desteklemektedir.

Kaynak: Febril Nötropeni

Makalenin özetine ulaşmak için tıklayınız.

 Nötropenik olmayan hastalarda aspergillus infeksiyonu ve kolonizasyonu ayırımı için şu andaki kriterlerin yeterli olmadığını savunan bir yazı Eur J Clin Microbiol Infect Dis dergisinin Şubat 2013 sayısında yayınlandı.

Nötropenik olmayan hastalarda solunum yolları kültüründen Aspergillus sp izole edilmesinin öneminin değerlendirilmesi bir problem olmaya devam etmektedir.

Son yıllarda bu grupta invaziv veya kronik pulmoner aspergillozu tanımlamak için bir dizi kriter önerilmiştir. Bu çalışmada Aspergillus sp için pozitif balgam veya BAL kültürlü 121 hastaya retrospektif uygulandığında tedavi gerektiren aspergillozis ve kolonizasyonu ayırt eden üç kriter setinin değerleri araştırıldı. İki hastada (% 1.6) EORTC kriterlerine göre muhtemel aspergilloz, 62 kronik obstrüktif akciğer hastalığı olan hastanın ikisinde (% 3.2) invaziv aspergillozis kriterlerinin tamamı, iki farklı hastada (% 1.6) kronik pulmoner aspergillozis için kriterlerinin tamamı bulundu.
Sonuç olarak; ‘Bu kriterlerin bazı uygulama zorlukları nötropenik olmayan hastalarda aspergillozisin doğru tanısını önleyebilir’, denilmektedir.

Kaynak: Febril Nötropeni


 Komplike olmayan sellülitte cephalexin + trimethoprim-sulfamethoxazol'a karşı tek başına cephalexin’ in etkinliğini karşılaştıran randomize kontrollü çalışma ‘Clin Infect Dis’ dergisinin Mart 2013 sayısında yayınlandı.

Toplum ilişkili metisilin dirençli S. Aureus(CA-MRSA) pürülan cilt enfeksiyonlarında en yaygın izole edilen mikroorganizmalardır. Antibiyotikler cilt abselerinde genellikle faydasızdır ve ulusal kılavuzlarda selüliti içeren (CA-MRSA)’ da önerilmemektedir.

2007 ila 2011 yılları arasında abse olmayan, bulguları bir haftadan az süreli, diyabeti, immünsupresyonu ve periferal vasküliti olmayan ve hospitalize edilmemiş selülitli hastalarda randomize çok merkezli, plasebo kontrollü çift kör bir çalışma yürütüldü. Tüm hastalar cephalexin aldı, ilave olarak randomize edilerek her biri trimethoprim-sulfamethoxazol veya plasebo aldı.
Makalenin sonunda absesi olmayan selülitli hastalarda cephalexin’ e trimethoprim-sulfamethoxazol kombinasyonunun eklenmesinin hastaların tümünde veya alt gruplarda tedavi sonuçlarını iyileştirmediği belirtilmiştir.

Makalenin tamamına ulaşmak için tıklayınız.



FDA, Azitromisinin kalp elektrik aktivitesinde anormal değişikliklere neden olarak fatal kardiak aritmilere yol açabileceği gerekçesiyle uyarı yayınladı.

FDA'ın uyarısına ulaşmak için tıklayınız.

Kaynak: Febril Nötropeni

          Yazara göre modern tıbbın en büyük buluşlarından biri olan antibiyotiklerin devri çok yakında bitebilir. Bu da çok küçük bir yaranın bile enfekte olarak ölüme yol açabileceği veya bugün çok basit görünen apendektomilerin çoğunluğunun mortal seyredebileceği anlamına geliyor.

          Antibiyotik çağının sonuna yaklaşmakta olduğumuz fikri gerçekten de ürkütücü. Bu durumun en büyük sorumlusu da biziz, yani doktorlar… En stratejik silahımız olan antibiyotikleri kullanmayı maalesef bilmiyoruz.

