e-Posta :
Şifre :

Etiket: Hastane

E-öğrenme (0) Literatür (0) Haber (9) Etkinlik (1) Webcast (0)Tümünü göster (10)
Maltepe'de Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi B. Blok'un çatı katında izolasyon çalışmaları sırasında çıkan yangın, itfaiye ekiplerinin hızlı müdahalesi sonucu kontrol altına alındı. İçeride çok fazla hastanın olmadığı, hasta yakınlarının da dışarı çıktıkları öğrenildi.

Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin çatı katında, saat 11.00 sıralarında izolasyon çalışmaları sırasında yangın çıktı. Yangına başta Maltepe, Kartal, Erenköy ve Kadıköy itfaiye grupları olmak üzere çok sayıda itfaiye ekibi müdahale etti. İçerden ve merdivenle yapılan müdahaleler sonrası yangın kontrol altına alındı.

Hastane tadilatta olduğu için içeride çok fazla hasta olmadığı kaydedildi. Hasta yakınları da yangın ihbarı ile birlikte binayı boşalttıklarını ve herhangi bir hasta tahliyesinin olmadığını söyledi. Hastanedeki soğutma çalışmaları sürüyor.



Depreme dayanıklı olmadığı için ‘kentsel dönüşüm’ kapsamında yıkılıp yeniden yapılması planlanan Cerrahpaşa Tıp Fakültesi ile İstanbul Çapa Tıp Fakültesi’nin yeni halinin projeleri belli oldu. Toplam 1 milyar dolara mal olacak dönüşümün 5 yılda tamamlanması bekleniyor. Dev dönüşüm için son noktaya geldiklerini söyleyen İstanbul Üniversitesi Rektörü Yunus Söylet, yeni Cerrahpaşa ile İstanbul Çapa Tıp fakültelerinin sadece hastane olarak değil, öğrencilerin daha rahat eğitim görebileceği birer sağlık kampusü olacağını söyledi.

Küçükçekmece Gölü’ndeki araziler satılacak
Ortalama 2 bin yatak kapasiteli fakültelerin yenilenme maliyetlerini karşılanması için İstanbul Üniversitesi’ne ait Küçükçekmece Gölü çevresindeki arazilerinin değerlendirilmesi planlanıyor. Üniversite yönetimi yeni hastanenin maliyet masraflarını çıkartmak için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’yla görüşmeye başladı. Uzlaşma sağlandığı takdirde dönüşüm masrafı İstanbul Üniversitesinin arazilerinden elde edilen gelirle sağlanacak. Küçükçekmece Gölü ve çevresi son günlerde Kanalİstanbul projesinin buradan geçeceği yolundaki iddialarla konuşuluyor. İddialar, bölgede emlak piyasasının hareketlenmesine neden oluyor.
‘Kendi enerjisini üreten ilk tıp fakülteleri olacak’

1 yılda ortalama 1 milyon 60 bin ton tıbbi atığın ortaya çıktığı fakültelerin en büyük özelliği tıbbi atıklardan kendir enerjisini üretebilecek olması. Proje hayata geçirildiği takdirde fakültelerin enerji giderleri hariç üniversitenin her yıl tıbbi atıkların imhası için ödediği 849 bin lira ise üniversitenin kasasında kalacak.

Yıllık iki buçuk milyon kişiyi tedavi ederek İstanbul’daki hasta sayısının yüzde 12’sine hizmet veren fakültelerin binaları yıkılarak, yerine depreme dayanıklı modern binalar kurulacak. Binalar olası yangın riskine karşı köprü sistemiyle birbirine bağlanacak. Yerleşkesinde yaklaşık 3 bin araçlık birer otoparkın bulunacağı kampüslerde, Acil hastaların daha hızlı nakledilmesi için helikopter pisti ile hasta yakınları, öğrenci ve öğretim elemanlarının misafir olarak kalabileceği birer konukevi, restoran ve kreş yapılacak.

