e-Posta :
Şifre :

Etiket: Kolon kanseri

Bu modülde, kolon kanseri etiyolojisi, risk faktörleri, ailevi kolorektal kanserler, tanı yöntemleri, tedavi ve tedavi sonrası takip hakkında bilgi verilmesi hedeflenmiştir.












"Anabilim Dalımız 2009 yılında kuruluşunun 100.+ Yıldönümünde düzenlemeye başladığı ve devam ettirdiği Cerrahpaşa Cerrahi Toplantıları’ nın 6 ncısının konusu “ Minimal İnvazif Kolorektal Kanser Cerrahisi ” olarak seçilmiştir. Cerrahpaşa Cerrahi Kliniği’nin kuruluşunun 105.Yılı nedeniyle düzenlediğimiz uluslar arası katılımlı toplantıya, gerek konuşmacı olarak, gerek naklen yayınla iletilecek ameliyatlara katılmak üzere A.B.D., Almanya, Avusturya ve İspanya’dan çok değerli meslektaşlarımız geleceklerdir. Kolorektal kanser cerrahisinde minimal invazif ve robotik cerrahi uygulamalardaki yeni girişimlerin ve son teknolojik gelişmelerin anlatılacağı, tartışılacağı ve ameliyathaneden naklen yayınla izleneceği toplantının meslektaşlarımıza çok faydalı olacağı ve başarıyla geçeceği muhakkaktır. İTÜ Taksim Taşkışla Yerleşkesinde yapılacak olan toplantının düzenlenmesi, Türkiye Kanserle Savaş Vakfı ‘nın eğitime yaptığı koşulsuz katkılarıyla olmuştur.

Katılımın serbest-ücretsiz olduğu bu etkinlik, Türk Tabipleri Birliği Sürekli Tıp Eğitimi- Sürekli Mesleki Gelişim Akreditasyon - Kredilendirme Kurulu tarafından 14 Kredi Puanı ile kredilendirilmiştir. Toplantının ana hedefleri, genel cerrahi uzmanlık eğitimi ve sonrasında hem sürekli cerrahi eğitime ve mesleki gelişime katkı sağlaması, hem de mesleki birlikteliğin gerçekleştirilmesidir.
Şimdiye kadar yaptığımız tüm toplantılar aynı zamanda kuruluşundan günümüze Anabilim Dalımızın ülkemizde öncü olmuş, tarihte ve hafızalarda iz bırakmış başkanlarını, öğretim üyelerini ve yardımcılarını, çalışanlarını hatırlama ve anma vesilesi olmuştur: “Cerrahpaşa Cerrahi Kliniğini yüceltenlerin, bizleri yetiştirenlerin hizmetleri daima hatırlanacaktır ”. Bu toplantı da Hocamız Prof.Dr.Ali Haydar TAŞPINAR, Ölümünün Birinci Yılı nedeniyle anılacak, aziz hatırası yâd edilecektir.

Anabilim Dalımız adına, toplantı vesilesiyle bir kez daha tüm meslektaşlarımızla birlikte olmaktan sevinç duyacağımızı belirtirim.

Prof.Dr.Ertuğrul GÖKSOY
İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi
Genel Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı"


Cerrahpaşa Cerrahi Toplantıları: Minimal İnvazif Kolorektal Kanser Cerrahisi'nin programına ulaşmak için tıklayın




 