          Her geçen gün bakteriler antibiyotiklere daha fazla direnç geliştiriyor ve başa çıkılmaları güçleşiyor. Bu aslında antibiyotiklerin bulunuşundan beri süre gelen bir durum ancak yeni bulunan antibiyotikler sayesinde direnç sorunu geçici olarak aşılabilmiş. Ancak 80’lerden beri yeni bir antibiyotik sınıfı geliştirilemedi. Bu da demek oluyor ki başımız gerçekten de belada!

          Bakteriler yakın gelecekte antibiyotiklere karşı o kadar dayanıklı olacaklar ki şu anda bize çok basit gelen enfeksiyonlar ölümcül seyredecek. Bu bizi antibiyotik öncesi dönemlere götürecek gibi görünse de durum aslında daha da kötü olacak. Çünkü antibiyotiklerden önce sadece bakteriler vardı. Gelecekte ise elimizde antibiyotik olmayacağı gibi bakteriler de son derece dirençli olacaklar.

CDC Başkanı Thomas Frieden, sorunun yataklı kurumlarla sınırlı olduğunu belirtse de, ciddi olduğunu vurguladı.
3918 hastenede yapılan katetere bağlı idrar yolu ya da kan akımı infeksiyonu taramasında 2012 ilk 6 ayında, kısa yatışlarda %4.6, uzun yatışlarda ise %17.8.
Son 10 yılda oran 2001'de %1.2 iken, 2011'de % 4.2 oldu.En çok artış Klebsiella'da olup, %1.6'dan % 10.4'e ulaştı.
Haberin tamamına kayıtla Medscape Medikal Haberler sayfasından ulaşabilirsiniz.

Kaynak: Febril Nötropeni


Caspofungin dozunu 70 mg'dan 200 mg'a cıkarmak lineer PK göstermekte..
İnvaziv Aspergillozis’ li hastalarda Caspofungin dozunun artırılmasının popülasyon farmakokinetiklerini (PK)değerlendiren bir çalışma makalesi Antimicrob Agents Chemother.
Dergisinin Ocak 2013 sayısında yayınlandı.
Çalışmanın sonucunda Caspofungin 70-200 mg QD(günde birkez) ve incelenen doz aralığı boyunca doğrusal PK gösterdi. Bu çalışmada nüfusun ilaç maruziyeti diğer popülasyonlarla karşılaştırılabilir bulundu.

Makale özetine ulaşmak için tıklayınız.

Kaynak: Febril Nötropeni



 Rabeprazol, amoksisilin, levofloksasin ve furazolidin dörtlü tedavisi yüksek etkinliğiyle H. pylori eradikasyonu için güvenli bir yöntemdir ve iyi tolere edilir.

‘World J Gastroenterol’ dergisinin Şubat 2013 sayısında H. pylori eradikasyonunda dörtlü tedavinin etkinliğini değerlendiren bir çalışma yayınlandı.

Çalışmanın özetine ulaşmak için tıklayınız.

Kaynak: Febril Nötropeni


Pastör Enstitüsünde yapılan çalışmaya göre Ekinokandin ve Kolistin Candida'ya karşı sinerjistik etkili..

'J Antimicrob Chemother.' Dergisinin Şubat ayı sayısında ekinokandinin antifungallerle sinerjistik bileşenleri ve mantar yükünün daha hızlı bir şekilde azalmasına etkilerini tanımlamak için yapılan bir çalışmanın sonuçları yayınlandı.
Toplam 38 758 bileşik, antifungal ekinokandin ailesinin bir ?eta-1 ,3-glukan sentaz inhibitörü olan aminokandin ile birlikte sinerjistik yönden hareket etme kabiliyeti açısından test edilmiştir. Ekinokandinler ve tanımlanmış isabet arasındaki sinerji kemogenomik ekranlar ve bireysel Saccharomyces cerevisiae ve C. albicans mutant suşlarının testiyle çalışıldı.

Kolistin ve aminokandin kombinasyonu, tek başına kolistin veya aminokandinle karşılaştırıldığında C. albicans hücrelerine permeabilitesi artmış bulundu. Ekinokandin duyarlılığı sinerjik etki edebilemk için bir ön koşuldu.