Laboratuvar sayısı artırılıyor
Yeni fakültelerin daha kaliteli eğitim vermesi için derslik sayısı ve laboratuvar sayısı da artıyor. Yeni Cerrahpaşa ve İstanbul Tıp Fakültesi projesi kapsamında 290 amfi, 105 laboratuvar, 168 poliklinik ile 46 adet ameliyathane yapılması planlanıyor. Ayrıca proje tamamlandığı takdirde Beyazıt’ta bulunan hemşirelik fakültesi ve sağlık bilimleri fakültesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi kampüsüne taşınacak.
Yeni tıp fakülteleri için bu güne kadar 7 farklı proje çizdiklerini, en son projeyi de başbakanın onayından geçtiğini söyleyen İstanbul Üniversitesi Rektörü Yunus yeni proje için “Bu projedeki amacımız sadece hastane yapmak değil, öğrencilerin daha rahat eğitim görebileceği, hocalarımızın daha rahat araştırma yapabileceği sağlık bilimleri kampusü kurmaktır. Proje kapsamında Cerrahpaşa ve İstanbul Çapa Tıp fakültelerinde kurulacak sosyal tesis ve spor alanları ve kütüphanelerle öğrencilerimize rahat bir eğitim ortamı sağlamayı hedefliyoruz. Projeyi bizzat başbakanın kendisi inceleyip onayladı. Başbakan projeyi çok beğendi” dedi.

‘14 tarihi bina restore edilecek’
Yeni proje ile Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ndeki 6 tarihi bina ile İstanbul Çapa Tıp Fakültesi kampusündeki 8 tarihi binayı restore edeceklerini söyleyen İstanbul Üniversitesi Hastaneleri Genel Direktörü Yrd. Doç. Dr. Haluk Özsarı yeni proje hakkında şöyle değerlendirdi: “ Türkiye ’nin en büyük tıp fakültelerinde yapacağımız dönüşümle minimum maliyetle işletilebilen, depreme dayanıklı birer eğitim ve sağlık merkezi kurmayı hedefliyoruz. Yeni proje kapsamında mevcut kapalı alan 477 bin 70 metrekareden 1 milyon 60 bin 210 metrekareye yükseliyor. Bu sayede kampüslerin mevcut kapalı alanı yüzde 222 oranında artıyor. Hastaların rahat etmesi için her türlü ayrıntıyı içinde barındıran bir proje hazırladık. Yapılması planlanan yeraltı otoparkları sayesinde kampüs içerisinde ambulans ve itfaiye dışında hiçbir araç bulunmayacak.’’

Başbakan şehir dışını önermiş, üniversite yönetimi ‘hastaneler yerinde kalsın’ demişti
Yenileme tartışmaları yıllardır gündemde olan İstanbul Çapa Tıp Fakültesi ile Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, 17 Ağustos depreminden sonra ciddi zararlar görmüştü. 2007 yılında üniversitenin fakülteleri yıkıp yeniden yapma isteğine karşılık Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ise dönemin rektörü Mesut Parlak’a İstanbul olimpiyat stadı yanında 500 dönümlük bir araziyi önererek yeni hastanelerin şehir dışında kurulmasını istemişti.
Başbakanın bu teklifini değerlendiren üniversite yönetimi ise başbakanın teklifini geri çevirerek yerinde dönüşümde ısrar etmişti. İstanbul Üniversitesi Rektörü Yunus Söylet döneminde ise başbakanla yapılan görüşmeler sonucunda, başbakanın onayıyla Cerrahpaşa ve İstanbul Çapa Tıp Fakültesi yerinde yenileniyor.