 Kadın ve erkeklerde en sık görülen üçüncü kanser türü olan kolon kanseri, Türkiye'de ilk kez periyodik olarak takibe alınıyor. Dışkıda gizli kan testi olarak bilinen 'gaitada gizli kan testiyle' tarama çalışmalarının geçtiğimiz yıl pilot illerde başlatıldığına işaret eden Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Kanser Daire Başkanı Doç. Dr. Murat Gültekin, 50-70 yaş arasındaki tüm vatandaşlarımızın kolon kanseri taramalarına bu yılın Eylül ayından itibaren başlanacağını söyledi. Gaitada gizli kan testi pozitif çıkan hastaların en yakın genel cerrahi poliklinğine ya da gastroentoloji uzmanlarına sevk edileceğini kaydeden Gültekin, kanser testi negatif çıkan hastaların da 51-61 yaşlarında iki kez kolonoskopi yapılması için davet edileceğini söyledi. Kanser taramalarında teşvikin önemli olduğunu anlatan Gültekin, ailesinde kanser öyküsü olan vatandaşların aile hekimleri tarafından daha erken yaşlarda davet edileceğine dikkat çekti. Gültekin, anne ve babasında bağırsak kanseri olanları veya bağırsağında risk oluşturacak hastalığı olan kişilerin taramalarına ise 40 yaşında başladıklarını aktardı.

KOLONOSKOPİNİN KALİTE STANDARDI BELİRLENECEK
Hastalar, aile hekimliklerinde yapılacak testlerin sonuçlarına göre ilgili tıbbi uzmanlara yönlendirilecek. Kolonoskopi tarama merkezlerinin de belirlendiğini kaydeden Gültekin, kanserle ilgili derneklerle de çalışma yürüttüklerini kaydetti. Tedavi sürecinde eğitim ve kalite yönetiminin önemli olduğuna işaret eden Gültekin, 'Doğru kolonoskopinin kalite standartlarını yayınlayıp sistematik şekilde işlemesini sağlayacağız. 81 ilde derneklerle çalışıp, doktorlarımıza da gerekli eğitimi vereceğiz. Bu sayede hem aile hekimleri hem de aile hekimleri dışındaki farklı merkezlerde tarama yapılabilecek' ifadelerini kullandı.

Finlandiya çözdü
Kanser taramalarını ülke geneline yayma noktasında sıkıntıların yaşandığını belirten Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi kolon ve kalın bağırsak uzmanı Prof. Dr. İbrahim Ethem Geçim, 30 yıldır kanserle ilgili çalışmalar yürüttüğünü Sağlık Bakanlığı'nın eskiye göre daha duyardı davrandığını aktardı. '1961 yılında Ankara'da kanser için yapılan bir yürüyüşte 'Kanserden korkma geç kalkmaktan kork' dövizleri taşınırken bugün hala kanser konusunda farkındalık oluşturmaya çalışıyoruz' diyen Geçim, bu yüzden kanseri, korunma yöntemlerini anlatan büyük toplantılar yapmaya ihtiyaç duyulduğunu aktardı. Finlandiya'da bağırsak kanserinin neredeyse tamamen çözüldüğünü dile getiren Geçim, vatandaşların devlet davet etmese de taramasını düzenli olarak yaptırdığını, ailesinde kanser riski olanların da bilinçli hareket ederek kontrolden geçtiğini anlattı. Ayrıca topluma tarama programı yapmaya gerek kalmadığını da kaydeden Geçim, 'Hastalığa az sayıda yakalanıyorlar. hastalar gereken önlemleri alarak tedavi oluyorlar. İşte size ideal toplum' dedi.

YOĞURT TÜKETİN
Geçimli, Avrupa'da hastalığın en düşük görüldüğü ülkenin Yunanistan olduğuna dikkat çekerek 'Bunun sebebi beslenme alışkanlığı. Zeytinyağlı sebzelerin, yoğurdun ön planda olduğu, turşu, tulum peyniri, boza gibi yiyecekler ne kadar çok tüketilirse kalın bağırsak kanseri riski o kadar azalır' dedi.

Tedbir için zengin olmak şart değil 
Prof. Dr. Geçim, kanserde tedavinin zamanında yapılması ve hastalığın çok erken dönemlerde keşfedilmesi gerektiğini belirterek erken teşhis için zenginliğin şart olmadığını kaydetti.

