e-Posta :
Şifre :

Etiket: Diabet

Bu eğitimde hipertansiyon tanımı, tipleri, tanı ve tedavi yaklaşımları hakkında temel bir bilgi verilmesi hedeflenmiştir.


































Modern insan ırkının Afrika’yı terk ettikten yaklaşık 60-70 bin yıl sonra Neandertal ırkıyla karıştığı biliniyor.

Bu da, Neandertal genlerinin Afrika kökenli olmayanların tümünün genom haritasına karıştığı anlamına geliyor.

Nature (Doğa) dergisinin yayımladığı araştırmaya göre 8 binden fazla Meksikalı ve diğer Latin Amerikalılarda yapılan gen analizlerinde (GWAS) ortak özellikler taşıyan bir gene rastlandı. GWAS araştırmaları, ortak özelliğe sahip olup olmadıklarını tespit etme amacıyla farklı bireyler üzerinde yapılan analizleri ele alıyor.

BBC Türkçe'deki haberin devamı için tıklayın

Daha çok çocuklarda görülen Tip 1 diyabet konusunda okullarda farkındalık yaratmak amacıyla yürütülen ‘Okulda Diyabet Programı’ kapsamında “Fark Yaratan Öğretmenler”, Sanofi Paris merkezde düzenlenen törende sertifikalarını aldılar.

Okul çağındaki Tip 1 diyabetli çocukların bakımlarını güçlendirerek yaşadıkları sorunları çözmek ve çocuklarda sağlıklı beslenme tutumu oluşturarak şişmanlık konusunda farkındalık yaratmak amacıyla yürütülen “Okulda Diyabet Eğitim Programı”, 3 yılda çeşitli başarılara imza attı. Bu başarılardan biri de öğretmenlerin Tip 1 diyabet konusunda bilgilendirilmeleri ve hatta bazı öğretmenlerin diyabet şüphesiyle öğrencileri hekime yönlendirerek erken diyabet tanısına katkı sağlamaları oldu.

Bu kapsamda programa katkıda bulunan ve okullarının diyabetli çocukların ihtiyaçlarına göre yeniden düzenlenmesine katkı sağlayan 10 öğretmen için Sanofi Paris merkezinde sertifika töreni düzenlendi.

“Programın diğer ülkelerede diyabetle mücadelede örnek olması hedefleniyor.”
Sanofi Paris merkez ofiste Sanofi Grubu Global Sosyal Sorumluluk Departmanı Başkanı Gilles Lhernould ve Sanofi Türkiye Kurumsal İşler ve İletişim Direktörü Aysun Hatipoğlu’nun ev sahipliğinde ve proje koordinatörlüğünü yürüten Kocaeli Ünv. Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şükrü Hatun ve Milli Eğitim Bakanlığı yetkilisi Murat Gülşen’in katılımıyla düzenlenen toplantıda, ‘Okulda Diyabet Eğitim Programı’ örnek bir toplumsal sorumluluk programı olarak incelendi.

Sanofi Grubu Sosyal Sorumluluk Departmanı Başkanı Gilles Lhernould, Okulda Diyabet Eğitim Programı’nın kendileri için sıra dışı bir başarı öyküsü olduğunu vurguladı ve şöyle devam etti:
“Diyabetli çocukların hayat kalitelerini yükseltmek için özverili öğretmenlerin de desteğiyle Türkiye’de başarıyla hayata geçirilen Okulda Diyabet Eğitim Programının başarısı ülke sınırlarını aşmış durumda. Bugün dünyanın çeşitli ülkelerinde diyabetli çocukların okullara kayıtları yapılmıyor, arkadaşları tarafından dışlanıyor ve okula gönderilmiyor veya ileriki yaşlarda evlendirilmiyorlar. Bu güzel projenin yakın zamanda Brezilya, Hindistan gibi ülkelerde pilot uygulamasının hazırlıkları içindeyiz. Hayalimiz, bu projenin dünyanın tüm ülkelerinde benzer şekilde uygulanmasıdır.”

Okulda Diyabet Eğitim Programı Türkiye’de 7,5 milyon öğrenciye ulaştı
Okulda Diyabet Eğitim Programı’nın sonuçlarının paylaşıldığı Paris’teki toplantıda söz alan Proje Koordinatörü Prof. Şükrü Hatun şöyle konuştu:
“Ülkemizdeki 15.000 - 20.000 civarında Tip 1 diyabetli çocuk var. Bu hastalıkla ilgili hem farkındalık az hem de diyabet tanısı konan çocuklar okullarda pek çok zorluklarla karşılaşabiliyorlar. Bu proje ile ülkemizin farklı yerlerinde diyabet tanısı alan çocukların ellerinden tutan, onların ve ailelerinin yaşamlarında şefkat ve yardımseverlik davranışları ile kalıcı etkiler bırakan bu öğretmenlerimize çok şey borçluyuz. Türkiye’nin ihtiyacı olan şey bu tip projelerin sürdürülebilirliği. Sanofi Paris’ten çok güzel fikirlerle ayrılıyoruz. Bundan sonraki hedefimiz, her okula bir hemşire için çalışmak, okullarda diyabet ve obezite ile mücadeleye yeni bir enerji ile devam etmek olacak”.