Tek başına ve kombine ilaçlar, düşük dozlarına karşı maya hücrelerinin geliştirdiği doğal dirence pek çok gen  dahil olur, S. cerevisiae ve C. albicans hücrelerini antifungallere karşı korunması için gerekli etkin sphingolipid ve kitin biyosentezi belirlenmiştir.

Bu sonuçlar ekinokandin aracılı hücre duvarının zayıflaması, kolitsinin fungal membranların hedeflemesini kolaylaştırır, sırayla ekinokandinlerin antifungal aktivitesini güçlendirir.

Makale özetine ulaşmak için tıklayınız.

Kaynak: Febril Nötropeni



Brusella perikarditi ile ilgili bir olgu serisi International Journal of Infectious Disease\'in Şubat 2013 sayısında yayınlandı.


Olgu sunumu Diyarbakır Araştırma ve Eğitim Hastanesi\'nden yapıldı. Makalede brusellaya bağlı eşlik eden endokarditi olmayan dört perikardit olgusu önceki literatür derlemesiyle birlikte sunuldu.

 

Makale özetine ulaşmak için tıklayınız.

Kaynak: Febril Nötropeni


Vankomisin AUC / MİC'in 400 ve üzerinde olması, Staphylococcus aureus pnömonisi tedavi ederken  klinik başarı ile ilişkilidir ve son zamanlarda yayınlanan vankomisin terapötik izlem konsensus kılavuzlarında ciddi S. aureus enfeksiyonlarının tedavisi için bu hedef tavsiye edilmiştir.
 
Burada, vankomisin serum düzeyleri ve vankomisin AUC / MİC  182 hastadan oluşan S. aureus bakteriyemi (SAB) li kohort grubunda gerçek bağlamda incelendi ve vankomisin tedavisin kritik ilk 96 saati içinde bu parametreler analiz edildi. 
 
Çalışma 'Antimicrob Agents Chemother'  dergisinin Ocak 2013 sayısında yayımlandı. 
 


Bir antiaritmik olan Amiodaron ile Flukonazol'un kombinasyonu başarılı olabilir. Bunun nedeni Amiodaron'un mantar membranına etki edip, oksidatif stress yaratması..

'Antimicrob Agents Chemother.' dergisinin Ocak 2013 sayısında yayınlanan makalede Candida tropicalis' in flukonazole direnç geliştirmiş altı suçunda flukonazol ve anriaritmik bir ilaç olan amiodaron' un potansiyel sinerjistik etkilerini inceleyen bir araştırma sunuldu.

Amiodaron, flukonazol ile birlikte verildiğinde, muhtemelen mantar hücre zarına integreasyonu ve oksidatif stres yaratması, mitokondriyal disfonksiyon ve bütünlüğünde değişiklikler aracılığıyla flukonazole dirençli C. tropicalis suşlarına karşı aktivite sergiler, DNA hasarı sonucu apoptoz ile hücre ölümüne neden olabilir.
Çalışmanın yayınlandığı makale özetine ulaşmak için tıklayınız.

Kaynak: Febril Nötropeni


JAMA\'da Ocak 2013\' te yayınlanan bir makalenin sonuçlarına göre cefixime ile tedavi edilen N. Gonorrhoeae enfeksiyonlarında tedavi başarısızlığı yüksek bulundu.

Çalışmaya Toronto, Kanada\' da bir merkezde 1 Mayıs 2010 ila 30 Nisan 2011 tarihleri arasında N. Gonorrhoeae kültür pozitif olan, Kanada Ulusal Sağlık Örgütü kılavuzu önerilerine göre cefixime ile tedavi edilen bireyler dahil edildi.

291 kültür +,  N. Gonorrhoeae vakası vardı. 133\' ünde tedavi yanıtı için test tekrar edildi, 13? ünde kültür pozitifti, 9 hastada dördü üretral, ikisi farengeal ve üçü  rektal olmak üzere cefixime\' e bağlı tedavi başarısızlığı tanımlandı. Toplam klinik tedavi başarısızlığı oranı 6.77% (95% CI, 3.14%-12.45%; 9/133) bulundu.
Klinik başarısızlık oranı 0.12 mikrog/mL veya daha büyük cefitixime minimum inhibitör konsantrasyonu (MIC) olanlar, 0.12 mikrog/mL\' den az  MIC olanlarla [1.90% (95% CI, 0.23%-6.71%; 2/105)]  karşılaştırıldığında 25.0% (95% CI, 10.69%-44.87%; 7/28) olarak bulundu.