477 bin 70 metrekare: Mevcut kapalı alan
1 milyon 60 bin 210 metrekare: Yeni projeyle erojeyle elde edilecek kapalı alan
Yüzde 222: Kapalı alan artışı.
290: Amfi sayısı
105: Laboratuvar sayısı
168: Poliklinik sayısı
46: Ameliyathane sayısı

Doktor randevu sistemi Doktorburada’nın yaptırdığı araştırmaya göre hekimlerin başı habersiz randevu iptalleri yüzünden dertte! 10 randevu iptalinden 3’ü habersiz yapılıyor. Hekimlerin yüzde 70’i iptal edilen 10 randevudan sadece 2’sini; yüzde 30’u ise ortalama 4’ünü doldurabildiğini söylüyor.

Hekimler arasında yapılan bir araştırma hasta randevu sistemleri ve iptaller konusunda çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. Yapılan araştırmaya göre hekimlerin başı iptal edilen randevular yüzünden dertte. Habersiz randevu iptalleri sonucunda hekimlerin hasta kaybettiği gözlemleniyor. Araştırmadan çıkan bir başka sonuç ise şaşırtıcı: Hekimler arasında hasta randevu sistemi olarak hala klasik yöntem ‘defter’ yaygın olarak kullanılıyor.

433 hekim arasında yapılan araştırma gösteriyor ki gün içerisindeki randevuların yüzde 35’i iptal ediliyor ya da erteleniyor. Randevu hatırlatma sistemi uygulanmadığı için iptallerin yüzde 70’i son anda yani randevudan birkaç saat önce yapılıyor; yüzde 30 iptalde ise hekime veya muayenehaneye haber bile verilmiyor. Bu da hekime hasta kaybı olarak geri dönüyor.

Araştırmadan çıkan çarpıcı sonuçlar şöyle;
Hekimlerin günlük ortalama hasta kabul süresi 3-8 saat arasında değişiyor. Hekimlerin yüzde 37’si günde 8 saat hasta kabul ediyor. Hasta sayılarına göre diğer dağılım şöyle:

o Yüzde 33’ü 7 saat

o Yüzde 15’i 6 saat

o Yüzde 6’sı 3 saat

o Yüzde 5’i 4 saat

o Yüzde 4’ü 5 saat boyunca hasta bakıyor.

Hekimlerin yüzde 90’ı günde 1-10 arasında hasta kabul ediyor. Diğer dağılım ise şöyle:

o Yüzde 9’u 11-15 arasında

o Yüzde 1’i ise 15’in üzerinde hastayı muayene ediyor.

Hekimlerin yüzde 70’i 10 hastadan 9’unun randevulu olduğunu söylüyor.
Hekimlere göre randevuların yüzde 60’ı genellikle 1 veya 2 gün önceden alınıyor.
Randevu kabullerinin yüzde 88’i muayenehaneye telefon yoluyla yapılıyor. Diğer dağılıma göre;
o Hastaların yüzde 10’u doğrudan doktoru arayarak

o Yüzde 1’i e-posta

o Yüzde 1’i ise online form doldurarak randevu talep ediyor.

Hekimlerin yüzde 60’ı herhangi bir randevu sistemi kullanmıyor. Kullanılan randevu takip sistemleri şöyle:

o Yüzde 42 Defter

o Yüzde 25 Dışarıdan satın alınan özel randevu yazılımları

o Yüzde 13 Kendi randevu yazılımları

o Yüzde 10 Outlook

o Yüzde 10 Google Calendar

Hastanın doktoru tercih sebebinde internet gittikçe önemi artan etkenlerden biri. Şahsi referanslara göre doktor tercih sebebi yüzde 30 civarındayken internet araştırmaları sonucunda doktor tercih edenlerin oranı yüzde 40 seviyelerine ulaşmış durumda.
Hekimlerin bildirimine göre randevulardan yüzde 35’i iptal ediliyor veya erteleniyor.