Türkiye’de 2010’da T.C. Milli Eğitim Bakanlığı, T.C. Sağlık Bakanlığı, Çocuk Endokrinolojisi ve Diyabet Derneği, işbirliği ve Sanofi Türkiye desteğiyle hayata geçirilen program kapsamında bugüne dek ülke çapında 25 bin okulda, 7.5 milyon öğrenciye, 586 bin öğretmene ve 582 bin veliye ulaşıldı, birebir eğitimler verildi, 52 endokrinoloji merkezinden diyabet tanısı konan öğrencilerin öğretmenlerine mektuplar gönderildi.

“Zayıflayan ve sık idrara çıkan öğrencimi hekime yönlendirdim, diyabet teşhisi kondu”
Sanofi Paris merkez ofisteki toplantıya, Okulda Diyabet Programı’na emek veren ve jüri tarafından seçilen 9 öğretmen de katılarak kendi hikayelerini paylaştılar. Nevşehir’den H.Avni İncekara Fen Lisesi Müdür Yardımcısı Meryem Lokmacı, yaz tatilinden çok zayıflamış halde dönen öğrencisinin, çok yemek yeme, çok su içme, çok idrara çıkma, ağız kuruluğu gibi problemlerinden şüphelenerek öğrenciyi hekime yönlendirmiş. Hikayenin gerisini Lokmacı şöyle anlatıyor:
“Öğrenciye Tip 1 diyabet teşhisi kondu ve insülüne başlandı. Sınıf öğretmenimiz Mahbup Yalçın, öğrencinin sınıf arkadaşlarını diyabet, diyabetle yaşam, hipoglisemi durumunda yapılacak ilk müdahale konusunda bilgilendirmiştir. Ardından öğrencinin kaldığı yatılı okul ortamı diyabetli öğrencinin ihtiyaçlarına göre yeniden düzenlenmiştir.”

Projenin Milli Eğitim Bakanlığı tarafındaki temsilcisi Murat Gülşen bu tip değerli projelerin çoğalması gerektiğini belirterek: “Okulda Diyabet Eğitim Programına yurt çapında tüm öğretmenlerimiz gönülden destek verdiler, vermeye de devam ediyorlar. Muğla’nın uzak bir köyünde ailesinin okuldan almak istediği öğrencisinin bütün sorumluluklarını yüklenerek okula devamını sağlayan, kendi çocuğu diyabet olunca bir ildeki öğretmenlerin tümüne eğitim vermek için hayatını değiştiren, diyabetli olduğu için spor derslerinden uzak duran öğrencisini okul takımına katılmaya ikna eden ve onun bir yıl sonra takım kaptanı olmasını sağlayan bu kahraman öğretmenlerimize çok şey borçluyuz. Kendilerine çok teşekkür ederiz,” dedi.

Okulda Diyabet Eğitim Programı’na gönüllü destek olan öğretmenlerimiz; Nevşehir’den Meryem Günay Lokmacı, Mahbup Yalçın, Ayşe Kahveci; Düzce’den İsmail Hakkı Aslantaş; Torbalı’dan Elif Öztürk; Afyonkarahisar’dan Nuri Işıklı; İzmir’den Necla Kayadibi; İstanbul’dan Burcu Polat, Ankara’dan Nazile Karabektaş teşekkür plaketlerini Sanofi Grubu Sosyal Sorumluluk Departmanı Başkanı Gilles Lhernould’dan aldılar.


 2009 yılında şeker hastalığı olan kişilerde, şeker olmayanlara göre belirli bir süre içinde ölme olasılığının 1,5 kat fazla olduğu bulundu.1996 yılında bu oran iki kat idi. Kanada ve İngiltere'de milyonlarca hastayı kapsayan çalışma Diabetologia adlı dergide yayınlandı. Çalışma, ölüm oranında düşüşün daha iyi tedavi ve erken tanıya bağlı olabileceği sonucuna varılıyor. Diyabetes UK'e göre her yıl İngiltere'de binlerce hasta erken ölüyor. 1990'ların ortalarından bu yana, İngiltere'de diyabet tanısı konan insanların sayısı bir buçuk milyon civarından üç milyona yükseldi. Hastalık sık sık, kalp hastalığı, felç ve böbrek yetmezliği dahil olmak üzere, ölümcül komplikasyonlara yol açıyor.
Bu da İngiltere Ulusal Sağlık Hizmeti NHS için büyük ve büyüyen bir sorun teşkil ediyor. Ama bu çalışma ölüm sayısını azaltmada ilerleme kaydedildiğini belirtiyor. 1990'ların ortalarında, şeker hastalığı olan insanların belirli bir süre içinde ölme ihtimali hasta olmayanlara göre neredeyse iki kat daha fazla. 2009 itibariyle, bu oran yaklaşık 1,5 kat riske düşmüş.

Ölüm oranları
Bulgular 1996 ve 2009 yılları arasında Ontario ve İngiltere'den veri tabanlarına dayanıyor. Araştırmacılar, tip I ve tip II de dahil olmak üzere, şeker hastalığı olan kişilerde ölüm oranlarını hasta olmayanlarla karşılaştırdı.
İngiltere'de üç milyondan fazla hastada, 1996 yılında şeker hastalığı olan insanlar için ölüm aşırı riski %114 oldu. 2009'da bu %65'e düşmüş. Yaklaşık 10 milyon hasta kapsayan Ontario veri tabanında bu %90'den %51'e düştü. Ölüm oranında bu düşüş tüm yetişkin yaş grupları ile kadın ve erkekler arasında görüldü. Ancak yazarlar bulguların dikkatle tetkik edilmesi gerektiğini kabul ediyor.

