e-Posta :
Şifre :

Etiket: Tedavi

Bu eğitimde; bağışıklık sistemi lenf bezlerinde başlayan bir neoplazm türü olan Hodgkin Lenfomanın anatomisi, epidemiyoloji ve risk faktörleri, hastalığın klinik bulguları, tanısı, evrelemesi, patolojik sınıflandırması, prognostik faktörleri, tedavisi, izlemi ve yan etkilerinin neler olduğuna değinilmiştir.
 Çalışmanın sonuçları 'BMC Family Practice' in 14. sayısında 31 Mayıs 2013 tarihinde yayınlandı.

Çalışmaya katılan 137 kadından 51'i antibiyotik almayı geciktirmeyi kabul etti. Bir haftanın sonunda 28 hasta hala antibiyotik almazken bunlardan 20'sinde semptomlar tamamen kaybolmuştu.

Makalenin tam metni için tıklayınız.

Kaynak: Febril Nötropeni





 Annals of Internal Medicine dergisinin, 21 Mayıs sayısında yayınlanan prospektif kohort çalışmanın sonuçlarına göre, yüksek riskli prostat kanseri olan erkekler agresif tedavi almalıdır.

Vanderbilt Üniversitesi Tıp Merkezi, Nashville, Tennessee’ den araştırmanın yazarlarından Dr. David Penson, Medscape Medikal Haberlere verdiği röportajda, bu çalışma, klinisyenlere prostat kanserli hastalarda yaş, komorbidite ve prostat kanseri riski üzerinde gerçekten düşünmek zorunda olduklarını vurgulamıştır, dedi.
Dr. Penson, yaşlı erkeklerin agresif tedaviyi tolere edemeyeceğini belirtti, ama çeşitli nedenlerle halen agresif tedavi alan pek çok prostat kanserli erkek görülmektedir. Tedaviye ihtiyaç duyan gerçek agresif hastalığı olan yaşlı erkeklerin tedaviden fayda görebileceği söylenmelidir.
Yaptıkları çalışmada, Dr Penson ve ekibi komorbidite, yaş ve tümör özellikleri ve uzun vadeli diğer nedenlere ve hastalığa özgü mortalite ile ilişkiye bakarak tedaviye ihtiyacı olan erkekleri belirlemeye çalıştı.

Çalışma grubu, tanı anında nonmetastatik prostat kanseri olan, 60 yaş üzerinde 3183 erkekten oluşuyordu. Erkekler Prostat Kanseri Sonuçları Çalışması (PCOS) bir parçasıydı, prostat kanseri tanısı 1 Ekim 1994 ile 31 Ekim 1995 tarihleri arasında konuldu.

Tanının altı ayı içinde, erkekler komorbid durumları, sosyodemografik ve klinik bilgilerini değerlendiren bir anketi tamamladı ve yaşam fonksiyonları ve kalitesini kendileri rapor etti.

Araştırmacılar, komorbid hastalıklar arttıkça tüm nedenlere bağlı mortalitenin arttığını tespit etti.

14 yıllık izlem sonunda, diğer nedenlere bağlı kümülatif mortalite oranı, komorbid durumu olmayan erkeklerde %24, bir komorbid durumu olanlarda % 33, iki komorbid durumu olanlarda%46, üç veya daha fazla komorbid durumu olanlarda % 57 bulundu.

