e-Posta :
Şifre :

Etiket: Serviks kanseri tedavisi

Bu modülde serviks kanseri tanımı, insidansı, Türkiye'deki durumu ve tarama programları konusunda genel bilgi verilmesi hedeflenmiştir. 
 Japonya’ da Jikei Üniversitesi Tıp Fakültesinde yürütülen bir çalışmada Evre IIB-IV A serviks kanseri olan olgularda immünmodulatör Z-100’ ün etkinliği plasebo ile karşılaştırılmıştır.
Çalışmada; platin bazlı kemoterapiyle birlikte ya da kemoterapi almadan standart radyoterapi ile tedavi edilen Evre IIB ve IVA Skuamöz karsinomalı serviks kanseri olguları, radyoterapi esnasında haftada iki kez 0, 2 μg Z-100(Z) ve plasebo(P) alanlar olarak randomize edildi. Radyoterapi bitiminde idame tedavi olarak hastalara iki haftada bir Z veya P verildi. Tedavi progresyona kadar ya da 2011’ de ki çalışmanın sonlanım tarihine kadar sürdürüldü. Çalışmanın primer sonlanım noktası genel sağkalım, ikincil sonlanım noktaları ise rekürrensiz sağkalım (RFS), yanıt oranı (RR) ve güvenlikti.
Çalışmada, 2004 ila 2006 yıllarında tedavi edilen 249 hasta randomize edildi. 243 hasta sağkalım analizi için uygundu.
Z kolunda 29 ölüm görülürken, P kolunda 42 ölüm görüldü. 5 yıllık sağkalım oranı Z kolunda %75, 7 iken, P kolunda % 65, 8 bulundu. Z kolunda radyoterapi veya kemoradyoterapiden bağımsız sağkalım avantajı görüldü. RR, RFS ve yan etki açısından iki grup arasında fark bulunmadı. Sonuç olarak immünmodülatör Z-100, radyoterapiden sonra uygulandığında lokal ileri serviks kanserinde sağkalım avantajı sağlamaktadır. İstatistiksel anlamlılık beklenenden düşük olmasına rağmen, sağkalım avantajı umulanın üstündedir.

GOG0076-GG çalışmasında ise ileri evre, persistant ya da rekürren serviks karsinomunda sisplatin ile kombine edilen pemetreksetin etkinliği Faz II çalışmada incelendi.
Çalışmanın birincil amacı ileri evre persistant ya da rekürren serviks karsinomunda, sisplatin ve pemetreksetin objektif tümör yanıtını ve toksisite profilini tanımlamaktır, ikincil sonlanım noktası ise progresyonsuz sağkalım ve genel sağkalım etkisini tanımlamaktır. Primer radyoterapi ile eş zamanlı verilen sisplatin dışında daha önce hiç kemoterapi almamış hastalar, 21 günde bir 500 mg/m2 pemetrekset ve 50 mg/m2 sisplatin kemoterapisiyle progresyon ya da tedavinin kesilmesini gerektirecek toksisite görülene kadar tedavi edildi. Tümör etkinliği RECIST kriterlerine göre değerlendirildi. Beş GOG üyesi kurumda 2008 ila 2011 yılları arasında tedavi edilen 55 hasta çalışmaya alındı. 49 hasta değerlendirme için uygundu. Tedavi iyi tolere edildi. 14 hasta (%29) dokuz kür üzerinde kemoterapi alabildi. Grad 2 üzerinde yaygın görülen toksisiteler %35 nötropeni, %28 lökopeni ve %28 metabolik etkilerdir. Toplam yanıt oranı( bir tam yanıt ve 16 parsiyel yanıt) %31’ dir. Medyan yanıt süresi 7 ay ve sağkalım 12 aydır. Pemetreksetin bu grup hastalarda gösterdiği aktivitenin ilave Faz III çalışmalarla değerlendirileceği yorumu yapılmıştır.