Sonuç olarak Toronto\' da ki klinikte, N. Gonorrhoeae enfeksiyonlarının cefitixime ile tedavisinden sonra tedavi başarısızlığı görece olarak yüksek ve artmış MIC seviyeleri ile ilişkili bulundu. 

Kaynak: Febril Nötropeni

Çalışmanın özetine ulaşmak için tıklayınız.


'J Clin Microbiol' dergisinin Ocak 2013 sayısında 2004 ila 2010 yılları arasında ABD' de izole edilen Metisilin duyarlı Staphylococcus aureus( MSSA) suşlarının moleküler analiz sonuçları yayınlandı.

Metisilin dirençli Staphylococcus aureus(MRSA) suşlarının coğrafik dağılımı daha iyi bilinirken MSSA' nın moleküler epidemiyolojisini değerlendiren az sayıda çalışma vardır.

Çalışmanın sonuçlarına göre MRSA aksine, MSSA enfeksiyöz izolatları belirgin bir coğrafi ya da zamansal kümeleme olmadan geniş genetik çeşitlilik göstermektedir.

Çalışmanın özetine ulaşmak için tıklayınız.

Kaynak: Febril Nötropeni


Tekrarlayan C. difficile infeksiyonunun tedavisinde donör feçes infüzyonu Vankomisin'den başarılı olduğu söyleniyor.

Çalışma NEJM'de yayınlandı. Çalışma bulgularına göre infüzyon grubundaki 16 olgudan 13'ü ilk infüzyon sonrası, üç tanesinden ikisi de başka bir donörden infüzyon sonrası düzeldi.

Çalışmanın özetine ulaşmak için tıklayınız.

Kaynak: Febril Nötropeni


Amerika, 2013 yılına ağır bir grip salgınıyla girdi. Salgının, özellikle Chicago ve Boston kentlerinde etkili olduğu belirtiliyor. Ancak Washington dahil birçok büyük kentte grip yüzünden hastanelere başvuran hasta sayısında büyük ölçüde artış tespit ediliyor. Dünyada her yıl yarım milyon, Amerika'da ise 36 bin kişi grip yüzünden ölüyor.

Massachusetts, Amerika?da yaygın grip salgını olduğu belirlenen 41 eyaletten biri. Eyaletin en büyük kenti Boston' un Belediye Başkanı Tom Menino, 'Boston'daki grip salgını nedeniyle acil durum ilan etti.
Pennsylvania eyaletinde bir hastane, gribe yakalananları tedavi etmek için acil servisin önünde bir çadır kurdu.

Chicago' da bazı hastaneler de ise hastalar ya geri çevrildi, ya da civardaki başka hastanelere sevk edildi.
Washington' daki George Washington Tıp Fakültesi Hastanesi'nden Doktor Marc Siegel mevsimsel gribin küresel bir olgu olduğunu, yılın en soğuk aylarında ortaya çıktığını belirtti. 'Mevsimsel grip salgını Doğu Avrupa' dan Batı Avrupa'ya, oradan da batıya, Amerika'ya doğru yayılır. Günümüzde uluslararası seyahatin yaygınlaşmasıyla grip artık çok daha hızlı yayılıyor'.

Doktor Siegel tipik grip belirtilerini kas ağrısı, baş ağrısı, yüksek ateş, boğaz ağrısı, burun akıntısı ve öksürük  olarak sıralıyor. Ancak başka virüsler de grip kadar ağır olmasa da benzer belirtilere neden olabilir.

Sağlık uzmanlarına göre gripten en ağır etkilenenler küçük çocuklar ve yaşlılar.

Gribe karşı en iyi koruyucu önlem grip aşısı. 

Bu yıl grip mevsimi erken başladı, salgının daha kötüye gidip gitmeyeceğini henüz bilmiyor.