'Agresif tedavi'
Bir görüşe göre, bu gelişmeler kan basıncı ve kan şekeri seviyelerinin kontrolü de dahil olmak üzere daha agresif tedavi yöntemlerine bağlı olabilir. Ama bulgular günümüzdeki gelişmiş tarama yöntemlerini de yansıtabilir çünkü giderek daha fazla hasta şeker hastalığına uzun süre tabi olmuyor. Diyabetes UK'in araştırma direktörü Dr. Alasdair Rankin, araştırmanın "gerçekten de iyi bir haber" olduğunu söyledi ama hala katedilmesi gereken uzun bir yol olduğu konusunda uyardı. Rankin "İngiltere'de her yıl şeker hastalığı olan binlerce kişi hala zamanından önce ölüyor. Bu kabul edilemez ve durumu daha da iyileştirmek için acil eylem gerekli" diyor. Obezite ve diyabet için NHS İngiltere'nin ulusal klinik direktörü Dr. Jonathan Valabhji de bulguları memnuniyetle karşılıyor ama hala yapılacak çok iş olduğunu söyledi. "Ülke genelinde hastaların durumlarını kontrol etmelerine yardımcı olma düzeyinde geniş bölgesel farklılıklar var ve bu artık bizim için önemli bir odak noktası." Dr Valabhji "Hastaları diyabetlerini daha iyi kontrol için destekleyerek, amputasyon veya görme kaybı gibi komplikasyonlara maruz kalan hasta sayısını azaltmaya çalışabiliriz" diyor.

 21 Nisan’da Alanya’da başlayan 1204 kilometrelik Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu, bugün gerçekleşen Sultanahmet – Caddebostan etabıyla sona erdi. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nun tamamlanması ardından Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve eşi Hayrünnisa Gül’ün katılımıyla Caddebostan’da bir tören düzenlendi.

Team Novo Nordisk’e teşekkür plaketi
Hayrünnisa Gül, 49. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nda yarışan ve tamamı diyabetlilerden oluşan takımının lideri Phil Southerland’a, Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu’na katılıp, diyabetin hedef ve hayalleri gerçekleştirmede engel teşkil etmediğini göstererek, diyabet farkındalığını artırmaya katkılarından dolayı teşekkür plaketi sundu.

Diyabetli yaşamın da olacağını gösterdik
Southerland, takım olarak Türkiye Bisiklet Turu’na katılmaktan duyduklarını memnuniyeti dile getirirken, “Diyabeti kontrol ederek yaşamaya başlayınca özgüvenimiz, hayatımız, spor yaşamımız ve her şey iyiye gidiyor. Bu takımı kurmamızdaki amaç ise diyabetlilerin yaşamda başarılı olabileceğini göstermek, diyabet hastalarına ilham kaynağı olmak, onları yüreklendirmek ve diyabetle mücadeleye dikkat çekmek” dedi. Diyabetin yönetilmesinin en zor hastalıklardan biri olduğuna ve doğru yönetilmezse sonunun ölüm olduğuna dikkat çeken Phil Southerland, “Düzenli egzersiz, doğru beslenme, doğru ilaç kullanımı ve en son tıp teknolojilerinden yararlanarak diyabeti kontrol altına almak mümkün” dedi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Hayrünnisa Gül, Türkiye’de sağlıklı beslenme ve sağlıklı nesil için diyabetle mücadelenin önemine dikkat çekmek amacıyla 2 yıl önce “Diyabeti Durduralım” projesini himayelerine almışlardı. Proje kapsamında yürütülen çalışmalarda, bilinçlenme, sağlıklı beslenme ve egzersiz konuları üzerinde duruluyor.

 Türkiye Cumhurbaşkanlığı himayesinde, Türkiye Bisiklet Federasyonu ev sahipliğinde bu yıl 49’uncusu düzenlenecek Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nda bir ilk gerçekleşecek. Novo Nordisk tarafından kurulan dünyanın ilk tamamı diyabetlilerden oluşan profesyonel spor takımı ‘Team Novo Nordisk’in bisiklet yarış takımı, 21 – 28 Nisan tarihleri arasında gerçekleşecek 49. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’na katılacak. Alanya’dan başlayıp İstanbul’da son bulacak yarışlarda, Team Novo Nordisk, pedallarını dünyada diyabetten etkilenen herkes için umut ve ilham kaynağı olma misyonuyla çevirecek.

Diyabetle mücadeleye kendini adamış bir firma olan Novo Nordisk’in en büyük çabasının, en gelişmiş tedavilerle diyabetli hastaların daha kolay yaşam sürmelerini, hayatlarını diledikleri gibi yaşayabilmelerini ve diyabetin engel teşkil etmeksizin hedeflerini gerçekleştirebilmelerini sağlamak olduğunu söyleyen Novo Nordisk Türkiye Genel Müdürü Şebnem Avşar Tuna, "Novo Nordisk’in kuruluşunun 90.yılında tamamı diyabetlilerden oluşan bu profesyonel ekibin ülkemizde 49. Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu’nda yarışacak olması bizleri çok heyecanlandırıyor. Team Novo Nordisk, ‘Diyabeti Değiştirmek’ adına verdiğimiz bu çabanın boşa gitmediğini gösteren önemli bir örnektir. Bu ekip, düzenli egzersiz, doğru tedavi ve iyi kan şekeri kontrolü ile diyabetin hedeflerini gerçekleştirmede engel oluşturmadığını tüm dünyaya göstermekte ve dünyadaki milyonlarca diyabet hastasına örnek olmaktadır. Bu vesileyle Team Novo Nordisk’in ülkemizdeki diyabetli hastalara da ilham vermesini umuyor ve diyabetle mücadelede yalnız olmadıklarını hissetmelerini arzuluyoruz." şeklinde konuştu.