 Obesite ve fiziksel hareketsizlik giderek artan oranda kolorektal kanserle bağlantılı bulunmaktadır, ancak yeni bir çalışma bu risk faktörlerinin tüm vakaların sadece yaklaşık yarısında önemli olduğunu göstermektedir.
Cancer Research'in 26 Şubat 2013 sayısında online olarak yayınlanan makalede, artmış vücut ağırlığı ve fiziksel aktivite seviyelerinde azalma sadece biyolojik marker CTNNB1 testi negatif kolorektal kanser için bir risk artışı ile ilişkili bulundu. Bu alt tip test edilen olguların % 54'ünde tespit edildi.
CTNNB1 pozitif kolorektal kanserler, test edilen vakaların geriye kalan % 46'sını oluşturmaktadır, bunlarda böyle bir ilişki bulunmadı. Dana-Farber Kanser Enstitüsü patoloji ve Boston, Massachusetts Harvard Tıp Fakültesi Epidemiyoloji doçenti araştırma yazarı, Shuji Ogino, Medscape Medikal Haberler'e bu kanserlerin yaşam faktörlerinden bağımsız olduğu anlaşılmaktadır dedi.
Araştırmacılar, bu bulgu, tümör heterojenitesinin önemini vurgulamaktadır diye rapor etti. Tipik olarak, kolorektal kanser tek bir hastalık olarak tedavi edilir, ancak bu çalışma oldukça farklı iki alt tipi göstermektedir.
Dr Ogino, ‘Doktorlar CTNNB1 negatif kanseri geliştirmeye eğilimli kişileri tespit edebilirse, o zaman fiziksel aktivite güçlü şekilde tavsiye edilebilir ’, diye kaydetti.
Dr Ogino, ‘Ayrıca 2 alt tipi için farklı tedaviler geliştirmek mümkün olabilir’, diye açıkladı. Araştırmacılara göre, 2 alt tip enerji dengesiyle farklı şekilde tepki göstermektedir ve aşırı enerji dengesi CTNNB1-negatif hücrelerin büyümesini yönlendirebilir.
‘Bir sonraki adım, kanser riskini azaltmak ve özellikle obez bireylerde sağlık durumunu artırmak için CTNNB1 ve ilgili moleküller için hedeflenen kemoprevensiyon ve tedavi geliştirilmesidir'dedi.

İki İlişkide Önemli, Ama Sadece 1. Alt Tip İçin

Araştırmacılar 2 büyük ulusal prospektif çalışmadan gelen verileri analiz etti; 109,046 kadın ‘Nurses Health Study' çalışmasından ve 47.684 erkek ‘Health Professionals Study'çalışmasından geldi.
CTNNB1 doku ekspresyonu sonuçları, kolorektal kanser tanısı alan 2.263 vakanın 861'için kullanılabilirdi. Bu tümörlerin% 54'ünde CTNNB1 negatifti. Bu alt tipte, artan vücut ağırlığı ve fiziksel aktivite düzeylerinde azalmayla arasındaki ilişkinin istatistiksel olarak önemli anlamlı olduğunu, araştırmacılar vurgulamaktadır.
Yüksek vücut kitle indeksi (BMİ), CTNNB1 negatif kolorektal kanseri için daha yüksek risk faktörü (5 kg / m² artış için çok değişkenli risk oranı (HR), 1.34 p eğilimi <.0001) ile ilişkili bulunmuştur. Fiziksel aktivite, CTNNB1 negatif kolorektal kanser için önemli ölçüde daha düşük risk (10 MET-h/hafta artışlar için çok değişkenli risk oranı(HR)= 0.93, P eğilimi = .044) ile ilişkili bulunmuştur.