Kaynak: Amerika' nın Sesi

NEJM dergisinin Ocak sayısında yayınlanan çalışmaya göre hamilelikte H1N1 infeksiyonu fetal ölümleri arttırmakta. Hamilelik sırasında yapılan aşılama bu riski azaltmakta.

Çalışmanın tam metnine ulaşmak için tıklayınız.
 
Kaynak: Febril Nötropeni


Kemoterapi sonrası nötropeniye giren ve girmeyen hematoloji hastalarında kateter infeksiyonları ve bunlara NHSN CLABSI tanımlarının uygulanması gözden geçirildi. Infect Control Hosp Epidemiol dergisinin 2013 Şubat sayısında yayımlanan çalışmaya göre nötropenik hastalarda NHSN CLABSI tanımlarının revizyonu gereklidir.
Çalışmanın özetine ulaşmak için tıklayınız.

Kaynak:  Febril Nötropeni

 


Lancet' te yayınlanan çalışmaya göre hastanede kısa süreli antimikrobiyal kateter kullanımı semptomatik üriner sistem infeksiyonlarını önlemede avantajlı değil

Lancet dergisinin 2012 Aralık sayısın yayınlanan makalenin sonuç bölümünde , gümüş alaşımı kaplı kateterlerin semptomatik kateter ilişkili idrar yolu enfeksiyonları (CAUTI)  insidansını azaltmada etkili olmadığı belirtilmiştir. Nitrofural emdirilmiş kateterler ile ilişkili CAUTI  insidansında azalma kaydedildi , klinik açıdan önemi  kabul edilebilirden daha az oldu. Antimikrobiyal emdirilmiş kateterlerin rutin kullanımı bu çalışma tarafından desteklenmemektedir.

Makalenin özetine ulaşmak için tıklayınız.

Bir çalışmada, orta hat ilişkili kan dolaşımı infeksiyonlarında  (CLABSIs), standart fırçalama protokolü yerine alkol emdirilmiş dezenfeksiyon kapaklı kateterlerle keskin bir düşüş gösterilmiştir.  Çalışmaya katılan Chicago banliyösündeki hastaneler, standart bir uygulama olarak kapağın kullanımını benimsemiştir.
Marc-Oliver Wright, MT, MS, CIC, Enfeksiyon Kontrol Bölümü, NorthShore Üniversitesi Sağlık Sistemleri'nden, Evanston ve meslektaşları Amerikan Enfeksiyon Kontrol Dergisi'nin Ocak sayısında yayınlanan bir makalede kendi sonuçlarını bildirmişlerdir.
Araştırmacılar tarafından, 2009 yılında 3 hastanede kurulacak merkez hatları ile yetişkin bir 3-fazlı yarı deneysel çalışma yürütülmüştür: Birinci fazda standart frıçalama prosedürü, ikinci fazda kapak kullanmış,sonra tekrar fırçalama kullandılar . Dördüncü bir hastanede, sınırlı kaynaklar nedeniyle  sadece müdahaleyi test ettiler.  Plastik dişli başlık % 70 izopropil alkol ile doymuş bir süngerde bekletildi.  Araştırmacılar ilk aşamada %12, 7 (32/252 hasta) olan  kontaminasyon oranının ikinci aşamada müdahale ile % 5,5 'e  (20/364 hasta, p = .002) düştüğünü buldu, üçüncü faz müdahale ile tekrar %12'ye (22/183 hasta) yükseldi.  
Araştırmacılar aynı zamanda mililitrede ortalama koloni oluşturan birimi birinci fazda 4, müdahale ile 1 (P = .009) ikinci taban periyodu  için 2 (P = .05 müdahaleye göre)  tutarında buldu. 
CLABSI oranları müdahaleyle ilk başlangıç fazında 1000 bazal ?gün başına 1, 43 iken  (16/11, 154 gün) müdahaleyle 0.69 a (13/18, 972 gün) düşmüştür(P = .04)  faz 3'te (1.31 (7/5354 gün) geri yükseldi. Tüm 4 hastane analize dahil edildiğinde (risk oranı, 0.48;% 95 güven aralığı, 0,23-0,98, p = .04)dür. 
Araştırmacılar, analiz edilen  4 hastanede enfeksiyonlarda % 52 azalmayı sağlayan dezenfeksiyon kapakları kullanımının yıllık maliyetini 60,233 $/yıl olarak hesaplamışlardır.
 