Randevu hatırlatma sistemini kullanan hekim oranı yüzde 23
Randevu hatırlatma sistemini kullanan hekimlerin oranı yüzde 23. Yüzde 77’si hiçbir randevu hatırlatma sistemi kullanmıyor.
Randevu hatırlatması yapan hekimlerin yüzde 77’si ise asistanları tarafından hatırlatma yapıyor. 10 iptalden 7’si birkaç saat önce yapılıyor; 3’ü hiç haber vermiyor

Almanya Bağımsız Hasta Danışmanlığı'nın (UPD) yaptığı araştırmaya göre ülkedeki sağlık sigortaları hastanın hakkı olan hizmetleri vermeye çoğu kez yanaşmıyor. 75 bin hastanın hastalık görüşmesini inceleyen UPD, 4 bin 900 danışmada sağlık sigortaları, doktor veya hastanelerin sigortalılara hakları olan hizmetleri sunmadığını düşünüyor. Sadece hastalık parasıyla ilgili 4 bin 800 şikâyet kaydeden UPD, sigortaların müşterilere ayrıntılı bilgi vermediğini, ödemeyi haksız yere reddettiği veya sigortalıların doktordan hasta raporu almasına rağmen hastaların işbaşı yapmaları için baskı yapıldığını kaydetmiş. Bu tür olaylarla ilgi henüz istatistikler olmadığını söyleyen UPD Genel Müdürü Sebastian Schmidt-Kaehler, psikolojik hastaların da sigortalar tarafından baskıya maruz kaldığını ekledi. Federal Hasta Sorumlusu Wolfgang Zoller (CSU) bu tavrı insani bulmayarak eleştirdi ve daha sert kanuni yaptırımlardan bahsetmekten de kaçınmadı. Uzmanlar 7 bin 300 danışmada, danışmanların hastalara yetersiz veya yanlış bilgi verdiğini tahmin ediyor. Ödemelerin yazılı halde belgeleştirilmesinin bile hastaların haklarını alacağını garanti etmediğini belirten Schmidt-Kaehler çoğu sigortalıların da diş doktorlarındaki yüksek hesaplardan ve yoğun ilgi gören psikoterapi için yer bulamadıklarından yakındığını söyledi.

2023 yılına kadar 15 bin tıbbi görüntüleme teknikeri, 7 bin fizyoterapist, 10 bin diyaliz teknikeri ve ameliyathane, ağız/diş sağlığı ve iş sağlığı alanında yetişmiş binlerce yardımcı personele ihtiyaç olacağı öngörülmektedir. Sağlık Bakanlığı, 2023 yılına kadar, fizyoterapist sayısının % 264,8 artacağını tahmin etmektedir.

Bu programlardan mezun olan aday sayıları bugün itibariyle toplam ihtiyacın onda biri kadar. Her yıl diyaliz programından 455 kişi, Fizyoterapi programından 1000 kişi, Ameliyathane Hizmetleri programından 240 kişi, Ağız ve Diş Sağlığı programından 375 kişi mezun olmakta.

Sağlık sektöründe çalışacak ara eleman ihtiyacı gün geçtikçe artmakta; 2049 yılına kadar kapanmayacak bir açıktan söz edilmektedir. Sağlık sektöründe uzun yıllar sürecek olan istihdam imkânı, üniversite adaylarını bu alana yönelttiği gibi, meslek yüksekokullarını da bu sahada programlar açmaya itiyor.