Enerji Dengesiyle Farklı Tepki

Önceki bir laboratuvar çalışmasında, Dr Ogino ve arkadaşları aşırı enerji dengesini CTNNB1 negatif kolorektal kanser progresyonu üzerinde etkili , CTNNB1 pozitif kanser için etkisiz buldu (JAMA. 2011;305:1685-1694).
Önceki verilerle birlikte mevcut bulgular tümörün, CTNNB1 durumunun, obezite ve fiziksel aktivite ile hücresel duyarlılığı sadece tümör progresyonu sırasında değil, tümör gelişimin erken basamaklarında da etkilediğini düşündürmektedir'.
Obezite ve kolorektal kanser arasındaki nedensel bağlantının mekanizması, insülin ve insülin benzeri büyüme faktörleri( IGF) nin arabuluculuğunu içerebilir. Hücre kültürlerinde insülin ve IGF'nin hücre çoğalmasını ve sağkalımını teşvik ettiği, en azından CTNNB1 sinyalizasyon yolağının geçici aktivasyonu yoluyla etki gösterdiğine araştırmacılar işaret etmektedir.
Dr. Ogino Medscape Medical News'a, bu bulgunun ilk kez bu kadar detaylı olarak bildirildiğini söyledi. Önceki çalışmalar artmış BMI ve mikrosatellit istikrarlı kolorektal kanser için bir risk artışı arasında bir ilişki göstermiştir, ama bu sadece kavramsal bir bağlantıdır.

Araştırmanın özetine ulaşmak için tıklayınız.

Kaynak: Medscape Medikal Haberler


Bevacizumab zaten metastatik kolorektal kanser için ilk basamak tedavi olarak kemoterapi ile birlikte kullanım için onaylanmıştır, ancak ilacın endikasyonu artık genişletilmiştir. FDA( ABD Gıda ve İlaç İdaresi) bevacizumab kullanımına hastalık progresyonundan sonra devam edilmesini sağlayan yeni etiketlemeyi, onayladı. Avrupa' da ürün etiketlemesini güncellendi.
 
Genentech  medikal direktörü Dr. Hal Barron  'Metastatik kolorektal kanser tanısı konulan kişilerin çoğunun başlangıç tedavisi olarak [Bevacizumab] artı kemoterapi aldığını,'  bir basın açıklamasında belirtti. 'Bu insanlar artık kanserleri progresyon gösterdikten sonra da[Bevacizumab] artı kemoterapi ye devam etme seçeneğine sahip ki bu yalnız yeni kemoterapi rejimine geçilmesinden daha uzun süre yaşamalarına yardımcı olabilir ' diye açıkladı.
 
'Bu endikasyonu destekleyecek klinik veriler,  Amerikan Klinik Onkoloji Derneği yıllık toplantısında geçen yıl sunulan faz 3 ML18147 çalışmasından geldi' diye Medscape Medical News' a röportaj esnasında bildirdi.
 
Missouri Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde onkoloji bölümü profesörü Dr. Bruce J. Roth , 'Amerika Birleşik Devletleri'nde pek çok onkolog zaten bu çalışmanın verdiği kanıtla birinci progresyon sonrasında bevacizumab tedavisini uzatıyor,' diye söyledi. 
 
Geçen yılki toplantıda, Dr. Roth, 'Bu çalışma iyi tasarlanmıştı ve tedavi devamında yarar olduğunu gösterdi,' diye açıkladı, ancak yararının büyüklüğünü ele vermedi. Bu bireysel hekimler ve hastalarının karar vermeleri içindir,' diye ekledi.
 
Dr. Roth, 'Tek sorun ilacın yüksek maliyeti ve soru "bu ikinci basamak tedavinin bu aylara değer olup olmadığı,' dedi. Tedaviyi nerede kesmek gerektiğini bilmek zor, ama bu çalışma, strateji için bilimsel bir fayda sağlar. 
 
Sağkalımda İyileşme 
 
ML18147 çalısmasına, bevasizumab artı standart ilk basamak kemoterapi (fluoropirimidin artı irinotekan veya oksaliplatin) sonrası hastalığı progrese olan  820 metastatik kolorektal kanserli hasta alındı. Tüm hastalarda tedaviye daha sonra ilk basamak rejiminden farklı bir kemoterapi ile ve yarısında yeni kemoterapi ve bevasizumab ile devam edildi. 
Bu ikinci-basamak tedavinin başlangıcından itibaren hesaplanan sonuçlar, tek başına kemoterapi ile  karşılaştırıldığında bevacizumab devamı ile anlamlı ölçüde daha iyi medyan toplam sağkalım (9,8 aya karşın 11,2 ay  risk oranı  [HR], 0.81; P = .0057) ve daha iyi medyan progresyonsuz sağkalım (4,1 aya karşın 5,7 ay HR, 0.68; P < .0001) gösterdi. 
 