Araştırma sonuçlarının yayınlandığı makalenin tam metnine ulaşmak için tıklayınız.
 

Bedaquiline MDR akciğer tüberkülozu olan erişkinlerin kombinasyon tedavisinde kullanılmak üzere onaylandı. İlaç FDA tarafından hızlandırılmış onay işlemine tabi tutuldu. İlacın QT uzamasına neden olabileceği şeklinde bir uyarı var.
 
Sirturo, Janssen Therapeutics tarafından üretiliyor ve dağıtımı yapılacak.
 
Haberin ayrıntısına ulaşmak için tıklayınız. 
 

Journal of Antimicrobial Chemotherapy Dergisi' nde çoklu dirençli mikroorganizmalara karşı monoklonal antikorlarla yapılan çalışmaların özetini sunan bir derleme yayınlandı. 
 
Çalışmaların temelini pek çok MDR(çok ilaca dirençli bakteri) bakteride ortak bulunan bir yüzey polisakkaridi olan "poly-beta-1,6-N-acetylglucosamine (PNAG)' a karşı geliştirilen insan monoklonal antikorları oluşturuyor. 
 
Bu konuda halen yürütülen bir Faz II çalışma da mevcut.
 
Makaleye erişim için tıklayınız.
 
 
Kaynak: Febril Nötropeni

2012'de ki fungal menenjit salgını giderek kötüleşmektedir, günümüze kadar 19 eyaletde 620 hastada enfeksiyon tespit edilmiş ve bunların 39'u yaşamını kaybetmiştir.
Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezi'nden Dr. Rachel Smith, önceki ve spinal enjeksiyonlara bağlı daha küçük salgınların daha ölümcül olduğunu ve enfekte hastaların en az %40-50'sinin öldüğünü söyledi.
New England Journal of Medicine dergisinde yayınlanan yazısında ABD'deki fungal menejit salgını ve güncel ölüm oranları konusunda endişeli olduklarını belirtti.
Massachusetts eczanesinden enfekte steroid enjeksiyonuyla ilişkili genel ölüm oranı % 6'dır.
Smith federal ve eyalet kamu sağlık kuruluşları, hastaneler ve doktorlar tarafından hızlı, koordineli yanıtın bunu sağladığını, bu sayede pek çok hayatın kurtarıldığını belirtti.
Eylül ayında Tennessee de karşılaşılan salgından sonra sağlık otoriteleri bu salgının tek bir eyaletde sınırlı kalma olasılığını düşünmüşlerdi.
Bu salgın 2004'te Sri Lankada tsunami sonrası görülen salgına benzerdi. Spinal enjeksiyonlarda kullanılan iğneler nemli dolaplarda saklanmakta ve kontamine olmuştu..
North Carolina'da karşılaşılan benzer olayın, enfeksiyona bağlı omurilik ve beyin sapında ciddi ödeme neden olduğu, Framingham, Massachusetts'de NECC tarafından üretilen metilprednisolon asetat enjeksiyonu ile ilişkili olduğu açıktır
Son dekadlarda NECC gibi bazı üreticiler, diğer ilaç şirketleri arasında sıkı güvenlik standartlarına tabi olmayan büyük üretim operasyonları gerçekleştirdi, ABD Gıda ve İlaç İdaresi ve diğerleri bu gibi firmaları sıkı gözetime çağırıyorlar.

İLAÇLAR GERİ ÇEKİLDİ

ABD Gıda ve İlaç İdaresi'nin uyarısı ile , NECC, 26 Eylül' de 23 eyaletde 76 tesise gönderilmiş. 17,675 şişe ilacı gönüllü olarak geri çekti.
Eyalet ve bölgesel sağlık kuruluşları ilaça maruz kalmış olabilecek 14000 hastanın tespitinin zor olduğunu açıkladı.
NECC'den gelen enjeksiyon zamanları verilerine dayanarak ve bu süre içinde görülen hasta sayısıyla, yetkililer potansiyel maruz kalan hastaların listesini biraraya getirdi ve enfeksiyona maruz kalma potansiyeli onları bilgilendirmek için hızla harekete geçti.