‘Team Novo Nordisk’ takım lideri Phil Southerland projeyi şu şekilde değerlendi: “Team Novo Nordisk olarak, Türkiye Bisiklet Turu’na katılacağımızdan dolayı büyük mutluluk duyuyoruz. Söz konusu yarışma dünyadaki en iyi takımlardan birçoğunun katıldığı çok güzel bir yarışma. 2011 yılında gerçekleşen Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu’na da -Tip1 Takımı- olarak katılmıştık ve Avrupa’da ilk galibiyetimizi Türkiye’de elde etmiştik. Bu başarımızı 2013 yılında yeniden yapılanan ekibimiz ‘Team Novo Nordisk’ ile tekrarlamayı diliyoruz. Türkiye’deki şeker hastalarına kontrolü ellerine almaları konusunda iyi örnek olacağımızı ve onları egzersiz yapmaya teşvik edeceğimizi umuyoruz. Takıma hoş geldiniz!’’

Tamamı diyabetli, farklı ülkelerden 100’ün üzerinde bisikletçi, triatloncu ve koşucudan oluşan ‘Team Novo Nordisk’in, 2013 yılı boyunca dünya çapında 500’ün üzerinde spor müsabakasında mücadele etmesi öngörülüyor.

Team Novo Nordisk hakkında detaylı bilgi edinmek için www.teamnovonordisk.com adresini ziyaret ediniz.

 Törende konuşma yapan Erzincan İli Proje Koordinatörü ve Erzincan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İlyas Çapoğlu, ‘Diyabeti Durduralım’ projesi kapsamında yapılan çalışmaların Erzincan Valiliği, İl Belediyesi ve Proje ekibinde yer alan tüm çalışma arkadaşlarının özverisiyle başarılı olduğunu söyledi. Prof. Dr. Çapoğlu, “Üç yıl sürecek olan bu projeye başlarken yaptığımız ön çalışmada Erzincan İlinde diyabet görülme sıklığı yüzde 12’ lerdeydi. 20 yaş üstü obezite görülme oranı ise yüzde 64 oranlarına vardığını tespit ettik. O dönemden bu güne başarılı bir çalışma yürüttük, yürütmeye devam ediyoruz. Aynı araştırmayı tekrar tekrarlayarak bahsettiği oranlarda yaşanan düşüşü resmi olarak tespit edeceğiz” dedi.

‘Açık Hava Spor Alanları Oluşturduk’
Erzincan Belediye Başkanı Yüksel Çakır ise, diyabetle mücadelede spor yapmanın ne kadar önemli olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Halkı spor yapmaya teşvik edecek çalışmalara önem veriyoruz. Şehrimizin bir çok mahallesinde açık hava spor alanlarını hizmete açtık. 85 parkta toplam 10 km’lik koşu parkuru yaptık, aynı zamanda ‘Diyabeti Durduralım’ proje kapsamında yapılan tüm toplantı ve aktivitelerde aktif olarak yer aldık.” Her yaz 20’den fazla branşta 1.500 öğrenciye spor okullarında eğitim sağladıklarını belirten Çakır, “Sağlıklı Gelecek Spor ile Gelecek” sloganıyla halkın spor yapmasını teşvik ettiklerini, ilerleyen dönemde de her mahalleye açık hava spor alanı yapmayı hedeflediklerini belirtti.
Erzincan Valisi Selman Yenigün ise konuşmasında diyabetle mücadelede yapılan tüm çalışmaların halkın bilgi düzeyini artırdığını belirterek bu çalışmalara katkı sağlayan tüm kişi ve kuruluşlara teşekkür etti. Vali Yenigün, “Sağlığımız için gereken önlemleri almalıyız, bu konuda yapılan eğitimler ise büyük önem taşıyor” diye konuştu.

Erzincan İl Koordinatörü aynı zamanda Erzincan Üniversitesi Rektörü olan Prof. Dr. İlyas Çopur ise proje kapsamında yapılan çalışmaların 2. yıl değerlendirmesini katılımcılarla paylaştı. Yapılan çalışmalar arasında; şehir merkezinde diyabet çadırı kurularak halkın kan şeker ölçümünün yapıldığı ve diyabetle ilgili bilgi verildiği, diyabetin önlenmesi için sporun öneminin halka çeşitli kanallarla aktarıldığı belirtildi. Ayrıca, Belediye’nin katkıları ile açık hava panolarına afişler hazırlanarak “Her sabah 5000 adım at, diyabeti yen” sloganıyla halka yönelik bilinçlendirme kampanyasının gerçekleştirildiği kaydedildi.

Diyabet Görülme Sıklığı 10 Yılda Yüzde 100 Arttı
Konuşmaların ardından eğitimlerini başarıyla tamamlamış olan katılımcılara sertifikaları takdim edildi. Türkiye Diyabet Vakfı Başkanı Prof. Dr. Temel Yılmaz ise ülkemizde diyabet görülme sıklığının Turdep II Çalışması’na göre son 10 yılda yüzde yüz arttığını ve hastalığın sosyal ve ekonomik boyutlarının da çok ciddi olduğunu vurguladı.

Birçok bilim insanı, hayatta kalma mücadelesinde şekerin kilit bir role sahip olduğunu, bu nedenle şeker arzumuzun içgüdüsel olarak kamçılandığını iddia ediyor.