Ağız ve diş sağlığı, ameliyathane hizmetleri, diyaliz, fizyoterapi, tıbbi görüntüleme teknikleri ve iş sağlığı ve güvenliği gibi yeni açtığı programlarla toplam 260 öğrenci adayına sağlık sektörüne girme imkânı tanıyan Kapadokya Meslek Yüksekokulu bu alanda da "ilk"lere imza atıyor.
Kapadokya MYO Rehberlik ve Psikolojik Danışma Birimi Başkanı ve Çocuk Gelişimi Program Başkanı Öğretim Görevlisi S.Taylan Kapucu, yeni açılan sağlık programlarıyla ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu: "Ülkemizde yüzü aşkın ağız ve diş sağlığı merkezi faaliyet gösteriyor. Son on yılda diş ünite sayısı yedi kat artmış, sağlık sahasındaki özel sektör %85 oranında büyümüş durumda. Yine 2002 yılından bugüne diyaliz merkezi sayısı yaklaşık iki katına hemodiyaliz cihazı sayısı ise üç katına çıktı. Türkiye'de 100.000 kişiye düşen diyaliz teknikeri sayısı 0,25. Özellikle gelişmiş ülkelerde nüfus hızla yaşlanmakta ve fizik tedaviye duyulan ihtiyaç artmakta. Türkiye'de her 100.000 kişiye 2,8 fizyoterapist düşüyor. Ülkemizde de bu gelişmelere paralel olarak fizik tedavi üniteleri, kür merkezleri, wellnes-spa merkezlerinin sayısı her geçen gün artıyor. Avrupa Birliği süreci uyum yasaları çerçevesinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, sanayiden sayılan tüm işyerlerine 'iş güvenliği uzmanı' görevlendirme zorunluluğu getirdi. Kanun ve yönetmeliklerin tam anlamıyla uygulamaya geçmesinin ardından yaklaşık 238.000 iş sağlığı ve güvenliği uzmanına ihtiyaç duyulacağı düşünülmekte.

Sağlık alanında yaşanan tüm bu gelişmeler, bizi, iyi uygulama örneklerini sergileyebileceğimiz ve sektöre ara eleman yetiştirebileceğimiz sağlık programlarını açmaya yöneltti."

Meslek yüksekokulları gibi kurumların sundukları avantajlardan biri olan, dört yıllık okullara dikey geçiş konusuna da değinen Kapucu, "Şu veya bu nedenle gönlünde yatan bölüme girecek puanı tutturamayan öğrenciler, ön lisansı takiben, üniversitelerin ilgili lisans programına geçiş yapabilir, böylece zamandan ve gereksiz masraftan tasarruf edebilirler." diye konuştu.

"Örneğin Ameliyathane Hizmetleri programından Hemşirelik lisans programına, İş Sağlığı ve Güvenliği programından Sosyal Hizmetler lisans programına geçiş yapabilirler." diyen Kapucu, okul olarak asıl görevlerinin öğrencileri tercih ettikleri sektörde yol, yöntem, usul bilgileriyle donatmak; staj, yarı zamanlı iş olanakları ve işverenlerle doğrudan temasa geçmelerini sağlamak olduğunun altını çizdi.

Türkiye’nin yenilikçi sağlık ekipmanı üreticisi SAMATIP, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık ve Sağlık Bakanlığı olmak üzere, kamu kurumları ile sivil toplum kuruluşlarını bir araya getiren I. Uluslararası Türkiye Sağlık Mezunları Kurultayı’nda üç gün boyunca yenilikçi sağlık çözümlerini tanıttı.

TÜMSİAD tarafından organize edilen, açılışını Sağlık Bakanı Dr. Mehmet Müezzinoğlu’nun gerçekleştirdiği kurultaya, Türkiye’den mezun olan 45 farklı ülkeden 600 sağlık mensubu katıldı. Kosova Sağlık Bakanı Ferid Agani, Sudan Sağlık Bakanı İdris Ebu Garda, Yemen Sağlık Bakanı Ahmet Kasım El Arsi’nin de konuşmacı olarak katıldığı kurultayda, global sağlık diplomasisi, Türkiye’de sağlık turizmi fırsatları, ilaç ve tıbbi cihaz hizmetleri, halk sağlığı hizmetleri, sağlıkta ileri teknoloji uygulamaları ve sağlıkta iş birliği imkanları 3 gün boyunca masaya yatırıldı.