19 Ekim'de en az bir kez ilaca maruz kalma ihtimali olan hastaların %99'una ulaşıldı.
10 Aralık'ta ki analize göre, 19 eyaletde 590 vaka ve 37 ölüm tanımlandı, ölüm oranı yaklaşık % 6'dır.
Salgının ilk dalgasında çok daha ciddi menejit vakaları görüldü, 33 tane felç vakası tespit edildi.
Vakaların çoğunda enfeksiyona neden olan ajan Exserohilum rostratum, çimenle ilişkli bir mantardır ve beyin sapı-omurilikte etkilediği dokularda agresif ilerleyerek iyileşmeyen yaralara neden olur.
Ortalama inkübasyon zamanı 20 gündü, ancak enjeksiyondan sonra enfeksiyonabağlı semptomların görülme süresi 1 ila 120 gün arasında değişmekteydi.
10 Aralık itibariyle vaka sayısı bilgilerine dayanarak, ilaç ile tedavi edilen her 100 kişiden dört ila beş kişinin enfeksiyonla karşı karşıya olduğu tahmin edilmektedir.
Ancak salgın halen sürmektedir ve enfekte vaka sayısının artabileceği tahmin edilmektedir.

 Kaynak: Reuters Sağlık , Julie Steenhuysen


Antimicrobial Agents and Chemotherapy dergisinde elektronik olarak erken yayınlanan bir makalede 2008-2010 yılları arasında izlenen 94 hastanın 88'i levofloksasin, 53'ü vorikonazol ve 40 tanesi de flukonazol kullanmış. 21 hastada (%22.3) QTc aralığında önemli değişiklikler saptanmış. Bu nedenle bu iki grup ilacı alan kişilerin yakından izlenmesi gerektiği belirtiliyor.

Kaynak: Febril Nötropeni

Medscape Infectious Diseases web sitesinde yayınlanan bir video'da dirençli bakteri infeksiyonları tedavisinde tigesiklin e seftarolin'in rollerini anlatılıyor.


Sitede videonun deşifre edilmiş yazılı metni de mevcut.

Video erişimi için tıklayınız.

Kaynak: Febril Nötropeni



Journal of Antimicrobial Chemotherapy Dergisi'nde online yayınlanan bir makalenin sonuçlarına göre santral venöz kateteri olan hastalarda yeni bir tanı yaklaşımı ile bakteriyel infeksiyonların daha etkin tanınmasını sağlanıyor.

Makalenin özetine ulaşmak için tıklayınız.

Kaynak: Febrilnötropeni

TIME Dergisi tarafından belirlenen 2012'nin en iyi icatları arasında OraSure firması tarafından üretilen, HIV antikorlarını tükürük örneğinden 20-40 dakikada saptayan OraQuick yer aldı.  OraQuick, FDA onayını Temmuz 2012' de almıştı. 
 
Diğer icatları da görmek için tıklayınız.
 
Kaynak: Febril Nötropeni

Toplam 515 hastanın katıldığı çalışmanın sonuçları posakonazol'ün itrakonazol'e kıyasla "breakthrough" invaziv fungal infeksiyonları önlemede ve genel olarak sağkalım açısından daha başarılı olduğunu ortaya koyuyor. Çalışma randomize kontrollü bir çalışma olmamakla birlikte "günlük klinik uygulama" açısından önemli veriler sağlıyor.
Makale özetine ulaşmak için tıklayınız.

Boehringer Ingelheim erken evre çalışmalardan elde edilen umut verici sonuçları takiben hepatit C' in tedavisi ile ilgili geç evre klinik çalışmalara başladı. 

Şirket, 12 ila 24 haftalık tedavi sonrasında hastaların % 69' unda virüsün elimine edildiğinin gösterildiğini duyurdu. Tarihsel olarak Hepatit C pegile interferon ve ribavirin ile tedavi edilmekteydi, ancak bu tedavi 48 hafta kadar sürmekteydi ve interferona bağlı soğuk algınlığına benzer yan etkiler görülmekteydi .