Bu çalışmalarda sağlanan avantajlar istatistiksel olarak çok anlamlı görünmemekle birlikte; GOG( Jinekolojik Onkoloji Grubu) tarafından yapılan bir Faz III çalışmada rekürren veya metastatik serviks kanserinde tedaviye bevacizumab eklenmesinin klinik anlamlılık gösterebileceği belirtilmektedir.
Çalışmada, rekürren veya metastatik hastalıkta sisplatin+paklitaksel veya topotekan+paklitaksel tedavilerine VEGF (vasküler endotelyal büyüme faktörü) inhibitörü bevacizumab eklenmiştir. Çalışmanın ara değerlendirmesinde topotekan+paklitaksel tedavisinin sisplatin+paklitaksel’ e üstün olmadığı gösterilmiştir. 4/06/2009 ila 1/3/2012 tarihleri arasında tedavi edilen 452 hasta çalışmaya alınmıştır. Kemoterapi(KT) kolunda medyan sağkalım 13,3 ay ilen kemoterapiye, bevacizumab(B) eklenmesi ile sağkalım 17 aya çıkmıştır. KT kolundaki % 36 olan yanıt oranı, B kolunda % 48’ dir. İlk kez bir hedefe yönelik ajan, jinekolojik kanserde genel sağkalımda bir iyileşme sağlamıştır. Neredeyse 4 aylık sağkalım avantajının klinik olarak anlamlı olabileceği düşünülmektedir.

Kaynak: ASCO


 Jinekolojik Onkoloji Grubu (GOG) 240 çalışmasının planlı bir ara analiz sonuçlarına göre, persistant /rekürren veya metastatik serviks kanserli hastalarda kemoterapiye eklenen bevasizumab genel sağkalımı (OS) önemli ölçüde geliştirmiştir. İlk kez hedefe yönelik bir ajanla jinekolojik kanserde sağkalımda böyle bir iyileşme sağlanmıştır..
"Ne yazık ki, metastatik ve rekürren serviks kanserli kadınların çok az tedavi seçenekleri vardır. Kaliforniya Üniversitesi, Irvine, Tıp Merkezi 'nden, Dr. Krishnansu Sujata Tewari; sisplatin artı paklitaksel standart tedavi rejimiyle genel sağkalımın 12 ayın altında olduğunu ASCO 2013’ teki oturum esnasında söyledi.
Serviks kanserinde VEGF inhibitörünün kullanılmasının klinik öncesi gerekçesi, tek bir faz II çalışmada bevasizumabın bu hastalıkta etkili olduğunun gösterilmesiydi. GOG 240 çalışmasında 2 × 2 faktöriyel tasarım kullanıldı; hastalara ya sisplatin artı paklitaksel veya topotekan ve paklitaksel içeren iki kemoterapi rejiminden biri uygulandı ve daha sonra hastalar rastgele 15 mg / kg bevasizumab alanlar veya almayanlar olarak randomize edildi. Tedavi kürleri hastalığın progresyonu, kabul edilemez toksisite veya tam yanıta kadar 21 günde bir tekrarlandı. Her iki grupta da hastaların % 70'den fazlası önceden platin bazlı tedavi almıştı; gruplar yaş, histoloji, ırk, hastalığın evresi ve performans durumuna göre eşleştirildi.
İlk ara analiz, topotekan-paklitaksel rejiminin, sisplatin-paklitaksel rejimine ne üstün ne de aşağı olduğunu gösterdi, yayınlanan ikinci ara analizde bevasizumabın her iki kemoterapi rejimine de eklenmesinin sonuçları iyileştirdiği açıklandı.
225 hasta sadece kemoterapi aldı ve 227 hasta bevasizumab ile birlikte kemoterapi aldı. 20.8 aylık medyan takip ile medyan OS bevasizumab kolunda 17 ay ve almayan kolda 13.3 ay oldu. Ölüm risk oranı 0.71 (97.6%, CI [0.54, 0.94]) , p = 0.0035) Dr. Tewari, ‘3.7 aylık iyileşme klinik olarak anlamlı düşünülebilir,’ dedi.