Yemek yediğimizde basit şeker glikoz bağırsaklarımızdan emilerek kana karışır ve vücudumuzdaki bütün hücrelere dağıtılır.
Nöron adı verilen yüz milyar adet sinir hücresi için tek besin kaynağını sağladığı için glikoz özellikle beyin açısından büyük önem taşır.
Nöronlar glikoz depolayamadığı için kandan sürekli glikoz akışına ihtiyaç duyar.

Diyabetlerin yakından bildiği gibi kan şekeri düşen biri kısa sürede komaya girer.
Araştırmacıların yaptığı bir test ilginç bir sonuç verdi: Şekerin sadece tadı bile beynimizi canlandırabiliyor. Şekerle tatlandırılmış suyla ağzını çalkalayan deneklerin tatlandırıcı kullanılan karışımla ağzını çalkalayanlara oranla zeka testinde daha başarılı olduğu tespit edildi.
Şekerle olan aşk-nefret ilişkimiz
Şekerle olan 'alengirli' ilişkimiz doğuştan başlar, tatlıya karşı zaaflı doğarız.

Washington Üniversitesi'nde yapılan bir araştırma yeni doğan bebeklerin tatlıyı diğer tatlara tercih ettiğini ve çocukların yetişkinlerden daha fazla tatlıya düşkün olduğunu ortaya koydu.
Birçok bilim insanı çocukların tatlı düşkünlüğünün evrimsel bir kalıntı olduğuna inanıyor. Gıdanın kıt olduğu dönemlerde, yüksek kalorili yiyecekleri tercih edenlerin yaşama şansı daha fazlaydı.

Günümüzdeki sorun ise rafine şekerin fazlasıyla kullanılıyor olması. Çocuk obezlerin sayısının artmasının bir nedeni bu olabilir.

Sağlık görevlileri erken yaşta tatlıya eğilimleri gelişmesin diye artık ebeveynlere bebeklerine tatlı şeyler vermekten sakınmalarını öneriyor.

Bazıları neden aşırı tatlı yer?
Aşırı şeker tüketimi sağlıksız beslenme alışkanlıklarına yol açabilir. Şeker, "mutluluk hormonu" olarak bilinen serotonin hormonunun salgılanmasını tetiklediği için keyif verici işlev de görür.
Şekerin verdiği bu ani 'keyif' duygusu, kutlamalarda ya da kendimizi ödüllendirme ve rahatlatma anlarında tatlıya başvurmamızın nedenlerinden biridir.
Fakat şeker insülin artışını tetikler. Çünkü vücudumuz kandaki glikoz seviyesini normale çekmeye çalışır. Bunun sonunda yaşanan 'şeker çöküntüsü' daha fazla tatlı yeme arzusunu kışkırtarak aşırı tatlı yeme döngüsünü doğurur.

Nerede duracağını bilmek
Buna ek olarak vücudumuz belli şekerlerden yeterince aldığımızı tespit edecek durumda değildir.
Araştırmalar, fruktoz ile tatlandırılmış yiyecek ve içeceklerin aynı kaloriye sahip diğer yiyecekler kadar doluluk ve tatmin hissi yaratmadığını ortaya koydu.
Yale Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmada, glikozun beyinde yeme arzusunu tetikleyen bölümü bastırdığı, ancak fruktozun aynı işlevi görmediği tespit edildi.
Ayrıca denekler, glikozun fruktoza kıyasla daha fazla tatmin duygusu yarattığını bildirdi.

Bu iki faktör aşırı yeme riskini arttırıyor.
İşlenmiş gıdaların çoğu sukroz katılarak aşırı tatlandırılıyor. Sukrozun %50 bileşeni ise fruktoz. Günlük tükettiğimiz gıdalar aşırı fruktoz yüklü olabiliyor.

Doğru miktar ne?
Vücudumuz meyve, bal ya da sütte bulunan doğal şeker ile şeker kamışı ve şeker pancarından çıkarılan işlenmiş şeker arasında ayrım yapamıyor.
Aldığımız bütün şeker glikoz ve fruktoz olarak parçalanarak karaciğer tarafından işleniyor.
Şeker glikojen ya da yağ olarak depolanıyor ya da glikoz olarak kan yoluyla hücrelerde kullanılmak üzere dağıtılıyor.
Yani sağlık açısından belirleyici olan, alınan şekerin miktarı.
Sağlık uzmanları, hangi türden olursa olsun beslenmemize katılan şeker miktarının toplam gıdadan aldığımız enerjinin %10'undan fazlasını oluşturmaması gerektiğini söylüyor.
Yani yaşa, kiloya, aktiflik durumuna göre değişmekle beraber, aldığımız şekerin ortalama olarak erkekler için günde 70 gramı, kadınlar için ise 50 gramı aşmaması gerekiyor.
50 gram şeker 13 tatlı kaşığı toz şekere, iki kutu meşrubata, sekiz çikolatalı bisküviye eşdeğer.
Marketlerde alışveriş yaparken de şunu ölçü alabiliriz: 100 gramında 15 gram şeker barındıran bir işlenmiş gıda aşırı şekerli, 100 gramda 5 gram barındıranı ise düşük şekerli olarak sınıflandırılabilir.