Boehringer, Vertex İlaç Şirketi, Gilead ve Bristol-Myers Squibb' in   temel hedefi interferonla kombine edilmeden tedavi edebilecek bir ilaç geliştirmekti. Analizlerin çoğu, Gilead' ın bu yarışta halen önde olduğunu düşündürmektedir. 
 
SOUND-C2 olarak bilinen Boehringer' in çalışmasının tüm sonuçları Boston' daki Amerikan Karaciğer Hastalıkları Çalışma Derneği' in yıllık toplantısında sunuldu.
Erken veriler 2012 yılının başlarında sunulmuştu. 
 
Boehringer'in çalışmasında proteaz inhibitörü  BI-201335, polimeraz inhibitörü  BI-207127 ve ribavirin kombinasyonundan  oluşan bir ilaç test edildi.
'
Kaynak: Reuters

Clinical Infectious Diseases'in Aralık 2012 sayısında yayınlanan bir çalışmada özellikle yeni kinolon kullanımının ciddi aritmi riskini anlamlı ölçüde artırdığı saptandı.
 
Kanada'da 1990-2007 tarihleri arasında 605.127 kişinin izlenmesi ile gerçekleştirilen çalışmanın sonuçlarına göre en yüksek risk gatifloksasin, daha sonra ise moksifloksasin ve siprofloksasin ile görüldü.
 
Makalenin özeti için tıklayınız.
 
Kaynak: http://www.febrilnotropeni.net/

S.aureus bakterimisi mortalitesini predikte edebilecek IL-10 serum düzeyleri ile ilgili çalışma Enfeksiyon Hastalıkları Dergisi' nin 2012 Kasım sayısında yayımlandı.
 
 
Makale özetine ulaşmak için tıklayınız.
 

Makalenin İngilizce özeti aşağıda yer almaktadır.
Pediatr Blood Cancer. 2012 Sep;59(3):431-5. doi: 10.1002/pbc.23418. Epub 2011 Dec 6.
Identification of educational and infrastructural barriers to prompt antibiotic delivery in febrile neutropenia: a quality improvement initiative.

 Burry E, Punnett A, Mehta A, Thull-Freedman J, Robinson L, Gupta S.


Source

Faculty of Medicine, University of Toronto, Toronto, ON, Canada.

Abstract

BACKGROUND:

Antibiotic administration within 60 minutes of presentation for medical care may be used as a treatment target for febrile neutropenia (FN); however, anecdotal evidence suggests this target is often missed. Few studies have examined the prevalence or causes of delay. We describe the median time to antibiotic administration at our institution, predictors of delay, and barriers to prompt administration to inform quality improvement strategies.

PROCEDURE:

A random sample of 50 episodes of FN presenting to the emergency department (ED) between 2008 and 2009 were reviewed. Times between triage, MD assessment, lab results, and antibiotic administration were recorded. Patient and ED variables were examined as possible predictors of delay. In parallel, lean methodology was used to identify system inefficiencies. A trained moderator conducted group interviews with interdisciplinary representatives involved in the emergency care of neutropenic patients to identify process barriers to prompt antibiotics.

RESULTS:

The median time from triage to antibiotics was 216 minutes (interquartile range [IQR] = 151-274 minutes). The greatest delay occurred following the reporting of lab results (152 minutes, IQR = 84-210 minutes). Only fall season predicted a longer time to antibiotics (P = 0.03). The lean process identified unnecessary areas of delay between departments.

CONCLUSIONS:

Time to antibiotic administration exceeded 1 hour. The chart review and lean process suggested targets for educational and infrastructural interventions, including an ED pre-printed order sheet, targeted combined subspecialty education between emergency and hematology/oncology staff, and family education. A mixed methodology approach represents a model for improving process efficiency and meeting "best-practice" targets in medicine.

PMID: 22147665 [PubMed - indexed for MEDLINE]



New England Journal of Medicine'da dövme işlemi sırasında kontamine mürekkep nedeni ile olusan Mycobacterium chelonae salgını ile ilgili makale yayınlandı.

Makale tam metnine ulaşmak için : http://www.nejm.org/doi/full/10.1056/NEJMoa1205114#t=article