Daha İyi Progresyonsuz Sağkalım, Yanıt Oranları

Bevasizumab , sadece kemoterapiye göre progresyonsuz sağkalımı da (PFS) iyileştirmektedir. Medyan PFS, bevasizumab grubunda 8.2 ay, kemoterapi kolunda 5.9 ay, risk oranı 0.67 (% 95 CI [0.54, 0.82], p = 0.0002) dir. Yanıt oranı da bevasizumab ile daha iyidir, tek başına kemoterapi kolunda %36, bevasizumab kolunda % 48 dir (p = 0,00807), kemoterapi grubunda 14 hastada, bevasizumab kolunda 28 hastada tam yanıt vardı.
Bevasizumabla görülen avantaj, 48 ila 56 yaşlarında, persistan/ rekürren hastalığı olanlar (metastatik hastalığı olan 76 hasta arasında olmasa da ) ve skuamöz histoloji olanlar da dahil olmak üzere, bazı hasta alt grubunda devam etti. "Belki de en önemlisi, daha önce pelvis ışınlaması yapılan hastalarda da bevasizumabın etkili olmasıydı.
Medyan OS, sisplatin artı paklitaksel alan hastalarda 14.3 ay’ dan daha az iken, sisplatin, paklitaksel ve bevasizumab alanlarda 17.5 aydı (p = 0,0348) . Benzer şekilde, topotekan artı paklitaksel almış olanlarda medyan OS 12.7 ayken, bevasizumabın eklenmesiyle 16.2 aya çıktı((p = 0,0896) .
Her iki grupta da yan etkilere bağlı dört ölüm görüldü. Bevasizumab alan hastalarda daha fazla tromboemboli (%8 e karşın %1) , en az grade 3 gastrointestinal fistül (%3 vs % 0), en az grad 3 genitoüriner fistül (%2 vs %0), 2 grad ve üzeri hipertansiyon (%25 vs %2), en az grade 4 nötropeni (%35 vs %26) gözlemlendi. Hem tromboembolik olaylar ve hem de fistülde bevasizumab kollarında artış olmasına rağmen, bu oranlar nispeten düşük % 10’ un altında idi.

Uygulama Değişir mi ?

Dr. Tewari, bu çalışmanın sonuçlarının bevasizumab ve diğer ajanlarla yapılacak sonraki çalışmaları haklı çıkardığını göstermektedir dedi ve serviks kanseri ile ilgili geniş uluslararası sonraki çalışmalarda önemli bir rol oynayacağına işaret etti. Anti VEGF ile gösterilen bu sağkalım avantajının ileriki maliyet etkinlik çalışmalarıyla desteklenmesi gerekmektedir. Oturumun tartışmacısı, Los Angeles Üniversitesi David Geffen Tıp Fakültesi’ nden, Dr. Gottfried E. Konecny, bu hastalıkta VEGF hedefe yönelik tedavinin olağanüstü iyi bir mantığı olduğunu söyledi.
Dr. Konency, GOG 240 çalışmasının uygulamayı değiştirecek gibi görülebileceğini düşündüğünü söyledi. Çalışmada hastaların sadece % 17 sinin metastatik hastalık olduğu gözönüne alınırsa, sonuçlar metastatik hastalık için uygulanabilir olmayabilir diye belirtti. Ben serviks kanseri için, bevasizumabı daha erken evre hastalığa taşımanın son derece önemli olduğunu düşünüyorum dedi. Bu belki ölüm oranlarında azalmayı sağlayabilir. Tartışma sonrası oturumda, Dr. Terwari bu çalışmanın, bevasizumab üreticisi olan firmalar ile FDA arasında ilaç onayı için bir diyalogu başlatabileceğini umduğunu belirtti. Dr. Konecny, şahsen bevasizumab’ ın serviks kanseri tedavisinde onaylanması gerektiğini düşündüğünü söyledi.