“TÜRKİYE’NİN İLK DÜNYA MARKASI SAĞLIK SEKTÖRÜNDEN ÇIKABİLİR”
AKFA Holding Üretim ve Sanayi Grubu şirketlerinden SAMATIP’ın ileri teknolojiyle geliştirdiği yeni nesil sağlık ekipmanlarını tanıttığı kurultayda, SAMATIP Genel Müdürü Tuncay Yazıcı sektördeki gelişmeleri sağlık mensuplarıyla paylaştı. Teknolojinin gelişimine paralel olarak hastane yatağından muayene ekipmanlarına, sedyeden paslanmaz ekipman ve bebek kuvözlerine kadar birçok alanda Türkiye’nin diğer dünya ülkeleri ile aynı seviyede olduğunu belirtti. Hastane ekipmanlarında uzun yıllar pazarı domine eden uygun fiyatlı ancak düşük kalitede ürünler üreten Çin’in yerini Türk ve Avrupalı şirketlerin almaya başladığını söyleyen Tuncay Yazıcı, “Tamamı Türk mühendisler tarafından geliştirilen hastane ekipmanları konusunda Türkiye önemli yollar katetti. Ürün kalitesi olarak Çin’in önünde, Avrupa ile aynı seviyedeyiz. Fiyat olarak baktığımızda ise Avrupalı şirketlere göre daha çok tercih ediliyoruz. Bu ivme Türklerin ilk dünya markasının sağlık ekipmanları sektöründen çıkacağına işaret ediyor” dedi.

“TEKNOLOJİ VE KURUMLARA ÖZEL ÇÖZÜMLERLE ÖN PLANDA OLACAĞIZ”
Kurultayda SAMATIP’ın yeni rotasının inovasyonla devam edeceğini belirten Tuncay Yazıcı, gerçekleştirilen önemli yatırımlarla sağlık ekipmanlarında daha teknolojik çözümler üreteceklerini söyledi. Yazıcı; “Belirlediğimiz stratejiler doğrultusunda Türkiye’de ve dünyadaki hastaneler için anahtar teslim mobilya tasarımı, projeleri ve üretimini de Samadesign ile gerçekleştireceğiz. Mobilya için işbirliği yaptığımız İtalyan tasarımcılarımızla hastane ekipmanları gelişimi için de yoğun mesai harcıyoruz. 2014 yılında hem tasarım, hem de teknolojik olarak daha önce piyasada olmayan ve ilklerimiz arasında yer alacak olan hasta yataklarımızın satışına başlayacağız. SAMATIP olarak hedefimiz, Türkiye’de ve dünyada günümüz dünyasına yakışan, yeni teknolojilerle donatılmış hastaneleri kamuoyu ile buluşturmak” açıklamasını yaptı.

 Bir süredir üzerinde konuşulan ve bazı sigorta şirketlerinin geçtiğimiz aylarda başlattığı tamamlayıcı sağlık sigortası, özel hastanelere ödenen fark ücretinin artması ile birlikte ihtiyaç haline gelecek. 2012’de çıkan bir düzenlemeyle, Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) bağlı olup, özel sağlık sigortası da bulunanların, tedavi giderlerinin belli kısmını SGK’ya fatura edebileceklerine imkan tanınmasıyla, tamamlayıcı sağlık sigortası da başladı. İlk adımı ise Mapfre Genel Sigorta attı ve SGK’lıların özel hastanelerde fark ödemeden tedavi olmalarına imkan tanıdı.
Geçtiğimiz günlerde ise Axa Sigorta da sağlık hizmetlerini SGK anlaşmalı özel hastanelerden almayı tercih edenler için tamamlayıcı sigorta uygulamasını geçti. Axa, ödenecek fark ücretini, hiçbir prosedür olmadan yüzde 100 karşılayacak.

