e-Posta :
Şifre :


Annelik Zor Zanaat Vesselam

Bizi en çok yaralayanlar; en sevdiklerimiz en değer verdiklerimiz olur hep. En çok acıtan onlar olur.
Başkaları ne yaparsa yapsın kırılmayız da en yakınlarımız bir ‘ah’ dese içimiz yanar. En değer verdiklerimiz yani annemiz, babamız varsa kardeşimiz, evlenince eşimiz; muhtemelen konuşmaya başlayınca çocuğumuz. Vursan sopayı kıran, taş gibi kaskatı, kırılmaz dediklerimiz bile annesinin bir dudak bükmesinde üzülürler. Nasıl üzüleceğini unutmuş olanımız varsa sinirlenir annesine. En çok onun anlamasını bekleriz, en cok onun beğenmesini isteriz. Daha küçücükken yemek yaptığı sırada eteğine yapıştığımız kadının onayını bekleriz içten içe. Annemizdir hepimizin yumuşak karnı. Onun bizde bıraktığı hatıralarla yasarız hayatı. Aslında onun ayak izleridir alışkanlıklarımız.

Şimdi tüm bunları bilirken anne olmak daha zor aslında. Dünyaya tertemiz bir zihinle bakan, kötülük nedir bilmeyen, boncuk boncuk gözleriyle sadece ilgi bekleyen miniciğimize bakıp; onun ilerde edineceği kötü alışkanlıkların, obsesyonların, yaraların kaynağı olacağımızı bilmek daha zor. Hayatta en cok değer verdiğimiz, canımızdan cok sevdiğimiz yavrumuzun en büyük sevinçlerinin ve en derin üzüntülerinin kaynağı olacağımızı bilerek anne olmak daha zor. Belki en zoru annelerimize ne kadar kızsak da başka türlüsünün nasıl yapılacağını bilmediğimiz için cocuğumuzu da onun bizi yetiştirdiği gibi yetiştirecek olmamız. Belki farketmeden biz de akranlarıyla kıyaslayacağız, belki onun bizimle en çok vakit geçirmek istediği, bize ihtiyacı olduğu çocukluk çağında onu ihmal edeceğiz, yapması gereken her şeyi elinden alıp, onun yerine yapmaya çalışıp, hayatına aşırı müdahaleyle onu yanımızdan kaçıracağız. Sırf çocukluğumuzda huzursuzluk gördük diye evde huzursuzluk çıkaracağız belki…

Şimdi sana bakıyorum, kucağımda mışıl mışıl uyuyorsun. Seni böyle severken aslında sana en cok zararı verebilecek insanın yine ben olması oyle hüzün verici ki… Seni başkalarından koruyabilirim, ama sana derin yaralar açabilecek kendi küçük -hatta bazen belki büyük- hatalarımdan nasıl korurum bilmiyorum. Keşke yeri gelince bana şöyle diyebilsen: ‘Anne dur, yapma. Gel biraz konuşalım’ Senin böyle yapabilmen için galiba önce benim böyle yapmam gerekiyor; teoriye göre beni taklit edeceksin değil mi?

Ne yaparsam yapayım yine de ileride bir gün yüreğinin kenarında küçücük bir çizik olacak ve sen soranlara ‘Annem yanlışlıkla yaktı’ diyeceksin.

Ahh miniciğim anne olmak ne zor bir bilsen, insan anne olunca anlıyor, hatta hak veriyor annesine…

NOT: Yine duygusal bir yazıyla araya girdik. Ben bu aralar biraz duygusalım galiba, birden böyle yazılar çıkıverdi :)

YAZAR HAKKINDA

Bu yazı Med-Index özel içeriği olup tüm hakları saklıdır. Kaynak göstererek dahi olsa, izin alınmadan tamamen veya kısmen kopyalanması yasaktır. Kullanım izni için lütfen site yönetimi ile temasa geçiniz.

Tarih : 24.01.2014

Kategori: Nütrisyon, Kadın Hastalıkları ve Doğum, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Anestezi ve Reaminasyon, Aile Hekimliği

Kültür Serisi: Deneme

Etiketler: bebek, anne

Yorumlar:

Henüz bu kültür haberi ile ilgili bir yorum yazılmamış