Kaynak: Medscape Medikal Haberler
 

İngiltere Kılavuzları, ABD Kılavuzlarından Daha Fazla Kolon Polipi Yakalıyor mu? 
Yeni bir çalışma, kolon kanseri izlemlerinde İngiltere kılavuzlarının, prekanseröz polipleri ABD kılavuzlarından daha erken ve daha iyi yakalayabildiğini düşündürüyor.

İngiltere kılavuzları kanser riski yüksek hastaları başlangıç kolonoskopisinden bir yıl sonra tekrar çağırıyor, böylece endişe verici polipler ABD kılavuzlarında üç yıl olarak önerilen araya göre daha erken yakalanabiliyor. 

Bu çalışmanın bulguları önemlidir, yeni gözlem kılavuzlarının geliştirilirken ortaya çıkan kanıtlar aranmaya devam edilmelidir. 

İngiltere ve ABD kılavuzları yüksek kanser riskine sahip hastaların sınıflandırmasında da farklıdır. İngiltere kılavuzları çıkartılan poliplerin sayı ve boyutuna dayalıyken, ABD kılavuzları poliplerin özelliklerini de değerlendirmektedir. 

Hem İngiltere hem de ABD kılavuzları, bir veya iki küçük polipi olan hastaları düşük risk grubu olarak sınıflandırmaktadır, ABD de 5 ila 10 yıl sonra, İngiltere de 5 yıl veya daha sonra tekrar kolonoskopi önerilmektedir. 

Amerikan Kanser Derneği' nin sponsoru olduğu ABD kılavuzlarında daha yüksek riske sahip bazı hastalarda üç yıl sonra, daha düşük sayıda bir hasta grubunda da üç yıldan daha kısa bir sürede ikinci kolonoskopi önerilmektedir. 

İngiltere kılavuzları ise düşük riske sahip hastalar dışında orta riskli hastalarda üç yıl sonra, yüksek riske sahip hastalarda ise bir yıl sonra tekrar kolonoskopi yapılmasını önermektedir. 

Amerikan Kanser Derneği' ne göre yaşamları boyunca her yirmi kişiden en azından birine kolorektal kanser teşhisi konmaktadır. 

Her bir kılavuzun karşılaştırılması için, Martinez ve arkadaşları, ABD çalışmalarından ilk muayenede polip çıkarılan ve ikinci izlem kolonoskopisi 1, 5 yıl içinde yapılan 3226 hastayı kapsayan verileri topladı. 

Bir yılda, prekanseröz veya ileri polip teşhis edilen ABD hastalarının % 4' ü düşük riskli, %11' i yüksek riskli hastalardı. İngiltere kılavuzlarına göre %4 düşük risk, %10 orta risk ve % 19 yüksek riskli hastaya tanı kondu. 
Martinez' in takımı İngiltere kılavuzlarına göre daha erken tetkik edilen her beş hastadan birinde daha erken tanı konabileceğini hesapladı. 3226 hastanın 53?ünde (%1,6) İngiltere kılavuzları fayda sağladı. 

Aynı zamanda beş yıl içinde hasta başına yapılan ortalama 1,42 olan kolonoskopi sayısı hafif artış göstererek 1,45' e çıkmıştır. 

Çok kolonoskopi yapılması endişe vericidir, çünkü kanama ve perforasyon gibi komplikasyonlar, yanlış pozitif sonuçlar gereksiz testlere neden olabilir. 
Sonuç olarak Martinez ve arkadaşları izlemde İngiltere kılavuzlarına geçişi önermemektedir. 