TUTUNACAĞIMIZ TEK DAL
Ancak sağlık alanındaki kuruluşların, uygulamanın içeriği hakkında aralarında tam olarak anlaşamamaları nedeniyle tamamlayıcı sağlık sigortası da istendiği gibi gelişemedi. Özel hastanelerin alacakları fark ücretinin yüzde 200’e kadar çıkacak olması ise tamamlayıcı sağlık sigortasını ilgiyi artıracak. Özel Hastaneler ve Sağlık Kuruluşları Derneği (OHSAD) Başkanı Dr. Reşat Bahat, tamamlayıcı sağlık sigortasının Türkiye’nin sağlık kalitesine ulaşmanın tek yolu olduğunu belirterek, “Hem sağlık sektörünün hem de halkın ileride tek tutunacağı daldır” dedi.
Reşat Bahat, yüzde 200 fark ücretinin Bakanlar Kurulu’nun yetkisinde olduğunu ve biran önce çıkmasını istediklerini ifade ederek, şunları söyledi: “Tamamlayıcı sağlık, Türkiye’nin sağlık kalitesine ulaşmasının tek yoludur. Bu sayede sağlık yatırımcıları daha nitelikli cihazlar alacak, vatandaş da daha kaliteli hizmete ulaşacakbilecek. Aynı zamanda da sosyal güvenlik, tek ödeyici olmaktan çıkacak. Tamamlayıcı sigortası, hem sektörün hem de vatandaşın ileride belki de tutunacağı tek daldır.”

AVRUPA’DA ZORUNLU
Reşat Bahat, alınacak fark ücretinin yüzde 200’e çıkması ile birlikte tamamlayıcı sağlık sigortasında da ciddi artış olacağına değinerek, sağlık kuruluşlarının kalitesi yükseleceği, fiyatlarında da belli artış olacağı için vatandaşın, kendisine sigorta yaptıracağını kaydetti. Bahat, sözlerini şöyle sürdürdü: “Avrupa’da birçok ülkede tamamlayıcı sağlık sigortası zorunlu. Tamamlayıcı sigortayı ödeyebilecek olanı devlet neden fonlasın? Gelir seviyesi düşük olanı elbette devlet fonlayacak. Durumu iyi olan vatandaşlar ise sağlık sigortasını kendileri yaptırsın. Devlet hastanelerine giderlerse de yine bedel ödemesinler ama özel hastaneye geldiklerinde sigortayı kullansınlar. Tamamlayıcı sigorta beraberinde çifte denetimi de getirecek. .”

20 Bin SGK’lı Sistemde
Tamamlayıcı sağlık sigortasını, 2012 yılında ilk olarak, ‘Fark Yok Sigortası’ adı altında Mapfre Genel Sigorta başlattı ve böylece SGK’lılara özel hastanelerde fark ödemeden tedavi olma imkanı sağlandı. Mapfre Genel Sigorta Grubu CEO’su Serdar Gül, bugün için 20 binin üzerinde SGK’lının tamamlayıcı sigorta yaptırdığını belirterek, şunları söyledi: “Geçen yılın Kasım ayında ilk olarak Medical Park Grubu ile işbirliği içinde bu ürüne başlamıştık. Bugün Türkiye’nin 47 ilinde, toplam 188 anlaşmalı kurum ile yolumuza devam ediyoruz. Tamamlayıcı sağlık sigortası fiyat açısından özel sağlık sigortası ürünleri ile karşılaştırıldığında, üçte bir primlerle satın alınabilinir. ”

General Electric’in sağlık teknolojileri şirketi GE Healthcare, Türkiye’nin en prestijli özel hastane zincirlerinden biri olan Florence Nightingale Grubu’nun İstanbul’daki yeni hastane binasında GE Healthcare çözüm ve teknolojilerini kullanacağını duyurdu. Kurulan GE Healthcare sistemleri arasında son teknoloji ürünü Bilgi Teknolojileri çözümleri, MR, BT(Bilgisayarlı tomografi), anjiyo sistemleri, yoğun bakım ve ameliyathane çözümleri yer alıyor.
Yeni hastane, Türkiye ve bölge için önemli bir teleradyoloji merkezi olarak konumlandırılıyor. GE’nin Radyoloji Görüntü Değişimi Bilgi Teknolojileri çözümlerini kullanan merkez, görüntü alışverişine izin vererek dünya çapındaki klinisyenlerin birbirleriyle bağlantı kurmasına ve kritik vakaları için görüşlerini bildirmelerine imkan tanıyor.