Yakın zamanda yayınlanan makalelerinde Lee ve arkadaşları, iki yıllık yeni başlangıçlı, yaşlı, düşük vücut kitle endeksli, kilo kaybı görülen veya ailesinde diyabet öyküsü olmayan diyabetik hastalarda, pankreas kanseri riski  olabileceğini rapor etmişlerdir.
Bu yüksek riskli hastalarda pankreas kanseri açısından düzenli tarama gerekmektedir. 'Journal of Clinical Gastroenterology' dergisine gönderilen bir editöre mektupta da, Taiwan' da Ulusal Sağlık Sigortası veri tabanının analizinden iki yıldan az başlangıçlı diyabetin pankreas kanseri ile birlikte olabileceği ve diyabetin pankreas kanserinin erken bulgusu olabileceği belirtilmektedir.
 
Kaynak:  LWW Journals

 Journal of Clinical Gastroenterology


Sanofi, sağlık düzenleyicilerine enjektabl diyabet ilacı  lixisenatide'nın Avrupa'da satış için onaylandığını söyledi.

Jenerik adı 'lixisenatide' olarak bilinen ilaç, diğer ilaçlarla  veya insülinle birlikte enjektabl olarak günde bir kez alınıyor, aksi takdirde kan şekerini kontrol altına alamıyor.
İlaç, Fransız ilaç üreticisinin jenerik rekabeti için çeşitli ürünleri kaybettikten sonra büyümeyi inşa edecek yeni ürünlerinden biridir.

5000'den fazla tip II diyabetli hastayı kapsayan onbir klinik çalışmada, lixisenatide'nın kilo kaybı kadar kan şekeri seviyesi ve kontrolü üzerinde de faydalı etkileri gösterilmiştir.

lixisenatide , İzlanda, Lichtenstein, Norveç gibi 27 Avrupa Birliği ülkesinde onay aldı, çeşitli diğer ülkelere de onay başvurusu yollanıyor.

Sanofi, FDA'in bu yılın ikinci yarısında Lemtrada adında yeni bir multipl skleroz tedavisi ilacı için de uygulamaya ilişkin karar vermesini beklediğini geçen hafta söyledi.

Kaynak: Reuters Sağlık

GlaxoSmithKline  pazartesi günü haftada bir kez kullanılan yeni diyabet ilacı albiglutide' nin ABD onayı için dosya açmıştı ve kalabalık bir pazar payında rekabet etmek için Avrupa'da kısa bir benzer bir sunum yapacağını söyledi.

Albiglutide, Bristol-Myers Squibb' in  exenatid, AstraZeneca' nın Amilin ünitesi ve Novo Nordisk' in liraglutide'i gibi enjektabl GLP-1 sınıfına aittir.

GSK' nın sunumu, İngiltere'nin en büyük ilaç şirketi 2013 yılında yeni ürün için düzenleyici onay arayacağı kendi planı ile uyumlu idi. GLP-1( Glukagon benzeri peptid-1) piyasası için çok geç kalındı, ancak, analistler albiglutide' nin büyük satış payı için mücadele edebileceğine inanıyor.

Thomson Reuters Pharma' ya göre, albiglutide için mevcut güncel konsensus tahminleri, 2017 yılına kadar yaklaşık 367.000.000 $ mütevazı yıllık satışa işaret etmektedir.

Albiglutide GSK' ın ürün portföyünü canlandıracak yeni ilaçlardan biridir.  Firma Relvar ve Anoro adlı iki akciğer ilacı, dolutegravir olarak adlandırılan HIV ilacı; dabrafenib ve trametinib adlı iki melanom ilacı içinde onay almayı umuyor.

İleride GSK yukarı ilaçlarla önümüzdeki iki yıl içinde toplam 14 ilaç için önemli klinik çalışma sonuçları beklediğini açıkladı, bunların içinde  kalp hastalığı ve kanser tedavisinde çığır açacak darapladib ve MAGE-A3 adlı iki deneysel ilaçta bulunmakta.

Kaynak: Reuters Sağlık



Eli Lilly ve Boehringer Ingelheim, tip 2 diyabet için deneysel bir tedavi empagliflozin\' in kan şekeri düzeylerini anlamlı bir şekilde düşürerek birincil hedefi karşıladığını açıkladı. 
Şirketler, 2013 yılında Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa ve Japonya\'da ilaç düzenleyicilerinde yorum için dosya beklediklerini  ve çalışmanın ayrıntılı verilerini bu yıl ve gelecek yıl sunacağını söyledi.
Çalışmalarda 10 miligram ve 25 mg tek başına empagliflozin veya metformin ve Takeda İlaç Co\'nun Actos gibi diğer yaygın diyabet tedavileri ile kombinasyon halinde plaseboya karşı test edildi. 
Empagliflozin SGLT2 inhibitörleri  olarak adlandırılan yeni bir sınıfa aittir, böbrekten glukoz emilimini bloke edip idrarla glukoz atılımını artırarak kan şekerini düşürür. 
ABD Gıda ve İlaç İdaresi danışma paneli bu hafta bir onay  canagliflozin denilen aynı sınıfta, Johnson & Johnson\'ın ilacını tartışmayı planlıyor. 
SGLT2 sınıfına ait AstraZeneca ve Bristol-Myers Squibb\'in  Dapagliflozin adlı ilacı, daha önce karaciğer sorunları gibi güvenlik endişeleri yüzünden FDA tarafından reddedilmişti.
Lilly ve Boehringer yan etki insidansının plasebo ve empagliflozinin her dozu için benzer olduğunu söyledi. Ancak, genital enfeksiyonlar aynı sınıfa ait diğer ilaçlara ait önceki çalışmalarda olduğu gibi plasebodan daha sık oluştu.
Büyük bir kalp güvenliği çalışması Empagliflozin Faz III programı 14,500 hastayı kapsamaktadır. 
Boehringer ve Lilly birkaç diyabet ilacı için işbirliği yapıyorlar. Pazartesi günü, sadece Lilly LY2605541 olarak bilinen bir  tedavi geliştirmeye devam etmektedir.  
Dünya çapında 371 milyon kişinin şeker hastası olduğu tahmin edilmektedir. Tip 2 diyabet tüm vakaların yaklaşık yüzde 90\' ını oluşturan hızla büyüyen hastalığın en sık görülen şeklidir.
 