Kaynak: ASCO Medikal Haberler


Aşılamaya karşı oluşan endişelerin başında serviks kanserine karşı koruyucu etkisi olduğuu bilinen aşılamanın cinsel ilişkiye girmeyi teşvik edebileceği yönündeydi. 

Atlanta'daki Emory Üniversitesi'nden bulaşıcı hastalıklar ve aşı araştırmacı Saad Ömer , bazı ailelerin bu endişeyi taşıdığını belirtti. 

Araştırmacı Reuters Health' e yaptığı açıklamada ailelerin en azından HPV' ye karşı aşılama yapılan genç kızlardaki bu çalışma kanıtlarına göre, bu vakalarda cinsel aktiviteye başlama ile görülen bulgu ve klinik sonuçları artmadığı konusunda emin olmasını söyledi.Halen tartışmalı olsa bile ABD' de 11-12 yaşlarında HPV' ye karşı aşılamanın başlaması önerilmektedir. Aşılamaya karşı argümanlardan biri seks söz konusu olduğunda gençlerin yanlış bir güvenlik duygusu hissetmesi olacağıdır. 
Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri erkekleri de aşılama için çağırıyor.
Ömer ve arkadaşları Kaiser Permanente Georgia, Atlanta alanını kapsayan bakım organizasyon veritabanlarından alınan verileri analiz etti. 2006 ve 2007 yılında doktorlarını gören 11 veya 12 yaşındaki 1,398 kızın, 493' ünde en az bir doz HPV aşısı yapılmıştır.
Çalışmaya dahil edilen kızların birincil bakım ziyaretleri, 107 kıza 2010' a kadar hamilelik testi verildi ve bu vakaların yalnızca 55' inde Klamidya tespit edildi.

Her çalışma grubunda iki kız çalışma sırasında hamile kaldı. Pediatrics dergisinde Pazartesi günü yayınlanan bulgulara göre, üç aşılanmamış kız ile karşılaştırıldığında, aşılanmış bir kızda klamidya teşhisi kondu.Ömer ve arkadaşlarının elinde Çalışma süresince kaç kızın cinsel aktif olduğu konusunda herhangi bir veri yoktu.Divya Patel, Ann Arbor Michigan Üniversitesi'nden jinekoloji araştırmacısı, HPV aşılamasının davranışsal etkilerine araştırmayı "gerçekten iyi bir ilk bıçak" olarak nitelendirdi.Araştırmacı "Ama tam olarak resmi ifade etmediğini de hissettim," diye ekledi.Örneğin, 11 ve 12 yaşındaki kızların aşılamanın ne için olduğunu bile anlamadığını, ya da tek başına servikal kanser bağlamında çok temel bilgiye sahip olabileceklerini söyledi. duymak değildir gibi mümkün olduğu kadar küçük kızlar.
Kızlar okul sağlık kliniklerine gitmeye veya raflardan bir test, satın almaya daha yatkın olabilirler, bu nedenle sadece birincil bakım doktor ofislerine gelen hamilelik testleri bakmamız sınırlayıcı olabilir.  dedi.farklı yerlerde ve büyük kızlarda yapılacak gelecekteki bu gibi çalışmalar ne olduğunu anlamamıza yardımcı olacaktır.
Araştırmacılar HPV aşısı popülerliğini sınırlayan diğer sorunları olduğunu kabul etti.
Patel "Bu kadar yaygın olduğu için belki de " İnsanlar gerçekten risk altında olduklarını düşünmüyor" dedi."
Araştırmacı "HPV virüsünü nasıl önleyebileceğimiz konusunda farkında olmamız gerektiğini ve aşılamanın bunun için en iyi yol" olduğunu belirtti.  

Kaynak: Pediatrics