Prostat kanseri dışında bir nedenle ölme oranı artan yaşla birlikte artar. Üç ve daha fazla komorbid durumu olan; 60 yaş ve daha genç erkeklerde 10 yıllık diğer nedenlere bağlı mortalite oranı % 26, 61 ila 74 yaş arası erkeklerde %40 ve 74 yaş üzerinde ise %71’ dir.
Prostat kanserine bağlı mortalite riski düşük riskli prostat kanserinde %3 ve orta riskli prostat kanserinde % 7’ dir. Buna karşın, yüksek riskli prostat kanserinde prostat kanseri spesifik mortalite riski %18’ dir ve diğer komorbid durumların sayısından etkilenmemektedir.
Dr. Penson, yaşlı ve diyabet, kalp hastalığı ve hipertansiyon gibi diğer sorunları olan hastaların, düşük riskli prostat kanseri ile ilgili olarak fazla endişe duymamalarını ve tedavi için radyoterapi ve cerrahiye gitmeyeceklerini ummaktadır. Bu hastalar, düşük veya orta riskli kanserlerinde agresif bir tedavi gerekip gerekmediği hakkında biraz daha düşünmelidir.
Dr. David Penson, sonuçların daha fazla sayıda uygun hastayı aktif izleme almayı sağlayacağını ummaktadır. Ancak, yüksek riskli hastalığı olan yaşlı hastaların tedavi edilmesi gerektiği akılda tutulmalıdır.
Farklı tümör özellikleri, çok agresif tümörler, yüksek gradlı tümörler, yüksek PSA seviyeleri olan hastalar tanı anında 70 yaşında olsa bile prostat kanserine bağlı ölmektedirler.

Bu Bilgi Nasıl Yaygınlaştırılabilir? 

Sanremo Hastanesi, İtalya’ dan Dr. Lazzaro Repetto ve arkadaşları, editöryal yazılarında yaşlı hastalara tedavinin yarar ve zararlarını söylemenin en iyi yolunun halen cevaplanması gereken bir soru olduğunu belirtti.
Hekim için, prostat kanserine bağlı mortalite riskiyle, diğer nedenlere bağlı mortalite riskini değerlendirerek hastaların yaşam beklentisini doğru şekilde değerlendirmek önemli bir sorundur.
Editörler, yaş, tümör gradı ve komorbidite düşünüldüğünde, belli bir yaşta agresif tedaviden fayda görmeyecek hastaların tanımlanabileceği sonucuna vardı.

Amerikan Üroloji Derneği’ nin Yeni Kılavuzu Çalışmanın Sonuçlarını Sağlamlaştırmaktadır

Annual Report on Prostate Diseases’ in editörü, Beth Israel Deaconess Tıp Merkezi Klinik Şefi, Dr. Marc B. Garnick, bu çalışmanın sonuçları prostat kanserli hastalarla ilgilenen klinisyenlerin tedavi kararlarına ekleyebileceği önemli ve zamanında bir bilgidir dedi.

Çalışma ve editoryal kabul edildiğinde, Amerikan Üroloji Derneği [AUA] yeni kılavuzu henüz yayınlanmamıştı. Kılavuz önceki tedavi önerilerinden önemli ölçüde farklıdır, bu da bu çalışmanın etkilerini azaltabilir.
Dr. Garnick, AUA kılavuzun 55 yaşından genç ve 69 yaş üzerindeki erkeklerde PSA testini desteklemediğini, PSA testini 55 ila 69 yaş arasındaki erkeklerde önerdiğini vurguladı.
Dr. Penson ve arkadaşlarına göre, çalışma halen düşük ve orta riskli, eşlik eden hastalığı olan prostat kanserli erkekler için düşünülmesi gereken önemli kriterler sağlamaktadır.
Bu veriler, kanserle yarışan kanser dışı ölümlere bağlı mortalite riskinde objektif parametreler sağlamaktadır. Örneğin, düşük riskli prostat kanserli hastalarda, diğer nedenlere bağlı ölüm oranı kanser spesifik ölümden 14 kat fazladır. Bu veriler önceden takdir edilmiş olsa da, güncel araştırma morbiditelerle yarışan gerçek mortalite riskini göstermektedir.

Çalışmanın sonuçları, özellikle önemli komorbiditesi olan bu komplike hastalıkta tedavi kararları için klinisyenlere yardımcı olacaktır. Sıklıkla, uygun olmayan tedaviler önerilmektedir. Bu çalışmanın verileri günlük pratikte gereksiz tedaviyi( overtreatment) önlemeye yardımcı olacaktır.

Bu çalışma, Ulusal Kanser Enstitüsü tarafından finanse edildi. Dr Penson, Dr Repetto ve Dr Garnick herhangi bir finansal ilişkileri olmadığını ifşa ettiler.

Ann Intern Med’ da yayınlanan bildiri ve editör yazısına ulaşmak için tıklayınız.

Kaynak: Medscape Medikal Haberler