Kaynak: Reuters Sağlık
 

Danimarka'lı ilaç  şirketi Novo Nordisk, Salı günü Japonya sağlık düzenleyicilerinin yeni kombine insülini onayladığını söyledi, diabet hastalarının tedavisinde  pazarlanması planlanıyor.  
 
İlaç, yeni ultra uzun etkili insülin degludec veya Tresiba, ve hızlı etkili insülinin bir kombinasyonudur.
 
Tresiba, Novo' un en umut bağladığı yeni ilaç, büyük bir Pazar yaratmasını bekledikleri ilacı kasım ayında ABD sağlık düzenleyecilerine gönderdiklerinde , Tresiba'nın diğer diyabet tedavilerinden daha yüksek   kalp güvenliği riski taşıdığını söylemeleri, ilacın onaylanmayabileceği şeklinde bir korku yarattı. 
 
Novo ayrıca Avrupa Birliği, Kanada, İsviçre ve diğer  ülkelerde de  ilacın onayı için başvuruda bulundu. 
 
İnsulin degludec ve Ryzodeg, uzun etkili ya da bazal insülin pazarında hakim olan Sanofi'nin Lantus adlı ilacının en güçlü yeni rakibi olarak görülüyor. 
 
İlacın fiyat görüşmelerinin tamamlanmasından sonra ilk olarak  Japonya'da pazarlanması planlanıyor. 
 
Kaynak :  Reuters Sağlık

Yeni bir çalışmanın sonuçlarına göre ABD' de diyabetle ilişkili görme kaybı, bir dekadan daha kısa bir sürede % 20 artış gösterdi.
Glokom ve katarakt dahil nonrefraktif görme bozukluğu, gözlük ile düzeltilebilir ve genellikle lazer tedavisi veya cerrahi gerektirir edilemez. Ayrıca, bu sorun zamanında tespit veya zamanında tedavi edilmezse, özellikle bazı durumlarda kalıcı görme kaybına yol açabilir.

Baltimore Tıp Johns Hopkins Üniversitesi Göz Enstitüsü' nden David Friedman "Bunlar gerçekten dramatik bulgular ve önümüzdeki buzdağının ucu," dedi.
Araştırmacılar, diyabet oranlarının artmaya devam ettiğini, giderek daha genç hastaları vurduğunu ve bu hastalıklarla ilişkili komplikasyonlar da artış beklendiğini söyledi. Görme kaybı özellikle on yıl veya daha uzun süredir diyabetle mücadele eden hastalar için önemli bir problemdir..
Dr. Friedman ve ekibi, bir ulusal sağlık ve beslenme çalışmasında elde edilen verileri kullanarak , 1999 ila 2002 yılların arasında tedavi edilen 9,471 erişkin hastada nonrefraktif görme bozukluğu oranını %1,4 olarak buldu. 2005 ila 2008 yıllarında çalışmaya alınan 10,480 hastada ise bu oran %1,7 olarak bulundu.
Bu süre boyunca çalışmaya alınan, on yıl ve daha uzun süredir diyabeti olan hastalarda oran %2,8 ila %3,6 ya kadar artmaktadır.
Çalışma diyabetin görme sorunları artışında etken olduğunu ispat edemez.
Ancak, yoksulluk ve eğitim eksikliği gibi, görme bozukluğu riskinde artışla ilişkili diğer faktörleri araştıran önceki ve sonraki çalışmalarda bu oranlar benzer bulundu.

GERÇEKTEN uyarıcı:

Retinada sıvı biriktiğinde ki bulanık görmeye yol açar veya gözün araka tabakasında oksijen eksikliğine bağlı yeni kan damarların oluşumu diyabetle ilişkili görme problemleridir.
Çalışmada ölçülen görme kaybının tipi - her iki gözde 20/40 dan kötü - körlük değildir ama Friedman' a göre, insanların bağımsız yaşamasını zorlaştırabilir veya ehliyet almalarını engelleyebilir.
Ann Arbor Michigan Üniversitesi Kellogg Göz Merkezi' nde bir epidemiyolojist olan " David Musch, çalışma ile ilgili baş yazısında bunun gerçekten korkutucu bir işaret olduğunu belirtti.
"Bu muhtemelen genç çocuk ve ergenlerde kilolu ve obez olmak devam edersek, yakın gelecekte belli olacak bir dizi işaretten sadece biridir, "erişkin başlangıçlı" diyabet dikkate alınmalıdır.

Dr. Musch , "Bu, genç nüfus arasında komplikasyonların daha çok görüleceği hakkında bir mesajdır " diye ekledi.

Friedman, 'İngiltere'de olduğu gibi, diyabetli herkesin görme sorunları açısından taranmaması, körlükle ilgili durumu neredeyse tamamen ortadan kaldırabilir' dedi. Ancak, ABD'de diyabet hastalarının yaklaşık yarısı halen gözlerini düzenli olarak kontrol ettirmektedir.
"Umarım bu yazı bilinçlenmeyi ve kısmen tarama oranını artırır," dedi.