Florence Nightingale Hastanesi COO’su Dr. Sinan Aran, konuyla ilgili olarak “Yüksek kaliteli görüntülerin hızla paylaşılabilmesi doktorlar ve hastalar için ciddi zaman tasarrufu sağlıyor ve doktorların birbirleriyle daha iyi bağlantı kurmasına, daha etkin çalışmasına ve daha güvenli kararlar vermesine imkan sağlıyor. Bu da hastalara sağlanan hizmeti geliştirerek daha iyi sonuçlar elde edilmesine yardımcı oluyor” ifadesini kullandı.
GE Healthcare, sağlık profesyonellerine daha iyi veri ve analizler sağlayan bağlantılı teknolojiler üretmeye odaklanıyor. GE Healthcare Türkiye ve Orta Asya Başkanı ve CEO’su Siavosh Moussavi, konu hakkında, “Florence Nightingale Grubu, ülke ve bölge çapında klinik ve teknik eğitim ihtiyaçlarının karşılanması için Türkiye’de birlikte çalıştığımız stratejik ortaklarımızdan biri. Bu ortaklığı, Türkiye ve komşu ülkelerdeki sağlık sorunlarını ele almak amacıyla entegre bakım sağlama konusundaki kararlılığımızın somut bir örneği olarak görüyoruz. Entegre bakımın, sağlık sektörünün geleceği olduğuna inanıyoruz. Entegre bakım, bakım kalitesini arttırırken bir yandan da sağlık sistemindeki maliyetleri ve kayıp oranını azaltacak şekilde tüm sağlık sistemi dahilinde (yatarak, ayakta, evde bakım) elde edilen bilgilerin bir araya getirilmesiyle oluşturuluyor” açıklamasını yaptı.



Hiç erkek personel bulunmayan, sadece kadın personel ve doktorların görev yaptığı kadın doğum ve çocuk hastalıkları kapsamında hizmet verecek olan, Via Hospital Selimiye hizmete açıldı. 4 bin metrekare alan üzerine kurulu 55 yataklı hastanede 70 kadın çalışan hizmet veriyor. Via Hospital Selimiye, sadece Üsküdar'a değil bütün İstanbul'a hizmet vermeyi amaçlıyor. Hastanenin açılışına İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın eşi Özdeyiş Topbaş, Üsküdar Belediye Başkanı Mustafa Kara, Üsküdar Kaymakamı Mustafa Güler, Sancaktepe Belediye Başkanı İsmail Erdem ve çok sayıda vatandaş katıldı.

"KADINA POZİTİF AYRIMCILIK YAPTIK"
Açılışta yapılan konuşmalarda, sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi, daha ekonomik, daha etkin ve hasta haklarının korunarak bu hizmetlerin sunulmasının şu anda dünyanın da gündeminde olduğu vurgulandı.
Hastane başhekimi Op. Dr. Serpil Özen, "Sadece kadınların çalışacağı bir konsept yarattık. Ancak erkeklere de hizmet veriyoruz, herkesi kucaklıyoruz." dedi.

Medyada yer alan bazı eleştirilerin gerçeği yansıtmadığını da ifade eden Dr. Serpil Özen, "Belki kadına yönelik pozitif ayrımcılık yaptığımız düşünülebiliyor. Ama biz daha çok kadın doğum ve çocuk hastalıkları üzerine hizmet verdiğimiz için gelen kadın doğum hastalarımızın kendilerini daha iyi hissedebilmeleri için bunu yaptık. Yardımcı personelin, diğer çalışanların kadın olması, bir kadın olarak daha rahatlatır insanı. Genel cerrahi, kulak-burun-boğaz, dahiliye, diş gibi alanlarda da hizmet veriyoruz ve erkek hasta da kabul ediyoruz, hastalarımızın yarısından çoğu erkek." şeklinde konuştu.