Çalışma sonuçlarına ' Annals of Internal Medicine' dergisinin, 17 Kasım 2012 sayısından ulaşabilirsiniz. 


Roche, 'kanser ilacı Bevasizumab'ın, beyin kanserlerinin yaygın bir türünde toplam sağkalımda istatistiksel olarak anlamlı farklılık sağlamadığını, açıkladı.

17.11.2012 tarihinde Washington ' da Nörooonkoloji Derneği Kongresi' nde sunulan FazIII AVAglio çalışmasında, radyoterapi ve kemoterapi ile kombine edilen bevasizumab'in kanserin kötüleşmesi veya ölüm riskini azalttığı açıklandı.Ama ilacın toplam sağkalımda istatistiksel olarak fark yaratmadığı işaret edildi, gelecek yıl içinde yeni veriler beklendiği söylendi.

Ağustos yayında yayınlanan erken veriler bevasizumab 'in agressiv beyin kanserlerinde progresyonsuz sağkalımı önemli ölçüde uzattığını göstermekteydi. bevasizumab, Roche ' un en çok sattığı üçüncü ilaçtır ve meme, böbrek, kolorektal kanserler ve over kanserleri gibi çeşitli kanserlerin tedavisinde onay almıştır. Ülkemizde, bevasizumab (Bevacizumab) kolorektal kanserlerin tedavisinde kullanılmaktadır.
 

Yeni bir çalışma ile ekstra folik asid ve diğer B vitaminleri alımının kolon poliplerine karşı koruyucu olmadığı belirtildi.

Bazı gözlemsel çalışmalarda diyetle vitamin alınımının veya kanda bu vitaminlerin yüksek düzeyde olmasının kolon kanseri rskini azalttığı düşünülmekteydi( Reuters 2 Eylül 2011). Yeni bir çalışmada Boston'daki Brigham ve Kadın Sağlığı Hastanesi' nden Dr. Yiqing Song ve arkadaşları, kadınları Vitamin B6, B12 ve folik asit alanlar ve vitamin içermeyen plasebo alanlar olarak randomize etmişler ve sonrasında kolon polibi gelişimini gözlemlemişlerdir.

Antioksidanlar ve kalp hastalıkları ile ilgili geniş bir çalışmanın bir parçası olarak başlatılan çalışmaya  başlangıç yaşı ortalama 62 olan 1,470 kadın alınmış ve kadınların 1998 ila 2005 yılları arasında günlük vitamin alması sağlanmıştır.   Aktif tedavi grubundaki kadınlar her gün 2.5 miligram folik asit (folatın sentetik formu), 50 mg vitamin B6 ve 1 mg vitamin B12 almıştır.  Katılımcıların tümünde kolon polipleri kanser gelişip çıkarılıncaya kadar kolonoskopi veya sigmoidoskopi ile 2007 ortalarına kadar kontrol edildi: Medikal kayıtlara göre 355 polip tespit edildi. Polip riski tedavi grubu ile ilişkili bulunmadı, vitamin alan kadınların %24,3' ünde, plasebo alanların %24' ünde polip tespit edildi. Araştırmacılar, kadınların kilosu, sigara ve alkol kullanımı ve egzersizin de çalışmaya bir etkiisni tespit edemediler.  

Uzmanların tahmini, İngiltere'de kanserin yol açtığı ölümlerin 2030'da yüzde 17 azalacağı yönünde. Verilere göre, 2010 yılında yüz binde 170 olan kanserden ölümlerin, 2030'da yüz binde 142'ye düşeceği tahmin edilmekte.

En yüksek düşüş de, yüzde 43 ile yumurtalık kanseri vakalarında olacak. En fazla ölüme yol açan akciğer, meme, bağırsak ve prostat kanserlerinde de düşüş bekleniyor.

Bilim insanlarına göre bu durumda, sigara kullanımının azalmasıyla hastalığın teşhis ve tedavisinde sağlanan ilerleme etkili.