Journal of the American Medical Association, December 11, 2012.

Kaynak: Reuters Sağlık

Diyabet halen renal ve kardiyovasküler hastalıklar, sinir hasarı ve görme kaybı riskini artırmakla bağlantılıdır. Japonya' da yapılan bir çalışma, diyabetiklerde işitme bozukluklarının iki kat kadar fazla olabileceğini buldu.
'Journal of Clinical Endocrinology and Metabolism' dergisinin son sayısında yayınlanan derlemede, araştırıcılar nedeni açıklanamamakla birlikte genç hataların yaşlılardan daha büyük risk taşıdığını buldu.
'Güncel metaanaliz, işitme bozukluğunun diyabetik hastalar, diyabetik olmayan hastalarla karşılaştırıldığında daha yüksek prevalansta olduğunu ve yaştan bağımsız olarak sürdüğünü düşündürtmektedir':  Niigata Üniversitesi Tıp Fakültesinden araştırma lideri D. Chika Horikawa ve arkadaşları yazdı.
Bu diyabet ile işitme kaybı arasındaki ilişkiyi gösteren ilk çalışma değildir. 2008 de Amerikan Kanser Enstitüsü? nden araştırıcılar 11.000- den fazla kişide, diyabetiklerde işitme kaybının nondiyabetiklere göre benzer biçimde iki kat fazla olabileceğini gördü.
Horikawa, diyabete bağlı olan yüksek kan şekeri seviyelerinin kulaktaki damarları hasarlandırarak işitme kaybına yol açtığını düşündürdüğünü söyledi.
Horikawa ve arkadaşları verileri, 1977 ila 2011 yılları arasında yapılan, diyabet ve işitme kaybı arasındaki ilişkiyi inceleyen önceki 13 çalışmadan topladı. Veriler toplam 7377 diyabetik kişi ve 12817 nondiyabetik kişiyi kapsıyordu.
Horikawa' nın takımı diyabetiklerde işitme kaybının 2,15 kat fazla olduğunu buldu. Ancak bu sonuçlar yaşla birlikte azalmaktadır, 60 yaş altındaki diyabetiklerde işitme kaybı 2, 60 kat fazlayken, 60 yaş üzerinde risk 1, 58 kat fazladır.
Bazı araştırıcılar, bu gibi çalışmaların diyabetin artan işitme kaybından direkt olarak sorumlu olduğunu kanıtlamayacağına dikkat çekmektedir.
Mayo Klinik' ten diyabet uzmanı, Steven Smith 'bu durum soruyu kesin olarak cevaplamamaktadır, ama önemli bir noktaya işaret etmektedir' dedi.
Araştırıcılar, gelecek çalışmaların yaş ve çevre gürültüsü gibi çok sayıda faktörü alarak, diyabet ile işitme kaybı arasındaki ilişkinin netleştirilmesi gerektiğini söyledi.
Still, Horikawa Reuters Sağlık' a gönderdiği mailinde, 'çalışmalarının sonuçlarına göre insanlar diyabetiklerin işitme kaybı riskinin olabileceğinin farkına varmalıdır' dedi.
Bundan başka sonuçlar, diyabetik hastaların erken yaşlardan itibaren işitme kaybı için taranması ve nondiyabetiklerle karşılaştırılmasını önermektedir.
Horikawa, işitme kaybının, depresyon ve demans riskinde artışla da ilişkili olabileceğini ekledi.

Makale için tıklayınız.

Kaynak: Reuters Sağlık


Amerika Gıda ve İlaç Dairesi, Danimarka ilaç üretim şirketinin yeni deglude insülininin kalp sağlığı ve hipoglisemi riskine odaklandı ve bu amaçla kullanımının onaylanıp onaylanamayacağını tartıştı
 
Panel iki gün önce başladı, üyeler, 16 çalışmadan elde edilen verilere göre ilacın, standart insülinle karşılaştırıldığında unstabil anjina, inme ve kalp krizi ile kardiyovasküler ölüm riskini artırabileceğini  söyledi.  
Ayrıca bu deglude insülin, insülinin en sık görülen yan etkisi olan  hipoglisemiden  kaçınmada da güçlü bir etki sağlamamaktadır. 
Bu açıklama  en büyük insülin yapıcısı Novo' ya pahalıya patladı çünkü ilaç ABD'de onaylanmış olsaydı 2016 da yıllık 1,5 milyar dolar satış kapasitesine ulaşabilecekti. Bu satış rakamı Sanofi' nin uzun etkili insülini Lantus? un yıllık 5 milyar dolarlık satışı ile yarışabilirdi.   
Şirket deglude insülin  ile ilgili çalışmaları tamamlamasına rağmen, çalışmalar kalp riski konusunda emin olmak için yeteri kadar uzun süreli ve yeterli sayıda hastayı kapsamamaktaydı. Uzun süreli çalışmalar gereklidir, ancak panelistler bu çalışmaların ilaç onaylanmadan ve markete sürülmeden önce mi yürütülmesi gerektiği veya ilaç markette pazarlandıktan sonra sürdürülmesine izin verilip verilemeyeceğini tartıştı. 
FDA üyeleri, Salı günü ilacı Tresiba adıyla pazarlamayı düşünen şirkete negatif görüşünü iletti ve ilacı onaylamadı. 
 
Avrupa İlaç Ajansı geçen ay degludeci onaylamayı düşünmekteydi, ilaç halen Japonya' da onaylanmıştır. 
 
Kaynak: Reuters